Aylık arşivler: Haziran 2009

BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ – 25 HAZİRAN 2009 BURSA GÜNDEM GAZETESİ KÖŞE YAZISI

Photo-0461BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

Tüm kentin yıllardan beri beklediği Bursa’ ya ikinci bir devlet üniversitesi kurulması
vakıf üniversitesi projesi ile gündemden düşürülmemelidir.
Bunun tam tersi öncelik ikinci bir devlet üniversitesi ve buna paralel eş zamanlarda kurulacak
vakıf üniversitesi ile en az 3 adet üniversitenin kente kazandırılması klasik tabir ile
memleket meselesidir.

Bursa’ nın, sanayi ve ticaret alanında ülkemiz adına ilklerin gerçekleştiği, ithalat-ihracat,istihdam,
dış göç,Ar-Ge kriterleri açısından Teknik Üniversite ihtiyacı önem kazanmaktadır.
Uludağ Üniversitesi çok büyüdü.Bu büyümeye paralel olarak ihtiyacı karşılamadığı kanısındayım.
Zaten bu konuda YÖK ‘ te geçtiğimiz Nisan ayında yaptığı açıklama ile öğrenci sayısı 40 bini geçen
İstanbul,Marmara,Uludağ,Selçuk ve Gazi Üniversitelerini çok büyüdükleri ve idareleri zorlaştığı için
yeniden yapılandıracaklarını açıkladı.Bu yıllardan beri beklenen Bursa Teknik Üniversitesinin
ilk adımlarından biridir.

Bundan sonra tüm kent dinamitleri bu konunun gerçek manada takipçisi ve aynı zamanda destekçisi
olmalıdır.Bursa Teknik Üniversitesi’ nin oluşmasına engel olacak hiç bir neden bulunmamakta olup
aksi yönde geçecek her sene ülkemizin ve kentimizin kazanımlarına engel olacaktır.Üniversitelerin
kurulduğu bölgelere kazanımlarını saymaya çalışmak sadece bir köşe yazısına yeteceği kanısında
değilim bunu da takdirlerinize bırakıyorum.

Takip ettiğim kadarı ile yerel yönetimlerimizin bu konuya verdiği destek çok olumlu yönde
Büyükşehir öncülüğünde Yıldırım ve Gemlik Belediyelerinin istekli olmaları daha da mutluluk verici.
Bendeniz burada yapıcı olmak manasında yer tartışmalarına girmeden bir an evvel
Büyükşehir sınırları içerisinde neresi olursa olsun ister Yıldırım eski Köy Hizmetleri arazisi ,
ister Gemlik eski sunipek fabrikası yada Görükle bir an önce eyleme geçilmelidir.

Sanayi-ticaret,vergi ve benzeri konularda ülkesine en büyük katma değerleri sağlayan bu kent
Uludağ Üniversitesi ile birlikte, Bursa Teknik ve bir adet Vakıf Üniversitesini çoktan hak etmiştir.

25 Haziran 2009 BURSA GÜNDEM GAZETESİ
http://www.bursagundem.com
http://www.hakankaya.wordpress.com
insmuhhakankaya@gmail.com

Reklamlar

ÜÇ AYLAR VE REGAİB KANDİLİ…

Rahmet ve bereket ayları olan üç ayların ve Regaip Kandilinin milletimiz ve islam alemine
hayırlara,bereketlere ve afv-ü mağfirete nail olmamızı Cenab-ı Hakk tan niyaz ederim…
Hakan KAYA

HAVAALANI REZALETİ NE ZAMAN BİTECEK – 23 HAZİRAN 2009 BURSA GÜNDEM GAZETESİ KÖŞE YAZISI

Photo-0371
HAVAALANI REZALETİ NE ZAMAN BİTECEK…

Bursa – Yenişehir Havaalanı ile ilgili yazıyı yazmayı epey zamandan beri düşünüyor fakat hep bir düzene
girer ümidi ile bu güne kadar bekliyordum.Kimse kusura bakmasın bıçak kemiğe dayandı…

Yıllardan beri bu güzel şehrin ülkesine milletine vefalı ve sevdalı insanlarına reva görülen uygulamalar nasıl olsa” Bursalı sabırlıdır
biz bu projeyi X vilayetine alalım” diyenlere göz yumanlar.Geçmişten bugüne kadar sözde Bursa ile ilgili katmadeğer kazandıracak
projelerin takipçileri açın artık gözlerinizi.Ne projeler kaçtı neler, ne hatalar, ne gevşeklikler.Sanayi,ticaret,okul,üniversite,spor vb..
alanlarında bu şehre faydası olabilecek hangi projeleri ve tesisleri kaybettik.Bunu sizler daha iyi bilirsiniz.

Sanayi-ticaret ve buna paralel ihracat ve ithalatta ülkemizin lokomotifi olan Bursa’ mıza yıllardan beri beklenen aynı zamanda ihtiyaç
açısından ivedilik arz eden uluslararası havaalanı vuslatına kavuştuk derken neler oluyor da bu konuda başarı sağlanamıyor.
KİM yada KİMLER tarafından engelleniyor.Bursa-Yenişehir Havaalanı neden Trabzon,Erzurum.Adana,Gaziantep,Şanlıurfa da ki
gibi Uluslararası Hava Limanı değil Bursa ‘mız gerek sanayi gerek turizm açısından Gaziantep ve Şanlıurfa dan daha mı önemsiz.

Maalesef aldığımız bilgiye göre THY de kentimizde ki bürosunu kapattı.Biz özellikle orta doğu ve balkanlara,Almanya, yurt içi Antalya,
Muğla,Diyarbakır seferleri bekler iken Trabzon ve Erzurum olmak üzere 2 adet sefere muhtaç edenler kimler.

Benim bir fikrim var. Ama yöneticilerimiz bunu başarabilirler mi ? bence başaramazlar ama yine de fikrimi paylaşayım
Ulaştırma Bakanımız başkanlığında bakanlık yetkilileri,THY-DHMİ yetkililerini.Bir Bursa gezisine davet edin.Gezi Programı nacizane
BTSO-BOSAB-DOSAB-NOSAB,BESOB,GEMLİK LİMANI,ULUDAĞ,MUDANYA,İNEGÖL (MOBİLYA SEKTÖRÜ ),İZNİK(GÖL-İNANÇ TURİZMİ),
ULUABAT-GÖLYAZI,MURADİYE-TOPHANE-ULUCAMİ-YEŞİL-YILDIRIM-EMİRSULTAN AKSI GEZİLERİ DAHA SONRA GÜMTOB,
RUMELİSİAD,BALGÖÇ,TRABZON,ARTVİN,DİYARBAKIR,ERZURUM,SAMSUN hemşehri dernekleri ve sivil toplum örgütleri gezisinden sonra
tabi bir de bu gezi sonunda her gittiği dernek ve kurumda belki hatırlamazlar diye Artvin-Hopa,Gaziantep ve Şanlıurfa Hava Limanlarının seferlerini
ve Bursa -Yenişehir Hava Meydanı seferlerini belgeleyip,bir de Bursa Vergi oranlarını,ihracat,ithalatını ülkede kaçıncı sırada olduğunu ve her sene
aldığı göçü hatırlatalım yeter.

BAKIN DOSTLAR HAKAN KAYA OLARAK KTÜ DE TALEBELİK YILLARIMDA (98-2003) ÇOKSEVDİĞİM VE CENAZESİNDE EN ÖN SAFLARDA
YER ALMAM GEREKEN DOST VE AKRABALARIMIN CENAZESİNE YETİŞEMEYECEĞİMDEN SON GÖREVİMİ YERİNE GETİREMEYEN BEN VE
BENİM GİBİ TÜM HEMŞEHRİLERİME BU YAZIM İTAF OLUNUR.

SÖZÜN ÖZÜ
” ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil. ”
KONFÜÇYÜS

23 Haziran 2009 BURSA GÜNDEM GAZETESİ
http://www.bursagundem.com
http://www.hakankaya.wordpress.com
insmuhhakankaya@gmail.com

Erdem BEYAZIT

sair-erdem-bayazit-hakka-yurudu_oSANA, BANA, VATANIMA, ÜLKEMİN İNSANLARINA DAİR
”Telgrafın tellerini kurşunlamalı”
Öyle değildi bu türkü bilirim
Bir de içime
-Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen-
Bir posta katarı gibi simsiyah dumanlar dökerek
Bazan gelmesi beklenen bazan ansızın çıkagelen
Haberler bilirim mektuplar bilirim.

Gamdan dağlar kurmalıyım
Kayaları kelimeler olan
Kırk ikindi saymalıyım
Kırk gün hüzün boşaltan omuzlarıma saçlarıma
Saçlarının akışını anar anmaz omuzlarından
Baştan ayağa ıslanmalıyım
Gam dağlarına çıkıp naralar atmalıyım.

İçimde kaynayan bir mahşer var
Bu mahşer birde annelerinin kalbinde kaynar
Çünkü onlar yün örerken pencere önlerinde
Ya da çamaşır sererken bahçelerinde
Birden alıverirler kara haberini
Okul dönüşü bir trafik kazasında
Can veren oğullarının.

Bir de gencecik aşıkların yüreklerini bilirim
Bir dolmuşta yorgun şoförler için bestelenmiş
Bir şarkıdan bir kelime düşüverince içlerine
Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin
Beton apartmanların sağır duvarlarını yumruklayan
Ya da melal denizi parkların ıssız yerlerinde
Örneğin Hint Okyanusu gibi derin
İsyanın kapkara sularına dalan.

Nice akşamlar bilirim ki
Karanlığını
Bir millet hastanesinde
Dokuz kişilik kadınlar koğuşu koridorunda
Başını kalorifer borularına gömmüş
Beyaz giysilerinden uykular dökülen tabiplerden
Haber sormaya korkan
Genç kızların yüreğinden almıştır.

Bir de baharlar bilirim
Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği
Anadolu bozkırlarında
İstanbul’dan çıkıp Diyarbekir’e doğru
Tekerleri yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğu ile içen
Cesur otobüs pencerelerinden
Bilinçsiz bir baş kayması ile görülen
Evrensel kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında
Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının
Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken
Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.

Yazlar bilirim memleketime özgü
Yiğit köy delikanlılarının
İncir çekirdeği meselelerle birbirlerini kurşunladıkları
Birinin ölü dudaklarından sızan kan daha kurumadan
Üstüne cehennem güneşlerde göğermiş mor sinekler konup kalkan
Diğeri kan ter içinde yayla yollarında
Mavzerinin demirini alnına dayamış
Yüreği susuzluktan bunalan
İçinden mahpushane çeşmeleri akan
Ansızın parlayan keklikleri jandarma baskını sanıp
Apansız silahına davranan
Nice delikanlıların figüranlık yaptığı
Yazlar bilirim memleketime özgü

Güzler bilirim ülkeme dair
Karşılıksız kalmış bir sevda gibi gelir
Kalakalmış bir kıyıda melül ve tenha
Kalbim gibi
Kaybolmuş daracık ceplerinde elleri
Titreyen kenar mahalle çocukları
Bir sıcak somun için, yalın kat bir don için
Dökülürler bulvarlara yapraklar gibi

Kadınlar bilirim ülkeme ait
Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak
Göğüsleri Çukurova gibi münbit
Dağ gibi otururlar evlerinde
Limanlar gemileri nasıl beklerse
Öyle beklerler erkeklerini
Yaslandın mı çınar gibidir onlar sardın mı umut gibi.

İsyan şiirleri bilirim sonra
Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden
Harfler harp düzeni almıştır mısralarında
Kimi bir vurguncuyu gece rüyasında yakalamıştır
Kimi bir soygun sofrasında ışıklı sofralarda
Hırsızın gırtlağına tıkanmıştır.

Müslüman yürekler bilirim daha
Kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet
Eller bilirim haşin hoyrat mert
Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır
Her kırışığı sorulacak bir hesabı
Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır.

Bütün bunların üstüne
Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim
Vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim
Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli
Adın kurtuluştur ama söylememeliyim
Can kuşum, umudum, canım sevgilim.
Erdem BEYAZIT

ARTAN ŞİDDET OLAYLARI- 18 HAZİRAN 2009 BURSA GÜNDEM GAZETESİ

Resim 003Ne yazık ki son zamanlarda gazetelerin üçüncü sayfası diye tabir edilen hadiseleri çok çok aşan vahşete varan üzücü olaylara millet olarak şahit olmaktayız.

Mardin Bilge Köyü düğün baskını sonucunda oluşan katliam ,Münevver Karabulut – C.Garipoğlu vahşeti , geçtiğimiz yıl Bursa da yaşanan annesini boğup hunharca öldüren 17 yaşındaki M.F.nin psikopatlık sınırını zorlayan olay,Siirt’ te töre cinayeti ve daha nice toplumsal felaketler.

Köy düğünü baskınına bakıyoruz bu katliamın arkasında ki neden kız meselesi.Nişan evini basanlar nişanlanan genç kızı kendi oğulları ile evlendirmek istemesi
ve bu talebin geri çevrilmesi ve sonuç 47 ölü. Bu rezaletin bahanesini anlatabilecek hiç bir kelime bulamıyorum.Hangi sebep o katliam sonucu öksüz ve yetim kalan
günahsız çiçeklerin acısını dindirecek hangi bahane onları avutacak.O çiçeklere büyüdüklerinde yılların anne-baba özlemini hangi kanun hangi töre anlatır.

Münevver Karabulut vahşeti ise tam anlamıyla toplumsal dramımızı yansıtmakta.Anne ve babalara ibret niteliğinde dersler çıkarılacak üzücü bir olaydır.Maalesef üzücü olanda basından takip ettiğimiz üzere böyle bir vahşetin aktörü olan malum şahıs adına sosyal paylaşım sitelerinde destek gruplarının kurulması ve bu olayın vahameti ve ciddiyetini anlayamayan dengesizlerin bulunmasıdır.Ebeveynlere çocukların yetiştirilmesi esnasında yaşanılan tüm zahmetlere rağmen ilgi ve takip ayarının
mutlak suretle en hassas bir şekilde yürütülmesinin önemini arz etmektedir. Çocukların yetiştirilmesi ve eğitiminde başarı için; dadı,özel matematik veya piyano derslerinden ziyade toplumumuzun örf ve adetlerine göre yakışır şekilde aile eğitimi almaları gerekmektedir.Aksi takdirde para ile şımartılan cinayet zanlısı C.Garipoğlu gibi canavarlar toplumda peydahlanarak ocaklara ateş düşürmeye devam edeceklerdir.

Geçen sene ülke gündemine düşen Bursa da internet sitesinde ” annemi nasıl öldüreyim ? bıçakla mı,zehirle mi,boğarak mı ?” diye forum oluşturan
M.F.’ nin annesini bıçaklayıp boğduktan sonra satırla parçalara ayırarak son yılların insanı şoke eden bu kadar da olur mu ? dedirten cinayeti.
Siirt’ te meydana gelen üzücü hadise sonucu aile içi töre cinayeti,
günlerce sabah programlarında ülke gündemini meşgul eden insanın dünyada ki en değerli varlığı olan kendi yavrusunu erkek arkadaşı ile işbirliği yaparak nasıl öldürebildiği…

Toplum olarak hangi konumda olduğumuzu tüm dünyanın sosyal yapısı, aile örf-gelenekleri gerek hak dinimiz islamiyetin ve ırkımızın kazandırdığı özellikler ile örnek bir seviyeden hangi durumlara geldiğimizi yukarıda saydığım üzücü olaylar bize göstermektedir.

Bu tarz olaylara meyilli kişilikleri de yazılı ve görsel medyanın özendirici haberleri ve internet aleminin gençleri kandırmaya yönelik ateizm, satanizim, vb… gibi sapkınlıklara teşvik etmesi,aile içi eğitimimizin toplumsal kargaşa,huzur eksikliği sebebi ile zayıflaması ve hepsinden önemlisi gençleri hedef alan ülkemizi zayıflatmak isteyen misyonerlik faaliyetleri ile milli ve maneviyat kalemizi düşürmeye niyeti bozuk çevrelerin çalışmaları sebebiyet vermektedir.
Ülke olarak bu olayların önüne geçebilmemiz için devletimiz ve yasa koyucular her türlü önlemi almalı basınımız üstüne düşen görevi yerine getirmelidir. Eğitimimiz de ki müfredatımızda milli ve manevi değerlerimizi daha iyi anlatabilmeli ailelerde bu aşamalar esnasında üstüne düşen görevi yerine getirmeli çocukların ihtiyaçlarının sadece pahalı oyuncak-giysi ve okullar olmadığının farkına varmamız gerekmektedir.

18 Haziran 2009 BURSA GÜNDEM GAZETESİ
http://www.bursagundem.com
http://www.hakankaya.wordpress.com
insmuhhakankaya@gmail.com

PLEVNE MARŞI-MEHTERAN

YÜRÜMEK İSTİYORUM YILMADAN VE YORULMADAN…BEKLENEN O GÜN İÇİN…

Photo-0466

Hakan KAYA yazılarıyla BURSA GÜNDEM Gazetesinde

Resim 00310 Haziran 2009 Çarşamba dan itibaren Hakan KAYA yazıları ile birlikte Bursa nın ciddi ve önemli gazetelerinden BURSA GÜNDEM Gazetesi aracılığı ile okurlarıyla buluşacaktır kamuoyuna duyurulur