Aylık arşivler: Ağustos 2009

Masonlar’dan Hain Kutlama

 resim84801_2Türkiye, İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’i ağırlarken, Osmanlı’da ilk defa İngiliz Büyükelçiliği’nde örgütlenen Masonlar da II. Abdulhamit Han’ın tahttan indirilişini İngiltere’nin başkenti Londra’da kutlayacak.

Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası, “Türk Masonları’nın zaferi” diye niteledikleri II. Abdulhamit’in tahttan indirilmesiyle sonuçlanan II. Meşrutiyet’in ilanının 100. yılı olan 2008 yılını “Hürriyet, Eşitlik ve Kardeşlik” yılı ilan etmelerinden sonra etkinliklerini şimdi de Avrupa Mason Buluşması’na (EME 2008) taşımaya hazırlanıyor. Bu amaçla, bu yıl Ekim ayında İngiltere ve Belçika’da yapılacak Mason buluşmasında Türkiye Masonları etkinliklerde Abdulhamit’in tahttan indirilmesinde rol oynayan Mason ataları için bir anma töreni düzenlenecek ve II. Meşrutiyet’in nasıl ilan ettirildiği, ardından Abdulhamit’in nasıl tahttan indirilerek 1909’da da Türk Masonluğu’nun yasal zemine kavuştuğu anlatılacak.

EME 2008’E, ABDULHAMİT DÜŞMANLIĞI DAMGASINI VURACAKresim19692_2
Avrupa Mason Buluşması adlı kuruluş, değişik fraksiyonlara (ritinlere) ayrılmış Avrupa Masonları’nın bir araya geldikleri çok özel bir platform durumunda. Platform komitesinde İskoç, İngiliz, Fransız ritinden üst düzey Masonlar bulunuyor. Platformun bu yılki gündemine II. Abdulhamit’in devrilmesi ve II. Meşrutiyet’in ilanının 100. Yılı çerçevesinde yapılacak etkinliklerin damgasını vurması bekleniyor. Organizasyonla ilgili program ve katılım formları Büyük Loca tarafından bütün Masonlara gönderilirken, “Türk Masonluğu’nun ayağa kalkışının 100. yılı anısına uluslararası etkinlikler düzenleneceği” belirtildi. “Avrupa Mason Buluşması Organizasyon Komitesi”nde yer alan Türk Masonları’nın girişimiyle alınan karar gereği, II. Abdulhamit dönemi, II. Meşrutiyet’in oluşum süreci, Masonların bu süreçteki oynadıkları rol ve Osmanlı’da masonik faaliyetler gibi çok kapsamlı çalışmalar yapılacak. Bunun için Türk Masonları’nın yoğun bir lobi çalışması içinde olduğu belirtiliyor. Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası, bütün bağlı kuruluşlarına II. Meşrutiyet’in 100. yıl kutlamalarının 2008 boyunca çeşitli etkinliklerle kutlanması talimatı vermesinden sonra, ülke çapında çeşitli localar tarafından kutlama programları düzenlenmeye başlandı. Bu doğrultuda “Meşrutiyet defileleri”, kitap tanıtımları, konferanslar ve benzer etkinlikler düzenlendi.

“DARBE GELENEĞİNİN BAŞLATICISIYIZ” İTİRAFI

Hür ve Kabul Edilmiş Büyük Mason Locası, 1909’da II. Abdulhamit’in askeri darbe ile devrilmesiyle sonuçlanan II. Meşrutiyet’in 100. yılı olan 2008 yılını, “Hürriyet Eşitlik Kardeşlik” yılı ilan etmişti. Bu durum, Masonların Türkiye’deki büyük siyasi çalkantılar sırasında oynadıkları rolün bizzat Masonlar tarafından itiraf edilmesi olarak değerlendirilmişti. Loca, Türkiye’de askeri darbe geleneğinin ilk örnekleri olarak görülen I. ve II. Meşrutiyet’in başlı başına Mason kalkışmalar olduğunu ilan etmişti.

MASONLAR, İNGİLİZ ELÇİLİĞİ’NDE ÖRGÜTLENDİ
Selçuk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Arabacı, II. Abdulhamit’e karşı darbe yapan İttihat Terakki’nin masonik bir örgütlenme olduğuna dikkat çekerek, “İttihatçıların kökenleri Jöntürkler’dir ki; bunların ilk örgütlenmeye başladığı yer İngiliz sefaretidir. Talat Paşa ve Ahmet Rıza gibi önde gelen isimler Mason’du. Abdulhamit’e karşı gerçekleştirilen darbe İttihatçı-Mason-İngiliz işbirliğinin ürünüdür. Rıza Tevfik, hatıratında anlattıklarına göre darbeden sonra İngiliz sefaretinde teşekkür ziyaretinde bulunulmasını önerir” dedi. Arabacı, Abdulhamit’in Balkanlarda isyan başlatan ordu içindeki ittihatçı oluşumun darbe hazırlığında olduğunu fark ettiğini ve buna karşı 1876 Anayasası’nı yeniden yürürlüğe koyduğunu kaydederek, “Ancak darbecilerin asıl hedefleri bu değildi. İttihatçılar iktidarı ele geçirmek, İngilizler de tehdit İslam birliği politikasıyla sömürgelerini sürekli tehdit eden Halife Abdulhamit Han’dan kurtulmak istiyorlardı. Bu amaçla tarihe 31 Mart Vakıası diye bilinen oyun sahnelenerek darbe gerçekleştirildi ve Abdulhamit Han başka yer kalmamış gibi Selanik’e götürülerek bir Yahudi’nin evine hapsedildi. Böylece Filistin’e karşı Osmanlı’nın tüm borçlarını ödeme teklifi yapan Siyonist Lider Theodor Hertzel’e ‘Vatan parayla satılmaz’ cevabının adeta intikamı alınıyordu” diye konuştu.

MASONLAR, BUNLARI KUTLUYOR
Doç. Arabacı, Abdulhamit’in nasıl bir Siyonist-Emperyalist darbenin kurbanı olduğunun 1917’de Theodor Hertzel ile İngiliz Dışişleri Bakanı Althur Balfour tarafından Filistin’de Siyonist İsrail devletinin kurulacağının deklare edilmesiyle ortaya çıktığını dile getirerek, “Abdulhamit Han’ın haliyle, ittihatçıların elinde devlet hızla dağılma sürecine girdi. Masonlar, elbette bunu kutlar. Bunların kutladıkları, Osmanlı’nın yıkılışı, bugün 60. yılını kutlayan Siyonist İsrail hançerinin saplanışı, Anadolu’nun çöküşü ve Osmanlı’nın çocuklarının borç batağında Batı’ya el açar duruma düşürülüşüdür” dedi.

Kaynak

(Ertuğrul Cesur – Vakit) 

 www.habervaktim.com

Fevziye CABİR; Kudüs’ün kadın muhafızı

      178227       
         İsrail askerleri tarafından evi yıkılan ve aynı saldırıda eşini kaybeden Filistinli Fevziye Sudki Cabir, İstanbul Barış Platformu’nun davetlisi olarak İstanbul’a geldi. Basın toplantısı düzenleyen Cabir, yaşadıkları toprakların tapularının Osmanlı arşivlerinde bulunduğunu belirterek, “Bu arşivleri lütfen bizimle paylaşın ki bu toprakların bize ait olduğunu ispatlayalım. Biz resmen soykırıma uğruyoruz” dedi.

İHH İnsani Yardım Vakfı’nda bir basın toplantısı düzenleyen Filistinli Fevziye Sudki Cabir, “Bizim topraklarımız gasp ediliyor. Çeşitli sebeplerle göz altına alınıyoruz çeşitli bahanelerle para cezası ödüyoruz. Bizi dağlarda bulunan hapishanelere götürüyorlar ve dağlarda zorla çalıştırıyorlar. Bu Filistin ve Kudüs davasıdır. 1999’da başlayan süreçle İsrail’in yaptıklarını bizzat yaşadım. Benim eşim tekerlekli sandalyede hayatını sürdüren yaşlı bir adamdı. Evim 2 kısımdan oluşuyordu. Evimin birinci kısmını

gasp ettiler. Diğer kısmından çıkmam için ise ellerinden gelen her şeyi yaptılar. İsrailliler bana işkence ve psikolojik baskı uyguladılar. Evimden çıkmadığım için para cezasına çarptırıldım. Bunu yapanlar insan olamaz. İsrail Turizm Bakanı bizzat evime gelerek evimi boşaltmam için 150 milyon dolar teklif etti. Bu teklifi reddedince akıl almaz baskılara maruz kaldım. Ama bu psikolojik baskılara tahammül ettim, direndim. Bu baskılardan sonra 2 yıl psikolojik destek aldım” şeklinde konuştu.

Geçtiğimiz Kasım ayında gece yarısı kapısını çalan yaklaşık 50 İsrail askerinin zorla evine girerek kendisini sokağa attıklarını söyleyen Cabir yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Beni sokakta gözetim altında tuttular. Su istedim, su dahi vermediler. Tekerlekli sandalyede olan eşimi yere attılar ve hemen orada kalp krizi geçirdi. Çevredeki Filistinliler ambulans çağırdı. Ambulans geldiğinde eşimin hastaneye kaldırılmasına izin vermediler. Doktorlar sadece orada müdahale yapabildiler. Evimdeki bütün eşyaları boşattılar. Evimi tamamen kontrol altına alınca beni serbest bıraktılar. Daha sonra çocuklarımız geldi, bize yardım ettiler ve eşimi hastaneye kaldırdık. Bundan sonra evimin

yanına çadır kurdum. Bu baskıları dünyaya göstermek istiyorum. Eşim hastaneden taburcu olunca bu çadıra geldik. Eşyalarımız gasp edildiği için elbiselerimiz ilaçlarımız dahi yoktu. Çadırda eşim 2. kez kalp krizi geçirdi. İlaç olmadığı için müdahale edemedim. Hastaneye kaldırdık. Hastanede eşim 3. kez kalp krizi geçirdi. 1 haftada 3 kez kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Ben çadırda yaşamaya devam ettim. İsrailliler çadırıma gelerek baskılarını sürdürüyorlardı.”

Filistinli Fevziye Sudki Cabir, İsrail’in mahkeme kararıyla sürekli para cezası kestiğini belirterek, bu zamana kadar tam 5 kez para cezası ödediğini söyledi. 29 Mart 2009 günü İsrail askerlerinin, yaşadığı çadırı söktüğünü anlatan Cabir, “Mart ayında olduğumuz için kıştı ve hava hala çok soğuktu. Çadırımı söktüler ama ben bir sandalyeye oturdum, başıma bir şemsiye aldım ve orada oturmaya devam ettim, mücadelemi sürdürdüm. Şu an çadırımı çeşitli din ve ırktan insanlar gelerek ziyaret ediyorlar ve bana

destek veriyorlar. İnsanların barış içerisinde yaşamasını kabul ediyoruz. İslam, din de bunu söylüyor ama İsrail’in barışçıl olmadığını gözlerimizle görüyoruz. Şeyh Cerrah ve Silvan mahalleleri sistematik olarak gasp ediliyor. İsrailliler sürekli olarak evlerimizi bu mahallelerdeki evleri yıktılar. Yıktıkları binaların yerlerine Yahudi yerleşimciler getirildi. Yıkılan evlerin yerine 150 apartman yapıldı. Bu binalar Siyonist şirketler tarafından yapılıyor. Özellikle El-Miskoviç isimli Siyonist şirket

Filistin’in her yarine binalar yaptı” ifadelerini kullandı.

Türkiye’den yardım isteyen Cabir, bu toprakların tapusunun Osmanlı arşivlerinde yer aldığını ifade ederek, “Bu arşivleri lütfen bizimle paylaşın ki bu toprakların bize ait olduğunu ispatlayalım. Biz resmen soykırıma uğruyoruz. Topraksız bir halk oluşturulmak isteniyor. İsrail’in projesi 2020 yılına kadar Kudüs ve Filistin’i tüm tapınaklardan ve tarihi eserlerden arındırmak. Sistematik olarak caddelerin, sokakların isimleri değiştiriliyor. Bunun amacı Filistin’in Arap-İslam kimliğini yok etmek. Son çağrım

Mescid-i Aksa’ya sahip çıkılsın. Bu programı düzenleyenlere ve İstanbul Barış Platformu’na teşekkür ediyorum” dedi.

İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım ise, “Biz artık daha güçlüyüz çünkü evleri yıkılan ve zulüm gören insanların önünde büyük bir insan gücü var. İnsan gücünün önünde hiçbir şey duramaz” diye konuştu.

İHH MESCİD-İ AKSA SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRGESİ

mucahid23_Mescidi_Aksaİstanbul Barış Platformu’nun 25 Nisan 2009 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirdiği İsrail Kazdıkça Kanayan Yara: Mescid-i Aksa Sempozyumu neticeleri şu şekildedir:

TESPİTLER
Kudüs, çok uzun yıllar toplumların bir arada esenlik içerisinde yaşadığı bir barış şehri olmuştur. Hz. Ömer döneminde başlayan, Haçlı İşgali dışında 1300 yıl boyunca devam eden İslam idaresi şehrin bu şekilde anılmasında etkendir.
Mescid-i Aksa, yeryüzünün ikinci mabedi, Müslümanların ilk kıblesi ve son peygamberin miraç durağı olan kutsal bir mekandır.
İsra Suresi’nin birinci ayetinde ifade edildiği gibi Mescid-i Aksa ve çevresi (Mısır, Suriye, Ürdün, Lübnan ve Filistin’in tamamı) bereketlendirilmiştir. Mescid-i Aksa, tüm bu geniş coğrafyanın kilit taşı mesabesinde bulunmaktadır. Bu taşın yerinden oynatılması, tüm bu coğrafyayı etkileyecek şiddet dalgaları oluşturacaktır.
1967 Arap-İsrail Savaşı sonucu, Doğu Kudüs İsrail tarafından işgal edilmiş, Mescid-i Aksa da İsrail kontrolü altına girmiştir. Bu tarihten itibaren Siyonistler, Kudüs ve çevresindeki tarihi ve kutsal mekanlara yönelik ihlallere başlamış, Mescid-i Aksa da bu saldırıların hedefi olmuştur. 40 yılı aşkın bir süredir görülen Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırılar ve arkeolojik olduğu iddia edilen kazılar sonucunda, Mescid-i Aksa bünyesinde ve çevresindeki tarihi eserler, (camiler, mezarlıklar, medreseler, surlar, tekkeler ve hanlar) zarar görmüştür.
Mağribiler Mahallesi’nin tamamen yıkılması ve Ağlama Duvarı önündeki plazanın genişletilmesi; mescidin altında havra inşa edilmesi; Mescid-i Aksa müştemilatından Tenkiziye Medresesi’nin ve Burak Namazgahı’nın havraya dönüştürülmesi; kutsal havza diye adlandırılan bölgede 10’dan fazla kazı bölgesi açılması; Aksa çevresindeki Selvan, Bustan ve Şeyh Cerrah mahallelerinde yıkım çalışmalarının sürdürülmesi; Selvan semtindeki 88 evin yıkım tehlikesi ile karşı karşıya olması; Mescid-i Aksa, Kudüs ve çevresinde 27 yerleşim merkezi, pek çok mahalle ve havra inşa edilmesi; Mescid-i Aksa yakınlarındaki tarihî “Hamamu’l-Ayn”ın yerine “Ohel İshak” adı verilen bir havra inşa edilmesi, İsrail’in Mescid-i Aksa ve çevresinde gerçekleştirdiği yıkımlar arasındadır.

mescidiaksa200604151600148kq

Mescid-i Aksa ve Kubbetü’s-Sahra var olduğu sürece Kudüs’ün İslami kimliğinden soyutlanamayacağını bilen İsrail için öncelikli tehdit bu yapılardır. İsrail, yıktığı Müslüman yerleşimlerin yerine inşa edilmek üzere, “Davut Sitesi”, “Tevrat Parkı” ve “Hoşgörü Müzesi” gibi kendi kitlesi açısından sempati toplayan projeler geliştirerek yıkım siyasetine destek almaktadır. Hedef; Aksa çevresinde kümelenmiş ve adeta camiyi koruyan Müslüman mahallelerin yıkılarak yerlerine Yahudilerin yerleştirilmesi ve Aksa’nın savunmasız bırakılmasıdır.
Kudüs’teki Müslüman halk, işgalin birebir muhatabı ve mağdurudur. Uzun yıllardır devam eden baskı siyaseti halihazırda sürmektedir. Filistinlilerin topraklarının müsaderesi, evlerinin yıkılması, Yahudi yerleşim yerlerinin inşası, ikamet ve ruhsat işlemlerinde Müslümanlara ayrımcılık yapılması sonucu, Kudüs’te demografik yapı Yahudi yerleşimcilerin lehine değişmektedir. Yahudi nüfus 1948 öncesinde, Kudüs nüfusunun %10’unu oluştururken, bu oran hali hazırda %70’e ulaşmıştır. Bunda ekonomik kısıtlamalar, utanç duvarı ve Müslüman halka yönelik baskı siyasetinin artması sonucu yaşanan zorunlu göçler etkilidir.

ÖNERİLER
İsrail, 1970’li yılların başından beri sürdürdüğü ve arkeolojik amaçlı olduğunu iddia ettiği kazılarla Mescid-i Aksa’nın altında tüneller açmış ve mescidin altında bir havra inşa etmiştir. İsrail, Mescid-i Aksa’yı yıkarak yerine Süleyman Mabedi’ni inşa etmeyi planlamaktadır. İsrail’in Mescid-i Aksa ve çevresindeki kutsal mekanlara yönelik saldırıları ivedilikle durdurulmalıdır. Bu zamana kadar yapılan tahribatlar İsrail’den tazmin edilmeli, tahrip edilen mekanlar da aslına uygun bir şekilde ihya edilmelidir.
Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırılar, BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin açık bir şekilde ihlali anlamına gelmektedir. BM kararlarına göre, Kudüs’te Mescid-i Aksa başta olmak üzere kutsal mekânlara serbest geçiş hakkının kullanılması öngörülmüştür. Buna rağmen, Kudüs ve Mescid-i Aksa’da birçok ihlaller yaşanmaktadır. BM, bu beyanname ve kararların uygulanmasında üzerine düşen görevi yerine getirmemiş; İslam toplumları tarafından da BM’nin çifte standart uyguladığı kabul edilmiştir.
Mescid-i Aksa ile ilgili ihlaller, uluslararası hukuk mekanizmalarına intikal ettirilmeli, Mescid-i Aksa’ya yönelik ihlalleri takip edecek bir “Mescid-i Aksa Hukuk Komisyonu” oluşturulmalıdır.
1969 tarihinde Yahudilerin Mescid-i Aksa’yı yakma girişimi akabinde kurulan İslam Konferansı Örgütü (İKÖ), Mescid-i Aksa’yı koruma noktasında daha etkili politikalar geliştirmelidir.
Mescid-i Aksa ve çevresi ile ilgili doğru bilgilendirme kanallarının oluşturulması ve dezenformasyonun önüne geçilmesi için yazılı ve görsel medya araçları kullanılmalı, geniş çaplı ve etkili web portalları oluşturulmalı, ilmi toplantılar, yayınlar ve çalışmalar yapılmalı, Mescid-i Aksa ile ilgili temel bilgiler İslam ülkelerinde okul müfredatlarına dahil edilmeli ve sivil toplumun örgütlenmesi sağlanmalıdır.
Mescid-i Aksa mücadelesi evrenselleştirilmelidir. Dünya çapında sahiplenilecek bir Mescid-i Aksa gündemi ve Mescid-i Aksa kampanyası oluşturulmalı, Müslüman veya gayrimüslim tüm akl-ı selim, bu kampanyaya dahil edilerek, özelde Mescid-i Aksa’da genelde ise bölgede barışın tesisi sağlanmalıdır.
Latin Amerika’dan, Afrika’ya, Avrupa’dan, Uzakdoğu’ya, farklı ülkelerdeki Müslümanlar, İslam ümmetine emanet olan Mescid-i Aksa’yı korumak için “Aksa’yı yaşatma” kuruluşları oluşturmalı; tüm bu kuruluşlar da “Uluslararası Mescid-i Aksa Platformu” adı altında bir çatı organizasyon bünyesinde irtibatlandırılmalıdır.
İnşası 2002 yılında başlayan ve uzunluğu 700 km’yi aşan Utanç Duvarı, tüm Batı Şeria’yı bir açık hava hapishanesine çevirmektedir. Bu duvar, aynı zamanda Mescid-i Aksa’ya ulaşımı, dolayısıyla başta ibadet özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlükleri engellemektedir. Utanç Duvarı, Batı Şeria’nın %15’lik bir kısmını işgal topraklarına katarken 120 bin kişiyi de duvarın dışında bırakmıştır. Toplumlar arasındaki engellerin yıkılmaya çalışıldığı günümüzde inşa edilen bu duvar, ırkçılığı ve ayrımcılığı körüklemektedir. Hukuka aykırı olarak inşa edilen bu duvar ivedilikle yıkılmalıdır. Bu konuda, uluslararası toplum üzerine düşen görevi yerine getirmelidir.
Tahammülleri zorlayan “güvenlik önlemleri” uygulayan, Mescid’i Aksa’nın çeşitli noktalarına kameralar yerleştiren, Filistinlilerin camiye girişlerinde yaş sınırlaması getiren, Kudüs dışında yaşayan Müslümanların Mescid-i Aksa’ya erişimlerini engelleyen İsrail, Filistinlilerin tüm temel hak ve özgürlüklerini engellemektedir. Bu uygulamalar acilen sonlandırılmalıdır.
Kudüs’teki sorun bir işgal sorunudur ve insanlığa karşı bir suçtur. Bu yüzden tüm insanlığı harekete geçirecek bir eylem ve söylem planı hazırlanmalı, Hristiyan dünyası ile işbirliği yapılmalı; bu işbirliğinde Medeniyetler Arası Diyalog zemini gibi ortak platformlar kullanılmalıdır.
Birçok uluslararası sözleşme, insanlık tarihindeki önemi dolayısıyla kutsal mekanların korunmasını öngörür. Kudüs’te Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekanların korunması ve imarı konusunda uluslararası güvence sağlanmalıdır. Bu sözleşmelerin gereği yerine getirilmelidir.
Mescid-i Aksa’nın korunması, bakımı ve tamiri için bir fon kurulmalıdır. Bu fonun yönetimi bağımsız ve sivil olmalıdır. Ayrıca bu fon tarafından desteklenen Mescid-i Aksa Takip Kurulu oluşturulmalıdır. Bu kurul, Mescid-i Aksa ve çevresinde gerçekleşen ihlalleri düzenli olarak takip ve rapor ederek dünya kamuoyunu bilgilendirmelidir.
Her yıl Miraç Gecesi, Dünya Mescid-i Aksa günü olarak ilan edilmelidir. Dünya Mescid-i Aksa Günü’nde uluslararası etkinliklerle, Mescid-i Aksa geniş bir gündem bulmalıdır.
Hadisi şeriflerde de işaret edildiği üzere, Müslümanların Mescid-i Aksa ziyaretleri teşvik edilmelidir.
Türkiye, üyesi olduğu BM, İKÖ ve Medeniyetler Arası Diyalog zeminlerini, parlamentolar arası dostluk gruplarını ve ikili ilişkilerini kullanarak Mescid-i Aksa ve Kudüs’teki yıkımın durdurulmasında etkili olmalıdır.
Kudüslülerin bireysel mülkleri için başlattıkları hukuki davalara destek olunarak zorunlu göç etmelerine engel olunmalıdır. Mülkiyet hakları ile ilgili benzer hukuki davalar kentteki vakıf arazileri ve kutsal mekanlar için de yoğun olarak desteklenmelidir.

KAYNAK: www.ihh.org.tr www.aksasempozyumu.com

TAVSİYE TV PROGRAMLARI

HABER-TARTIŞMA PROGRAMLARI
2 DOĞU 2 BATI – TV 5 – CUMA – Yavuz Selim KURT
İnterpolitik – TV NET – PERŞEMBE – İbrahim KARAGÜL
Saygı Öztürk İle Manşet – Avrasya TV – CUMARTESİ – Saygı ÖZTÜRK
Nihat GENÇ İle Veryansın – Avrasya TV – CUMARTESİ – Nihat GENÇ
TEKE TEK ÖZEL – Habertürk TV – PAZAR – Fatih ALTAYLI – Murat BARDAKÇI
Sansürsüz – Habertürk TV – PAZARTESİ , CUMA – Yiğit BULUT
Muharrem SARIKAYA İle GÜNDEM – Habertürk TV – ÇARŞAMBA – Muharrem SARIKAYA
SINIR ÖTESİ – KANAL A – CUMARTESİ – Seyfettin EROL
AÇI – SAMANYOLU HABER – CUMA – Faruk BİLGİN
AÇIK GÖRÜŞ – 24 TV – ÇARŞAMBA – Murat KARAALİOĞLU

TARİH – ARAŞTIRMA PROGRAMLARI
Tarihin Arka Odası – Habertürk TV – CUMARTESİ – Murat BARDAKÇI
Şimdiki Zaman – Sky Türk TV – PAZAR – Gürkan HACIR

SPOR PROGRAMLARI
STADYUM – TRT 1 – PAZAR – Erdoğan ARIKAN
VİDEOLİG – NTVSPOR – SALI – ERCAN TANER
GOL – NTVSPOR – SALI – G.ONAY-MERT AYDIN – E.DÜZEN
% 100 FUTBOL – NTVSPOR -CUMARTESİ-PAZAR- GÜNTEKİN ONAY-RIDVAN DİLMEN
TAKIM OYUNU – 24 TV – PAZARTESİ – BİLGİN GÖKBERK

HOŞGELDİN ON BİR AYIN SULTANI RAMAZAN

hosgeldin_ramazan

Ayların,günlerin ve zamanların en değerli anlarının bulunduğu Ramazan ayının milletimize ve tüm İslam alemine hayırlara,afv-ü mağfiretlere nasib olmasını niyaz ederim.

Hakan KAYA
İnşaat Mühendisi
http://www.hakankaya.wordpress.com

TEMSİLCİLERİMİZ AVRUPA LİGİ İÇİN MÜCADELE EDECEK

Photo-04532008avrupakapk

 

Klasman puanımız ve diğer rakip ülkeler ile rekabetimiz açısından bu akşam önemli müsabakalara çıkacak olan kulüplerimizin hızla gelişmekte olan futbolumuz ve ulusal takımının başarılarına paralel olarak galibiyetlere imza atarak,ülkemiz insanının türlü sıkıntılarını bir an olsun unutturmasını temenni ederek Avrupa arenasındaki tüm kulüpleriize şimdiden başarılar dilerim.

AVRUPA LİGİ TV YAYIN PROGRAMI

Hangi maç hangi kanalda …
20.08.2009 17:30 Kosice vs Roma STV 3 Slovakia , Al Jazeera Sport +4
20.08.2009 18:00 Baku vs Basel Az TV
20.08.2009 19:00 Teplice vs Hapoel Tel Aviv Sport 5 , CT4 Sport
20.08.2009 19:30 Bnei Yehuda Tel Aviv vs PSV Eindhoven RTL 7 , Sport 5+
20.08.2009 19:45 Guingamp vs Hamburger Sv C+ Sport (France) , DSF Sport
20.08.2009 19:45 Trabzonspor vs Toulouse Futbol Smart , Loca 2 PPV
20.08.2009 20:00 Metalurh Donetsk vs Austria Vienna ORF 1 (SimulCast) , TRK Futbol
20.08.2009 20:00 Nac Breda vs Villarreal Eredivisie Live 1 , Al Jazeera Sport +4
20.08.2009 20:00 Paok vs Heerenveen Alfa TV Cyprus , Nova Sports 1 (Hellas)
20.08.2009 20:15 Rapid Vienna vs Aston Villa ORF 1 (SimulCast)
20.08.2009 20:15 Sturm Graz vs Metalist Kharkov TET (Ukraine) , ORF 1 (SimulCast)
20.08.2009 20:30 Steaua Bucuresti vs St Patrick`s Ath Digi Sport (RO)
20.08.2009 20:45 Dinamo Bükreş vs Liberec CT4 Sport , Antena 1 (Rom)
20.08.2009 21:00 Sivasspor vs Shakhtar Donetsk Show TV , TRK Ukraina
20.08.2009 21:00 Slavia Prague vs Red Star Belgrade RTS 2 Serbia
20.08.2009 21:00 Twente vs Karabakh Eredivisie Live 2
20.08.2009 21:00 Vaslui vs AEK Atina TVR 2
20.08.2009 21:15 Partizan Belgrade vs Zilina RTS Sat , RTS 1 Serbia
20.08.2009 21:15 Sarajevo vs Cluj Digi Sport (RO)
20.08.2009 21:30 Brondby vs Hertha Berlin TV3+ Denmark , Al Jazeera Sport +8
20.08.2009 21:30 Lech Poznan vs Club Brugge Polsat Sport , Polsat TV
20.08.2009 21:30 Sion vs Fenerbahçe TSR 2 , Euro Futbol , Loca 1 PPV
20.08.2009 21:45 Ajax Amsterdam vs Slovan Bratislava RTL 7 , STV 3 Slovakia
20.08.2009 21:45 Benfica vs Vorskla-Naftohaz Poltava ICTV Ukraine , Al Jazeera Sport +2
20.08.2009 21:45 Galatasaray vs Levadia Tallinn Al Jazeera Sport 1 , Futbol Smart , HD Smart , Loca 2 PPV
20.08.2009 21:45 Genk vs Lille C+ Sport (France)
20.08.2009 21:45 Genoa vs Odense TV2 Sport (Den) , Al Jazeera Sport +5
20.08.2009 21:45 Lazio vs Elfsborg RAI Tre , Al Jazeera Sport +4
20.08.2009 21:45 NK Maribor vs Sparta Prague Slovenia TV2
20.08.2009 22:00 Dinamo Zagreb vs Hearts HRT 2 , BBC Two Scotland
20.08.2009 22:00 Everton vs Sigma Olomouc Al Jazeera Sport +4
20.08.2009 22:00 Stabaek vs Valencia Viasat 4
20.08.2009 22:00 Werder Bremen vs Aktobe ZDF

AVRUPA LİGİ ELEME MAÇLARI

KITA AVRUPASINDA FUTBOL DOLU BİR GECE

AVRUPA LİGİ İÇİN FUTBOL ŞEHİRLERİNDE BU GECE AYRI BİR HEYECAN FIRTINASI YAŞANACAK .

UEFA Avrupa Ligi Play-Off turu ilk maçlarının programı şöyle

avrupa_ligi_logo

23.00 Athletic Bilbao – Tromso

22:30 Nacional Madeira – Zenit St. Petersburg

22:00 Dinamo Zagreb – Hearts

22:00 Everton – Sigma Olomouc

22:00 Fulham – Amkar Perm

22:00 Stabaek – Valencia

22:00 Werder Bremen – Aktobe

21:45 Ajax Amsterdam – Slovan Bratislava

21:45 Benfica – Vorskla-Naftohaz Poltava

21:45 Galatasaray – Levadia Tallinn

21:45 Genk – Lille

21:45 Genoa – Odense

21:45 Lazio – Elfsborg

21:45 NK Maribor – Sparta Prague

21:30 Brondby – Hertha Berlin

21:30 Lech Poznan – Club Brugge

21:30 Sion – Fenerbahçe

21:15 Partizan – Zilina

21:15 Sarajevo – Cluj

21:00 Sivasspor – Shakhtar Donetsk

21:00 Slavia Prague – Kızılyıldız

21:00 Twente – Karabakh

21:00 Vaslui – AEK Atina

20:45 Dinamo Bükreş – Liberec

20:30 Steaua Bucuresti – St Patrick`s Ath

20:15 Rapid Vienna – Aston Villa

20:15 Sturm Graz – Metalist Kharkov

20:00 CSKA Sofia – Dinamo Moscow

20:00 Metalurh Donetsk – Austria Vienna

20:00 Nac Breda – Villarreal

20:00 Paok – Heerenveen

19:45 Guingamp – Hamburger Sv

19:45 Trabzonspor – Toulouse

19:30 Bnei Yehuda TA – PSV Eindhoven

19:00 BATE Borisov – Litex Lovech

19:00 Teplice – Hapoel Tel Aviv

18:00 Baku – Basel

17:30 Kosice – Roma

MİMAR SİNAN – ABİDE-İ ŞAHSİYETLER ( 5 )

MİMAR SİNAN ( 1489 – 1588 )

175px-MimarsinanKayseri’nin Ağırnas köyünde doğdu. Yavuz Sultan Selim zamanında devşirme olarak İstanbul’a getirildi. Zeki, genç ve dinamik olduğu için seçilenler arasındaydı. Sinan, At Meydanı’ndaki saraya verilen çocuklar içinde mimarlığa özendi, vatanın bağlarında ve bahçelerinde su yolları yapmak, kemerler meydana getirmek istedi. Devrinin mahir ustaları mahiyetinde han, çeşme ve türbe inşaatında çalıştı. 1514’te Çaldıran, 1517’de Mısır seferlerine katıldı. Kanunî Sultan Süleyman zamanında yeniçeri oldu ve 1521’de Belgrad, 1522’de Rodos seferinde bulunarak atlı sekban oldu. 1526’da katıldığı Mohaç Meydan Muharebesinden sonra sırası ile acemi oğlanlar yayabaşılığı, kapı yayabaşılığı ve zenberekçibaşılığa yükseldi.

1532’de Alman, 1534’de Tebriz ve Bağdat seferlerinden dönüşte “Haseki” rütbesi aldı. Bağdat seferinde Van Kalesi Muhasarasında, göl üzerinde nakliyat yapan kalyonlara top yerleştirdi.

Korfu, Pulya (1537) ve Moldovya (1538) seferlerine katılan Mimar Sinan, Moldovya (Kara Buğdan) seferinde Prut nehri üzerine onüç günde kurduğu köprü ile Kanunî Sultan Süleyman’ın takdirini kazandı. Aynı sene başmimarlığa yükseldi.

Mimar Sinan, katıldığı seferlerde Suriye, Mısır, Irak, İran, Balkanlar, Viyana’ya kadar Güney Avrupa’yı görüp mimari eserleri inceledi ve kendisi de birçok eser verdi. İstanbul’da devrin en meşhur mimarları ile Bayezid Camii’nin ustası Mimar Hayreddin ile tanıştı.

Bazı Eserleri
Sinan’ın mimarbaşılığa getirilmeden evvel yaptığı üç eser dikkat çekicidir. Bunlar Halep’de Hüsreviye Külliyesi, Gebze’de Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve İstanbul’da Hürrem Sultan için yapılan Haseki Külliyesi’dir.

30004245me7

Mimarbaşı olduktan sonra verdiği üç büyük eser, O’nun sanatının gelişmesini gösteren basamaklar gibidir. Bunların ilki, Şehzadebaşı Camii ve Külliyesidir. Külliyede ayrıca imaret, tabhane (mutfak), kervansaray ve bir sokak ile ayrılmış medrese bulunmaktadır.SÜLEYMANİYE

Süleymaniye Camii, Mimar Sinan’ın İstanbul’daki en muhteşem eseridir. Yirmiyedi metre çapındaki büyük kubbe, zeminden itibaren tedricen yükselen binanın üzerine gayet nisbetli ve ahenkli bir şekilde oturtulmuştur. Sükûnet ve asaleti ifade eden bu sade ve ahenkli görünüşü ile Süleymaniye Camii, olgunlaşmış bir mimariyi temsil etmektedir.Sekiz ayrı binadan meydana gelen Süleymaniye Camii ve Külliyesi, Fatih’ten sonra şehrin ikinci üniversitesi olmuştur.

SultanAhmetCamii

 Mimar Sinan’ın en güzel eseri, seksen yaşında yaptığı Edirne Selimiye Camii’dir. Selimiye’nin kubbesi, Ayasofya kubbesinden daha yüksek ve derindir. 31,50 metre çapındaki kubbe, sekizgen şeklindeki gövde üzerine oturmuştur. Üç şerefeli ince minarelerine üç kişi aynı anda birbirini görmeden çıkabilmektedir.Sinan bu camiin ustalık eseri olduğunu ve bütün sanatını Selimiye’de gösterdiğini belirtmektedir.

Selimiye

Mimar Sinan, gördüğü bütün eserleri büyük bir dikkatle incelemiş, fakat hiçbirini aynen taklid etmeyip, sanatını devamlı geliştirmiş ve yenilemiştir. Eserlerindeki sütunlar, duvarlar ve diğer kısımlar taşıdıkları yüke mukavemet edebilecek miktardan daha kalın değildir. Kullandığı bütün mimari unsurlarda bu hesap dikkati çeker.

Mimar Sinan aynı zamanda bir şehircilik uzmanıdır. Yapacağı eserin, önce çevresini tanzim ederdi. Yer seçiminde de büyük başarı göstermiş ve eserlerini, çevresine en uygun tarzda yerleştirmiştir.

Bilinen eserleri: 84 camii, 53 mescid, 57 medrese, 7 darülkurra, 22 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa, 5 su yolu kemeri, 8 köprü, 20 kervansaray, 35 saray, 8 mahzen, 48 hamam olmak üzere 364 adettir.

Depreme Dayanıklı
Mimarın çok sayıdaki eserini inceleyenler, Sinan’ın depreme karşı bilinen ve gereken tüm tedbirleri aldığını söylemekteler.Bu tedbirlerden biri, temelde kullanılan taban harcıdır.Sadece Sinan’ın eserlerinde gördüğümüz bu harç sayesinde, deprem dalgaları emilir, etkisiz hale gelir. Yine yapıların yer seçimi de ilginç. Zeminin sağlamlaşması için kazıklarla toprağı sıkıştırmış dayanak duvarları inşa ettirmiş.Mesela Süleymaniye’nin temelini 6 yıl bekletmesi, temelin zemine tam olarak oturmasını sağlamak içindir.

Mimar Sinan, yapılarında ayrıca drenaj adı verilen bir kanalizasyon sistemi de kurmuştur.Drenaj sistemiyle yapının temellerinin sulardan ve nemden korunarak dayanıklı kalması öngörülmüştür. Ayrıca yapının içindeki rutubet ve nemi dışarı atarak soğuk ve sıcak hava dengelerini sağlayan hava kanalları kullanmış. Bunların dışında yazın suyun ve toprağın ısınmasından dolayı oluşan buharın, yapının temellerine ve içine girmemesi için tahliye kanalları kullanmıştır. Buhar tahliye ve rutubet kanalları drenaj kanallarına bağlı olarak uygulamaya konulmuştur.

İşte Sinan’ın eserlerini inceleyen ve birçoğunu da restore eden Mimar Abdülkadir Akpınar’ın söyledikleri:

“Karşılaştığım bir özellikten dolayı gözlerime inanamadım. Sinan’ın eserlerinde en ufak bir çıktı ve desen dahi tesadüf değil. Renklere bile bir fonksiyon yüklenmiş. Çünkü yapıyı herşeyi ile bir bütün olarak ele almış. Bütün ölçülerini ebced hesabına göre yapmış ve bir ana temayı temel almış. Ölçülerini asal sayıya göre yapmış ve onun katlarını baz almış. İlmini din ile bütünleştirip mükemmel eserler ortaya koymuş. Örneğin SinanKur’an-ı Kerim’de geçen “Biz dağları yeryüzüne çivi gibi gömdük…” ayetinden etkilenerek yapılarının yer altındaki kısmını ona göre inşa etmiş. Yapıları hislerine göre değil, matematiksel olarak oluşturmuş. Bugünün teknolojisi bile Sinan’ın yapmış olduğu bazı uygulamaları çözemiyor. Küresel ve piramidal uygulamalarının bir başka benzeri daha yok. Ama bunların hepsi estetik sağladığı gibi yapının sağlamlığını da pekiştirmiştir.

BURSA RESİMLERİ – YEŞİL TÜRBE (GREEN TOMB)

3ZD_bursa