Aylık arşivler: Ocak 2009

EDEBİYAT-KİTAP

Photo-0361TAVSİYE ETTİĞİM KİTAPLAR

Ö.LÜTFİ METE – Mahir KAYNAK – Derin Devlet / Tanımlanamayan Güç
Zbigniew BRZESINSKI – Büyük Satranç Tahtası
Samuel P. HUNTINGTON – Medeniyetler Çatışması
Noam CHAOMSKY – Yeni Dünya Düzeninde Yalanlar ve Gerçekler
Mustafa YILDIRIM – Sivil Örümceğin Ağında
Mustafa ARMAĞAN – Abdülhamid ‘ in Kurtlarla Dansı
Metin AYDOĞAN – Bitmeyen Oyun
Francıs FUKUYAMA – Devlet İnşası
Mehmet Akif ERSOY – SAFAHAT

Hakan KAYA , TÜRKİYE – KAFKASYA …

photo-03551 Son zamanlarda yaşanan gelişmeler bulunduğumuz coğrafyanın dünyanın jeopolitik dengeleri açısından en önemli merkezlerin başında geldiğini göstermektedir.
Kafkasya taşıdığı önem sebebiyle AVRASYA nın merkezi ve en hassas bölgesidir.Küresel Güçler için AVRASYA dünyanın kalbidir. AVRASYA ya hakim olmak için dünyayı ve tüm ulusları yöneten süper güç diye tanımladığımız güç olmak gerekir. Tarihte Bizanstan – Osmanlıya birçok örneği mevcuttur.
Kafkasya da AVRASYA nın beyni ve kalbidir.Aynı zamanda PETROL – DOĞALGAZ gibi stratejik öneme haiz madenleribünyesinde barındırmaktadır. Dünya tarihinin son yüzelli yıllık döneminde Kafkasya’nın egemeni Rusya olmuştur. Amerika Birleşik Devletlerinin son yıllarda bölge üzerindeki nüfusunu artırması ve elindeki NATO kozunuda kullanarak On yıl önce içine girilen küreselleşme süreci içerisinde Güney Kafkas Ülkeleri bağımsızlıklarını ilan edince, yalnızca Kuzey Kafkas bölgesi Rus egemenliği altında kalmıştır.
Kanaatimce Amerika Birleşik Devletlerinin ve stratejistlerinin beklemedikleri bir gelişme oldu.Bu gelişme Gorbaçov ve Yeltsin den sonra Rus halkının sönük geçen 90 lı yılların ardından Vladimir PUTİN e ve politikalarına verdiği destek ile eski günlerine dönmeye çalışan Rusya devleti olmuştur.
Vladimir PUTİN , Amerika Birleşik Devletlerinin Güney Amerikada ki sol iktidarlara, hızla her alanda gelişen Çin Halk Cumhuriyeti ve Ortadoğuda ki daimi düşmanı İRAN üzerinde yoğunlaştığı dönemi çok iyi değerlendirip Rusyayı Kafkasya daki etkinliğine tekrar kavuşturdu.Bu süreç iyi etüt edilir ise PUTİN in 2007 Münih AGİT Toplantısında ki tarihi konuşmasına kadar kimsede bununfarkında olmadı.Neydi bu konuşmanın ana fikri ve mesajı hatırlayalım artık dünyanın tek kutuplu bir dünya olmaktan çıktığını ülkesinin bu sahnede tekrar varolduğunu vurgulamaktadır.
Kafkasyadaki son zamanlarda yaşanan Rusya -Gürcistan savaşı ve Kosova nın bağımsızlığınıilan etmesi tekrar eskisi gibi iki ülkenin AVRASYA Satranç oyununun ilk hamlelerini yaptıklarını göstermektedir.
Türkiye Devleti tüm dinamitleri ile bu oyun da altını çizerek söylüyorum ülke menfaatlerini ve Türk-İslam ülküsü ışığında Kafkasyadaki ırk ve din kardeşlerini unutmamalı tarihine geçmişine ve en önemlisi Cumhurbaşkanlığımızın Forsundaki 16 yıldıza yakışır şekilde hareket etmelidir.Zaten Rusyanın Kafkasya da en büyük çekincesi önce A.B.D ve sonra Türkiye Devletidir.
Fakat Türkiye Cumhuriyetinin geçmiş 20 yılı iyi değerlendiremediği apaçık ortadadır.S.S.C.B DAĞILDIĞINDA TARİHİ FIRSAT KAÇMIŞTIR. Maalesef Kafkasya hakimiyetinde Türkiye Devletinin sözde stratejik ortağı A.B.D tarafından engellenmesi ve Rus – A.B.D iSTİHBARAT oyunlarına seyircikalması sonucu Allah ( c.c.) rahmet eylesin Ebulfeyz ELÇİBEY ve C.DUDAYEV gibi liderler ile birlikte hareket edememesi ve yeterli desteği sağlayamaması Türkiye Devletiini başrol oyunculuğundan figüran hale getirmiştir.
Yazımı Ulu Önder Atatürk ün bu sözleriyle bitirmek istiyorum…
“Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat, yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Bugün Rusya’nın elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim, bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür. İnanç bir köprüdür. Tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını beklememeliyiz, bizim onlara yaklaşmamız gereklidir. Rusya bir gün dağılacaktır. O zaman Türkiye onlar için örnek bir ülke olacaktır.”
Bu sözler ışığında Türk Devleti muhakkak ki geçmişte ki hatalarından vazgeçip doğru hamleleri yapıp köklerine,tarihine yakışır biçimde tarafsız ve güçlü bir şekilde saf tutmalıdır.

HASANAĞA TOKİ KONUTLARI ; Bursa da Değişimin Ve Çağdaş Kentleşmenin Yeni Simgesi

photo-01062Toplumların çağlar boyunca gelişmekte olan yaşam standartlarında en önemli parametrelerden birisi de sosyal konut anlayışıdır.Konut bireyin kendisi ve ailesi ile birikte en önemli yaşam alanıdır.
Konut bişreyin kendisi ve ailesi ile birlikte en önemli yaşam alanıdır.Bireyleri yaşamında en özel anları,istirahat mekanı ve zamanının bir çoğunu sevdikleriyle geçirdiğinden dolayı bu önemi kazanmaktadır.
Konutlar kentlerin en önemli yapıtaşlarıdır. Konutların yaşanabilirliği ve toplumun sosyal – kültürel değerleri açısından açısından verimliliğikaliteli kent ve toplumun en önemli göstergesidir.Evet Bursa da kaçak yapılaşmaya ve kuşbakışı Yeşil
Bursa nın gri Bursa olmasına inat Hasanağa TOKİ Konutları projesi yükseliyor.img_3088
2004 yılında imalatına başlanan 1534 adet konut, ilköğretim okulu-ticaret merkezi – spor salonu-kafeterya ve mescitin bulunduğu proje de m2 ye düşen yeşil alan miktarının fazlalığıda dikkat çekmekte.
İnşaat Mühendisi olarak kanaatimce modern konut projesinde olması gerekenler ;
– Yaşayan bireylerin önce insan anlayışıyla mutlu ve huzur içinde yaşanabilirliği
– Konut üretiminde kullanılan yapı malzemelerinin kalitesi
– Isı ve Nem yalıtımı
– Yeni deprem yönetmeliğine göre statik projesi ve bu proje ışığında taviz verilmeden uygulaması ve imalatının yapılması
– Konutun bölgeye kazandırdıkları( kentsel gelişmişlik )
– M2 ye düsen yeşil alan oranının fazlalığı
– Bireylerin ve çocukların rahatlıkla spor yapabileceği spor alanları-yürüyüş parkurları-dinlenme alanları
– Şehir merkezine ulaşım kolaylığı
gibi maddelerdir.
Evet bunların hepsi mevcut Hasanağa Toki Konutlarında .Devletimizin konut edindirme ile ilgili kurumu TOKİ nin son yıllarda yapmış olduğu bu büyük atılımın en güzel meyvelerinden bir tanesidir Hasanağa TOKİ.
Bu projeyi Bursamıza kazandıranların hepsine sonsuz teşekkürlerimi buradan iletmek istiyorum.Konutların teslimatı sonrasında tüm vatandaşlar yaşam alanlarına ve bu güzel projeye sahip çıkmalı yapılan uygulamaları koruma ve geliştirme eğiliminde olmalıdır.
Buradan özellikle yaptığı hizmet ve yatırımlarından ötürü başta Hasanağa Belediye Başkanı Sn İbrahim SİNCANLI olmak üzere ,Bursa Milletvekillerimize ,Büyükşehir Belediye Başkanımız Sn Hikmet ŞAHİN e ulaşım – doğalgaz ve su ile ilgili yaptığı çalışmalar için ayrıca Hasanağa Belediyesinin dinlenme parkları,oyun alanları,sağlık- spor parkları için yaptığı hizmetleri takip edip yapılan bu hizmetler adına sevinci paylaşmaktayız.
Projedeki duyarlı vatandaşlarımız şimdiden faaliyete geçirmiş oldukları , Hasanağa Toki konutları Kültürel gelişme, Sosyal Dayanışma ve Yaşatma Derneği adı altında örgütlenerek yazımızda belirttiğimiz hususlar dahilinde olumlu çalışmalara komşuları adına Hasanağa Belediyesi ilke birlikte ortak faydalı çalışmalara başlamış durumdalar.
5000 kişilik nüfusu ile Hasanağa TOKİ konutları Çağdaş kentleşme örneği olarak yükselmekte ve önümüzdeki yıllarda bu bölgenin büyük bir gelişme göstereceği kanaatindeyim…
Sevgi ve Saygılarımla…..
Hakan KAYA
İnşaat Mühendisi

PROF.DR. SABAHATTİN ZAİM – ABİDE-İ ŞAHSİYETLER (1)

prof-dr-sabahattin-zaim-vefat-etti_o1PROF.DR. SABAHATTİN ZAİM

1926 yılında Makedonya’nın İştip kasabasında dünyaya gelen ve burada Türklere yönelik baskıların ardından ailesiyle birlikte 1934 yılında Türkiye’ye göç eden Prof. Dr. Sabahattin Zaim, yüksek öğrenimini Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde bitirdi. Okulun ardından 6 yıl kaymakamlık yapan Prof. Dr. Zaim, 1953 yılında asistan olarak girdiği İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde 40 yıl boyunca görev yaptı. 5 çocuk babasıydı.Zaim 9 Aralık 2007 tarihinde İstanbul’da vefat etti.HAKKINDA YAZILANLAR’Hocaların Hocası’ Prof. Dr. Sabahattin Zaim vefat ettiZaman 9 Aralık 2007Hocaların hocası, Profesör Doktor Sabahattin Zaim (81) tedavi gördüğü Sema Hastanesi’nde 04:15’te yaşamını yitirdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de aralarında bulunduğu birçok ünlü ismin hocalığını yapan Zaim, bir süredir kanser tedavisi görüyordu.Lenf Kanseri rahatsızlığı nedeni ile 15 gün önce ameliyat olan Zaim’in rahatsızlanması üzerine tekrar hastaneye kaldırıldığı, saat 04:15’te yaşamını yitirdiği öğrenildi. Zaim’in hastaneye kaldırılması sonrası Cumhurbaşkanı Gül’ün hastaneyi ve yakınlarını arayarak, Sebahattin Zaim’in sağlık durumu hakkında bilgi aldığı belirtildi. Sema Hastanesi morgunda bulunan Zaim’in cenazesinin Pazartesi günü öğle namazını müteakiben Fatih Camii’nde kılınacak cenaze nemazının ardından Edirnekapı’daki aile mezarlığına defnedileceği ifade edildi. SABAHATTİN ZAİM KİMDİR? Hocaların hocası Prof. Dr. Sabahattin Zaim, 1926 yılında Makedonya’nın İştip kasabasında doğdu. Ailesi ile birlikte 1934’te İstanbul’a göç etti. Yüksek öğrenimini Ankara Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi İdari Şube kısmında (1947) tamamladı. 1953 tarihinde İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Sosyal Siyaset Kürsüsü’nde asistan oldu ve tam 40 yıl aralıksız bir şekilde bu üniversitede doktor, doçent, profesör ve kürsü başkanı olarak görev yaptı. Suudi Arabistan’daki Melik Abdülaziz Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi, Sakarya Üniversitesi”nde de İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin kurucu dekanı olan Zaim, 1998 yılında emekli olarak yarım asırlık akademik hayatını tamamladı. Zaim, 1998-2000 yıllarında da YÖK üyeliği yaptı. Çalıştığı süre boyunca binlerce öğrenci ve bilim adamı yetiştiren ve bu nedenle hocaların hocası olarak anılan Prof. Zaim’in akademi ve fikir dünyasındaki ünü tüm dünyaya yayılmış bulunuyor. EĞİTİME ADANAN BİR ÖMÜRDÜ: SABAHATTİN ZAİM… ”Hocaların Hocası” ve ”İktisadın duayeni” olarak anılan ve 81 yaşında tedavi gördüğü hastanede bugün hayatını kaybeden emekli Prof. Dr. Sabahattin Zaim, ilerleyen yaşına rağmen emekliliğini konferans vererek, öğrenci yetiştirerek, yurt içi ve yurt dışındaki sosyal ve kültürel etkinliklere katılarak değerlendiriyordu. İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Prof. Dr. Zaim, vefatından bir süre önce AA muhabiriyle görüşmüş ve hayatıyla ilgili bazı kesitler hakkında bilgi vermişti. Bugüne kadar binlerce öğrenci yetiştiren ve yetiştirdiği öğrencilerin bir kısmı bugün devletin önemli kademelerinde olan Prof. Dr. Sabahattin Zaim, hep mütevazi yaşamıyla dikkat çekmişti. Prof. Dr. Zaim’in verdiği bilgiler doğrultusunda hayatının ilginç kesitleri şöyle… -İÜ’DEKİ VE MTTB’DEKİ YILLARI- Özellikle ”İslam Ekonomisi” üzerine yaptığı teorik çalışmaları sebebiyle pek çok ödül alan Prof. Dr. Zaim, İstanbul Üniversitesi (İÜ) İktisat Fakültesi’nde görev yaptığı sırada aynı zamanda Milli Türk Talebe Birliği’nde (MTTB) ”Sosyal İşler Başkanlığı” görevini yürütüyordu. Üniversiteden öğrencileriyle MTTB’de görüştüğünü ve dernek çatısı altında iktisat konferansları verdiğini anlatan Prof. Dr. Zaim, ”İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olanıdır” sözünü hayatına ilke edindiğini her gittiği yerde açıklıyordu. Üniversitelerin insan yetiştirme müesseseleri olduğuna inanan ve selektif eğitimin her zaman çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Zaim, her devletin 5-10 kişi tarafından yönetildiğini bu nedenle de ”insan yetiştirmenin” herşeyden önemli olduğunu açıklıyordu. -FİDANLIĞINA DİKTİĞİ FİDANLAR- Prof. Dr. Zaim, İstanbul Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptığı sırada öğrenci yetiştirmeye verdiği önemi şu şekilde anlatmıştı: ”1970’li yılların sonlarına doğru Sakarya Üniversitesinde İktisat Akademisi kurulmuştu. Fakültelere asistan almak çok zordu. Ancak akademilere ise asistan almak daha kolaydı, ben de kendi üniversitemin yanı sıra burada da ders veriyordum. Buraya 24 kişiyi asistan olarak aldım ve kendime göre bir fidanlık oluşturmuştum. Aldığım bu asistanlar arasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, AK Parti Konya Milletvekili Prof. Dr. Sami Güçlü gibi şu anda tanınmış birçok siyasetçi ve bilim adamı bulunuyordu. Sakarya Üniversitesi’ne aralarında sayın Gül’ün de bulunduğu 24 asistanı aldığım zaman ‘Ne yaptın hocam bu kadar insan alınır mı?’ diyenlere, ‘ben bir fidanlık oluşturdum, bu fidanlar yarın büyüyüp meyve vermeye başlayacak’ yanıtını vermiştim.” Yetiştirdiği öğrenciler arasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile eski siyasetçilerden Ali Coşkun, Nevzat Yalçıntaş gibi çok sayıda isim bulunan Prof. Dr. Zaim, öğrencilerinin bugün ülkenin idarecileri olacağını hayal edemediğini, ancak onların ülkeye, millete güzel hizmetler edeceklerine inandığını dile getirmişti. -”SABAHATTİN HOCA’NIN MÜTEVAZİLİĞİ”- Prof. Dr. Zaim, bugün ülkeyi idare eden ve bir zamanlar öğrencileri olan yönetici ve siyasetçilere ”ekiplerini” iyi kurmaları yönünde tavsiyelerde bulunuyordu, Büyük Selçuklu Devleti’nin önemli vezirlerinden Nizamül Mülk’ün ”Siyasetname” adlı eserinden öğrencilerine tavsiyede bulunmuştu. ”Lider, devleti idare edecek yakın çevresini çok iyi belirlemelidir. Onlar da kendi çalışacakları arkadaşlarını çok iyi seçmelidirler” şeklinde Nizamül Mülk’ün yöneticilere tavsiyelerine dikkati çeken Prof. Dr. Zaim, önemli başarıların ekip işi olduğunu vurguluyordu. Prof. Dr. Zaim, devleti idare edenlerin ekiplerini iyi kuramadıkları halde başarı sağlayamayacaklarını belirterek, demokrasiyi ”kadrolar sistemi” olarak nitelendiriyor, halkın getirdiği iktidarların da kendi ekipleriyle gelip, kendi ekipleriyle gitmelerini istiyordu. -”ÖĞRENCİLERİYLE ANILARI…” Hayatındaki önemli anılar Şair ve Yazar İsmet Özel tarafından kitaplaştırılması çalışmaları yürütülen Prof. Dr. Zaim, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü ”beyefendi, sakin, azimli ve vefalı” bir kişi olarak niteleyebileceğini, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın ise yaptığı ”şakalarla” belleğinde önemli iz bıraktığını açıklamıştı. Öğrencilerinden Cumhurbaşkanı Gül’ün kendisi için ayrı bir yeri olduğunu ve hayatının hiçbir döneminde kendisiyle irtibatını koparmadığını belirten Prof. Dr. Zaim, ”Başbakan olduğu zaman Ankara’ya geldiğim sırada Sayın Gül bana, ‘Bir numara olmanın işi zor hocam’ demişti. Şu anda işinin çok daha zor olduğunu tahmin edebiliyorum. Ama dualarımızla onun yanındayız” demişti. -EMEKLİLİK YILLARI…- Prof. Dr. Sabahattin Zaim, kurucu dekan olarak görev yaptığı Sakarya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden 1998 yılında emekli oldu, ancak ilimle uğraşmayı bırakmadı. Emeklilik yıllarını ”okuyorum, yazıyorum ve konuşuyorum” şeklinde değerlendirdiğini anlatan Zaim, emekliliğini konferans vererek, öğrenci yetiştirerek, yurt içi ve yurt dışındaki sosyal ve kültürel etkinliklere katılarak değerlendirdiğini kaydetti. Evinde ağırladığı öğrencileriyle görüş alışverişinde bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Zaim, ayrıca Deniz Feneri Derneği’nin gönüllüsü olarak da özellikle Balkanlar’a yönelik yapılan çalışmaları bizzat yerinde gidip görüyordu. Doğduğu İştip’e 72 yıl aradan sonra ilk defa geçen yıl Deniz Feneri Derneği’nin yaptırdığı ”Hamidiye Medresesi”nin açılışı için giden Prof. Dr. Zaim, son olarak 17 Eylülde Bosna-Hersek’te yaptırılan Cemil Biyedç Üniversitesi’nin açılışına katılmış ve burada gördüğü manzara karşısında duygulu anlar yaşamıştı. Prof. Dr. Zaim, aynı zamanda Uluslararası Sarayova Üniversitesi’nin kurucu rektörü olarak da 2003-2004 yıllarında görev yapmıştı.

Hakan KAYA

Hakan KAYA
İnşaat Mühendisi
Bursa \ TÜRKİYE
http://www.hakankaya.wordpress.com
e-posta : insmuhhakankaya@gmail.comn1340918765_30015351_465

TÜRK VE MÜSLÜMAN OLMAK

Photo-0259Bu yazımda yaşantım boyunca en çok önem verdiğim yaşam biçimim ve ilkelerime ışık tutan TÜRK VE MÜSLÜMAN olmanın gururu-mutluluğu ve dikkat edilmesi gereken bir varlığı konu seçmiş bulunmaktayım.
Evet önce mutluluk dedim yeryüzünde yaşam boyunca tüm toplumların törelerine bağlılığı ,sosyolojik sevgi-saygı,kadına verilen önem,temizlik adalet anlayışı ve daha saymakla bitmeyecek beşeri sosyal kazanım ve özellikleri açısından örnek ile mesnetleri çoktur Türk ırkı genetiğine özel üstünlükleri diğer milletler ile baz alındığında mukayese edilemeyecek kadar çok fazla olduğu görülmektedir.
Birde bu millet 8.yy dan sonra İslamiyet ile şereflenince. Türklüğün tüm kazanımları kendisine en uygun din olan İslamiyetin farz ve sünnetleri ile pekiştirdiğinde tüm milletlerin hayran kaldığı bir sosyo-beşeri sentez ortay çıkmıştır.
Ulu önder Gazinin dediği gibi “ Benim yaradılışımda fevkâlade olan bir şey varsa, Türk olarak dünyaya gelmemdir”.ne de güzel demiş Atatürk Türk olmanın bütün güzelliğini yansıtmış bu deyişinde.
İslam dininin aile ve toplum ilişkilerinde ki kuralları güzel dinimizin gerekçeleri Türklük ile kaynaştığında örnek insan profili ortaya çıkmıştır.İslamiyet güzel ahlaktır. İyi bir müslüman çevresine örnek olmalıdır.
kader bu kusursuz dercede iki güzelliği birleştirmiş Türke İslamiyetin bayraktarlığını nasib etmiş Türkte bu görevi başarı ile yerine getirmiştir.
Osmanlı bunun en güzel örneğidir.Türk-İslam sentezi bu başarının anahtarlarından biridir.Şu konuda Osmanlı da millet kavramı yoktu küresel ulusların birleşimi ile çok çeşitli ulusları,tebaaları bünyesinde barındırmış diyenlerin görüşüne saygımız vardır.Ancak Türk-İslam sentezinin başarısının Osmanlının başarısında payı yoktur diyenlere de katılamayız.
Malazgirtten Kosovaya,Prevezeden Çanakkaleye kadar kazanılan zaferler bunun en güzel örnekleridir.
Allaha şükürler olsun Türk ve Müslümanım….

YILDIRIM BEYAZIT TÜRBE VE CAMİSİ – Yıldırım \ BURSA

38757494136bursabayeziticomplex

YAKLAŞAN YEREL SEÇİMLER VE KAÇAK YAPILAŞMA

n1340918765_74022Her beş yılda bir yaşamış olduğumuz yerel seçimlere çok az bir zaman kaldı.Bildiğiniz üzere Mart 2009 da kentlerimiz yeni yöneticileri ile birlikte buluşacak.

Maalesef her yerel seçim öncesi şehirlerimizin üstüne kabus gibi çöken ulusal anlamda utancımız olan kaçak yapılaşma rezaleti ortaya çıkmakta.Evet bize has bir durumdur bu kaçak yapılaşma… Herhangi bir gelişmiş ülkede bu olgu ile karşılaşmazsınız.

Bu sorunu analiz ederken nedenlerine inmek gerekir.Genelde ruhsatlı bir yapı imal etmenin daha uygulamaya başlanılmadan proje-etüd ve bunların ilgili idaresi tarafından çıkarılan mevzuat sonucu oluşan harç vb… masraflar kaçak yapılaşmanın sebepleri olarak gösterilmektedir.Ülkemizde sistem gereği ruhsat-proje-onay üçgeninde vatandaşlarımızın mağduriyeti özellikle kontrol ve onay sürelerinin gereksiz kırtasiye ve mevzuat ayrıntıları ile gerekse de ilgili idarelerinde konu ile ilgili personel sayılarının kalitesi ve sayısal azlığı yüzünden uzadığı ve bu süreninde uzaması projenin imalatının gecikmesi gibi sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

Şahsımca en önemli sorun da budur. Eko-sektörel dalgalanmalar sonucunda arz-talep dengesizliğinde yapı malzemesi fiyatlarında ki artışlar bir projenin ruhsat aşamasında ki gecikmesi sonucunda ruhsatlı,projeli yapı imal etmek isteyen yüklenici yada yatırımcıları zor durumda bırakmaktadır.Kurumlar ve yasa-yönetmelik koyucular bu durumları mutlaka göz önüne almalı inşaat gibi ilk yatırım maliyeti yüksek uygulamalarda yatırmcının önünü açacak kamu yararlarınıda ele alarak optimum düzeyde önlem ve şartlar konulmalıdır.
Maalesef geçmiş dönemlerde uygulanmış olan kaçak yapılaşmaya af rezaleti ile birlikte birde bunlara evvel ki senelerde kaçak yapılara su – elektrik aboneliği uygulanması her seçim dönemi verilen tavizler, art niyetli ülkemiz deprem gerçeğinden habersiz ve bilinçsiz vatandaşlarımızı kaçak yapı üretmeye teşvik etmektedir.Neticede de şu an tüm anakentlerimizde sağlıksız bir yapılaşma ortaya çıkmaktadır.Bunun sonucu sokağına ambulansın itfaiyenin zor girebildiği yada giremediği sokaklar,yeşil ve sosyal donatı alanından yoksun irili ufaklı beton yığınları.ne kültürümüze ne de çağdaş mimariden uzak kimliksiz kent alanları oluşmakta…harun_gulsun_kusbakisi_bursa1

Herhangi bir yapıda ruhsat ve proje aşamalarının maliyeti yapı toplam maliyetinin % 5 – % 10 u arasında değişmektedir.Yaklaşan yerel seçimler öncesi medyası-siyaseti-ilgili idare ve akademik odaları ile birlikte geçmiş hatalarımızdan ders alıp vatandaşı bilinçlendirmeli ve işlemlerini kolaylaştırmalıdır.

Ülkemizin en önemli sorunlarından biri olan bu kaçak yapılaşma ve sonucunda oluşan sağlıksız kentleşmenin önüne geçilmeli acil önlemler alınmalı aktif deprem kuşağında olduğumuzu unutmamalıyız.

Hakan KAYA

İnşaat Mühendisi