Fevziye CABİR; Kudüs’ün kadın muhafızı


      178227       
         İsrail askerleri tarafından evi yıkılan ve aynı saldırıda eşini kaybeden Filistinli Fevziye Sudki Cabir, İstanbul Barış Platformu’nun davetlisi olarak İstanbul’a geldi. Basın toplantısı düzenleyen Cabir, yaşadıkları toprakların tapularının Osmanlı arşivlerinde bulunduğunu belirterek, “Bu arşivleri lütfen bizimle paylaşın ki bu toprakların bize ait olduğunu ispatlayalım. Biz resmen soykırıma uğruyoruz” dedi.

İHH İnsani Yardım Vakfı’nda bir basın toplantısı düzenleyen Filistinli Fevziye Sudki Cabir, “Bizim topraklarımız gasp ediliyor. Çeşitli sebeplerle göz altına alınıyoruz çeşitli bahanelerle para cezası ödüyoruz. Bizi dağlarda bulunan hapishanelere götürüyorlar ve dağlarda zorla çalıştırıyorlar. Bu Filistin ve Kudüs davasıdır. 1999’da başlayan süreçle İsrail’in yaptıklarını bizzat yaşadım. Benim eşim tekerlekli sandalyede hayatını sürdüren yaşlı bir adamdı. Evim 2 kısımdan oluşuyordu. Evimin birinci kısmını

gasp ettiler. Diğer kısmından çıkmam için ise ellerinden gelen her şeyi yaptılar. İsrailliler bana işkence ve psikolojik baskı uyguladılar. Evimden çıkmadığım için para cezasına çarptırıldım. Bunu yapanlar insan olamaz. İsrail Turizm Bakanı bizzat evime gelerek evimi boşaltmam için 150 milyon dolar teklif etti. Bu teklifi reddedince akıl almaz baskılara maruz kaldım. Ama bu psikolojik baskılara tahammül ettim, direndim. Bu baskılardan sonra 2 yıl psikolojik destek aldım” şeklinde konuştu.

Geçtiğimiz Kasım ayında gece yarısı kapısını çalan yaklaşık 50 İsrail askerinin zorla evine girerek kendisini sokağa attıklarını söyleyen Cabir yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Beni sokakta gözetim altında tuttular. Su istedim, su dahi vermediler. Tekerlekli sandalyede olan eşimi yere attılar ve hemen orada kalp krizi geçirdi. Çevredeki Filistinliler ambulans çağırdı. Ambulans geldiğinde eşimin hastaneye kaldırılmasına izin vermediler. Doktorlar sadece orada müdahale yapabildiler. Evimdeki bütün eşyaları boşattılar. Evimi tamamen kontrol altına alınca beni serbest bıraktılar. Daha sonra çocuklarımız geldi, bize yardım ettiler ve eşimi hastaneye kaldırdık. Bundan sonra evimin

yanına çadır kurdum. Bu baskıları dünyaya göstermek istiyorum. Eşim hastaneden taburcu olunca bu çadıra geldik. Eşyalarımız gasp edildiği için elbiselerimiz ilaçlarımız dahi yoktu. Çadırda eşim 2. kez kalp krizi geçirdi. İlaç olmadığı için müdahale edemedim. Hastaneye kaldırdık. Hastanede eşim 3. kez kalp krizi geçirdi. 1 haftada 3 kez kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Ben çadırda yaşamaya devam ettim. İsrailliler çadırıma gelerek baskılarını sürdürüyorlardı.”

Filistinli Fevziye Sudki Cabir, İsrail’in mahkeme kararıyla sürekli para cezası kestiğini belirterek, bu zamana kadar tam 5 kez para cezası ödediğini söyledi. 29 Mart 2009 günü İsrail askerlerinin, yaşadığı çadırı söktüğünü anlatan Cabir, “Mart ayında olduğumuz için kıştı ve hava hala çok soğuktu. Çadırımı söktüler ama ben bir sandalyeye oturdum, başıma bir şemsiye aldım ve orada oturmaya devam ettim, mücadelemi sürdürdüm. Şu an çadırımı çeşitli din ve ırktan insanlar gelerek ziyaret ediyorlar ve bana

destek veriyorlar. İnsanların barış içerisinde yaşamasını kabul ediyoruz. İslam, din de bunu söylüyor ama İsrail’in barışçıl olmadığını gözlerimizle görüyoruz. Şeyh Cerrah ve Silvan mahalleleri sistematik olarak gasp ediliyor. İsrailliler sürekli olarak evlerimizi bu mahallelerdeki evleri yıktılar. Yıktıkları binaların yerlerine Yahudi yerleşimciler getirildi. Yıkılan evlerin yerine 150 apartman yapıldı. Bu binalar Siyonist şirketler tarafından yapılıyor. Özellikle El-Miskoviç isimli Siyonist şirket

Filistin’in her yarine binalar yaptı” ifadelerini kullandı.

Türkiye’den yardım isteyen Cabir, bu toprakların tapusunun Osmanlı arşivlerinde yer aldığını ifade ederek, “Bu arşivleri lütfen bizimle paylaşın ki bu toprakların bize ait olduğunu ispatlayalım. Biz resmen soykırıma uğruyoruz. Topraksız bir halk oluşturulmak isteniyor. İsrail’in projesi 2020 yılına kadar Kudüs ve Filistin’i tüm tapınaklardan ve tarihi eserlerden arındırmak. Sistematik olarak caddelerin, sokakların isimleri değiştiriliyor. Bunun amacı Filistin’in Arap-İslam kimliğini yok etmek. Son çağrım

Mescid-i Aksa’ya sahip çıkılsın. Bu programı düzenleyenlere ve İstanbul Barış Platformu’na teşekkür ediyorum” dedi.

İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım ise, “Biz artık daha güçlüyüz çünkü evleri yıkılan ve zulüm gören insanların önünde büyük bir insan gücü var. İnsan gücünün önünde hiçbir şey duramaz” diye konuştu.

Reklamlar

28/08/2009 tarihinde GENEL içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: