Aylık arşivler: Eylül 2009

EBULFEYZ ELÇİBEY (1938 – 2000) – ABİDE-İ ŞAHSİYETLER ( 5 )

EBULFEYZ ELÇİBEY (1938 – 2000)
1880elchibey282qw
Azerbaycan eski Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey, Nahçıvan’ın Keleki kasabasında doğdu.
Asıl adı, Ebulfez Kadir Güloğlu Aliyev olan Elçibey, Azerbaycan Bakü Devlet Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu.

Elçibey, 1970’li yıllarda, eski SSCB topraklarına dahil olan Azerbaycan’ın bağımsızlığı için mücadele etmeye başladı. 1976 yılında Sovyetler’e karşı propaganda yaptığı gerekçesiyle tutuklandı ve 1978 yılında şartlı olarak serbest bırakıldı.

Ebulfez Elçibey, 1988-1989 yıllarında Azerbaycan halkına bağımsızlık mücadelesi yolunda öncülük ederek, halkından büyük destek gördü. Elçibey, aktif siyasi hayatına 1989 yılında, Azerbaycan Halk Cephesi Partisi’nin (AHCP) başına geçerek başladı.Azerbaycan Halk Cephesi Başkanı Ebülfez Elçi Bey, 6 Haziran 1992 tarihli seçimlerde % 63’lük bir çoğunlukla Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi.

Ancak, onun katıksız bir Türkçü olması ve büyük Türk birliği (Turan) ülküsünü savunması, Rusya’yı rahatsız etti. Ajanları vasıtasıyla tertiplediği bir darbe sonucu, Elçibey’in iktidardan uzaklaştırılmasını sağladı.

Ebülfez Elçibey, kardeş kanı dökülmesini önlemek için, doğduğu yere, Nahcıvan’daki Keleki Köyüne çekildi. Uzun yıllar orada yaşadı. Nihayet 1997’de Bakü’ye döndü. Siyasî mücadeleye yeniden başladı. Ancak, bu mücadeleyi demokratik yöntemlerle yürütmek imkânsızdı. Cumhurbaşkanlığı seçimini boykot etti. İlmî ve fikrî çalışmalarını sürdürdü.

2000 yılı başlarında hastalanınca Türkiye’ye geldi. Önce Hacettepe, sonra GATA hastanelerinde tedavi edildi. Fakat, amansız hastalığın pençesinden kurtarılamadı. 22 Ağustos Salı sabahı hayata gözlerini yumdu.

VİZYONU
elçibey
Onun hayatı boyunca 3 temel hedefi vardı.

Bunlardan Birincisi: Bağımsız Azerbaycan, ikincisi: İranda ki 30 milyon Azerbaycan Türkünün yaşadığı Güney Azerbayca’la Kuzey Azerbaycan’ın birleşmesi, üçünücüsü ise Öncelikle Azerbaycan ile Türkiyenin daha sonrasında ise tüm Türk Devletlerinin birleşmesi idi.

O bu güzel hedeflerinden ilkini gerçekleştirme başarısı gösterir iken muhakkak ki diğer ideolojilerini de ileride gerçekleştirilmek üzere biz Türk Gençlerine bırakmıştı. Elbette ki emanetinin esareti ile yaşıyacağız. Ve bu emanetini bir gün mutlaka hakikat yapacağız.

“Men Atatürk’ün Esgeriyem”

Elçibey’in en önemli özellkilerinden biride onda olan büyük Atatürk sevgisidir. Öyledir ki Atatürk hakkında ve Atatürk tarafından yazılmış tüm eserleri okumuştur. Ünlü Bakü mitinginde sağ elini havaya kaldırarak “Men Atatürk’ün Esgeriyem” diyerek hitap ettiği kitleyi çoşturmuş ve kendisinde olan Atatürk sevgisini en güzel şekli ile ifade etmiştir.

Yine onda olan Atatürk sevgisine görmek için KGB tarafından maruz kaldığı bir işkenceden duyduğu acıyı şu şekilde belirtmiştir kardeşine.

“Çok işkence gördüm, çok çektirdiler hiç birisine yanmamda, bir Atatürk rozetim vardı yakamda onu aldılar ya elimden hala için yanar.”

Melankolik ve sevecen bakışlarında her Türk gencinin yüreğini ısıtan ve her gence bir ufuk çizen unutulmaz bir liderdi. Kendi adıma belirtmem gerek ise kendi dönemimde gördüğüm ve bir çok otorite tarafından da onaylandığı üzere son yılların en büyük Türk devlet adamı idi. Görüşlerinin hiç birinde yanılmamıştı. Görüşleri büyük bir ülkünün vazgeçilmez bir parçı olsada her zaman sukunet ile diğmalar vuku bularak sistemli bir şekilde gerçeleşebilecek düşüncelerdi.

Onun yüce ideallerine bağlı kalmaya and içmiş biz gençler onun izinden gitmeyi ve ideallerini hakikat yapmayı bir namus borcu bilip; ideallerini tahakkuk ettirmek için var gücümüzle çalışamaya, önümüzdeki engellerden ve sorunlardan yakınmadan hedefe ulaşmaya ve başarımıza inanıyor ve bu başarı için mücadele ediyoruz.

O Bize Hiç Darılmamıştı

Türk dünyasının ve özellikle Azerbaycan ile Türkiye’nin birleşmesi konusunda gösterdiği tüm çabalara rağmen Türkiye nin ona kayıtsız kalması onu hiç bir zaman öz kardeşlerine karşı bir darılmaya itmedi. Hatta öyle ki Ermeniler Karabağ’ı işgal ettiğinde Türkiye’den yardım istediğinde dönemin Cumhurbaşkanı olacak zatın şu yobazlık ve ümmetcilikle dolu olan “Onlar şii biz sünniyiz, gitsin İran’dan yardım istesinler” gibi gayet terbiyesiz ve küstah cevabına bile darılmamıştı. Çünkü bu sözleri sarfeden kişinin Türk milletini temsil etmediğini çok iyi bilmekte idi.

O’nun Azerbaycan ve Türkiye birleşmesi için sarfettiği çabalar ve söylemler ancak vizyonu geniş bir liderin ön görebileceği fikirlerdi. Malesef aynı dönemlerde bir Elçibey in daha bulunamamış olması geniş vizyonunun tam anlaşılamaması ve bazıları tarafından hep yanlış anlaşılmasına sebep olmuştu.

Darbeden sonra döndüğü Keleki kasabasında sonu bir çok cefakar Türk liderinin ve kahramanın olduğu gibi yokluklar içerisinde geçti. Azerbaycan gibi petrol zengini bir ülkenin eski Cumhurbaşkanı Keleki’deki evinde büyük yoklular içerisinde yaşamakta idi. Bu yokluklar ileride onun hayatına malolacak bir çok hastalığında başlangıcı olacaktı.

Prostat tümörü ve sağlıksız beslenmeye dayalı olarak metabolizma sorunları nedeni ile önce Ankara Hastanesine arkasından da hastalığının ilerlemesi nedeni ile GATA ya kaldırıldı. GATA da kaldığı sürece durumu düzelmişti fakat nefes darlığı, akciğer sorunları ve prostat kanseri belasına dayanması yıllardır zorluklarla mücadele eden Elçibey için çok daha zordu. Ve o gün yani bundan 5 yıl önce 22 Ağustos 1990 da hayata gözlerini yumdu. Tarih vizyonu geniş son Türk liderinide bir ulusun bağrını yakarak böyle almıştı elinden.

Ölümünden sonra Bakü’deki mütevazi evini ziyarete gidenler, derme çatma eşyaların yanında sahip olduğu tek lacivert takım elbiseyide buldurlar, üzerinden hiç çıkarılmayan Atatürk rozeti ile birlikte.

Reklamlar

GAZPROM 400 metrelik Yeni Merkezini St. Petersburg’a İnşaa Edecek

Rusya’nın dev enerji şirketi Gazprom, 400 metre uzunluğunda camdan kulesini St. Petersburg’a inşa edecek. Şehrin tarihi dokusunu bozacağı gerekçesi ile yapılan itirazları inceleyen St. Petersburg şehir yönetimi, ‘Ohta Center’ olarak adlandırılan kulenin inşa edilmesinde herhangi bir engel görmediklerini açıkladı.
m71850

UNESCO Gazprom merkez binasının kurulması ile birlikte şehrin dünya tarihi ve kültürel mirasları listesindeki konumunun zarar görebileceği uyarısında bulunuyor. 300’den fazla köprüsü, beyaz geceleri ile ünlü St. Petersburg artık Gazprom’un camdan kulesi ile de sembolleşecek.

İngiltere merkezli RMJM şirketinin inşa edeceği proje 2 milyar dolara mal olacak. Ünlü Smolensk Katedrali’nin yanına inşa edilecek, 77 katlı kulenin 2016 yılında tamamlanması öngörülüyor.

St. Petersburg’lu Rusya Başbakanı Vladimir Putin’in de projeye destek verdiği biliniyor. Şehir Valisi Valentina Matviyenko da “Rusya’nın bir numaralı şirketinin gelişinden St. Petersburg memnun olur.” ifadelerini kullanmıştı.

St. Petersburg Vali Yardımcısı Roman Filimonov ise yaptığı açıklamada, şehir yönetiminin projeyi uygun bulduğunu doğruladı. Şehirde uygulanan 100 metrelik sınırın aşılması ile ilgili özel bir izin çıkarıldığı kaydedildi. Filimonov değerlendirmesinde, “Her şey artık Vali Valentina İvanovna’ya bağlı. Kararı imzalayabilir ya da imzalamayabilir de.” hatırlatmasında bulundu.

İNŞAAT MÜHENDİSİ LİDERLER

Konu ile ilgili çevreler ve akademik camiaların dahi anlam veremedikleri ” herhalde yaptıkları iş ve muhatap oldukları çevreler ile ilgili zamanla kariyerlerine yön verilmesi” ile tanımladıkları Uuslararası siyasi arenada , yerel yönetimlerde ve iş dünyasında bulunduğu ülke ve bölgelerinde damga vurmuş,fenomenleşmiş,devrimlerde bulunup kitleleri peşinden sürükleyen önemli kiderleri içerisinden çıkaran bir meslek İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ.
BUNLARDAN BAZILARI;
YASER ARAFAT ( 24-08-1929 / 11-11-2004 )
TL034487
(FKÖ) lideri ve Filistin Ulusal Yönetimi’nin ilk başkanı.
180px-Arafat-young
Arafat, Filistin’in özerkliği için durmaksızın İsraillilere karşı mücadele etti. Hayatının çoğunu 1958 ile 1960 yılları arasında kurduğu siyasi el Fetih örgütünün liderliğini yaparak geçirdi. Önceleri İsrail’in varlığına karşı idiyse de 1988 yılında BM Güvenlik Konseyi’nin 242 sayılı kararını kabul ederek bu görüşünü değiştirmiştir.Arafat, Kahire’de Filistinli bir anne ve babanın çocuğu olarak doğdu.Babası, Abdurrauf el-Kudva el-Hüseyni, Gazzeliydi; babasının annesi Mısırlıydı.Arafat inşaat mühendisliği okudu ve 1952’den 1956’ya kadar Filistinli Öğrenciler Birliği’nin başkanlığını yaptı. Başkanlık yaptığı ilk sene, Özgür Subaylar Hareketi’nin Kral I. Faruk’u devirmesinden sonra üniversitenin adı Kahire Üniversitesi oldu. Bu sıralarda Arafat inşaat mühendisliğinden mezun oldu.

SÜLEYMAN DEMİREL
demirel
Sami Süleyman Gündoğdu Demirel (d. 1 Kasım 1924, İslamköy, Atabey Isparta) Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanı. Türk siyasetçi ve inşaat mühendisi. Baba, Su Müdürü, Barajlar Kralı, Morisson Süleyman, Çoban Sülü, Şapka, Bir Bilen, Antrenör, Zenit Süleyman, Güniz Sokak gibi lakapları bulunmaktadır. Başbakan olarak tek başına iktidarda bulunduğu 1965-1971 döneminde Türkiye ekonomisi ortalama yıllık %7.0 oranında büyümüş ve Türkiye’nin GSMH’si Dünya toplamının binde 7.43’ünden binde 8.37’sine yükselmiştir.[1]
0211
Şubat 1949’da İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat fakültesinden mezun oldu

BORİS YELTSİN

image7zt
Boris Nikolayeviç Yeltsin, Rusya devlet ve siyaset adamı. 1 Şubat 1931’de Sverdlovsk’ta doğdu.

Rus kökenli bir çiftçinin oğludur. İnşaat mühendisliği öğrenimi gördükten sonra, bir inşaat işletmesinde idareci olarak vazife aldı.1861’de Sovyetler Birliği Komünist Partisine girdi. Parti içinde hızla yükselerek Sverdlovsk bölgesi parti birinci sekreterliğine getirildi. Mihail Gorbaçov’un Sovyetler Birliği devlet başkanı oluşundan hemen sonra Moskova’ya çağrıldı. Nisan 1985’te Komünist Partisi Merkez Komitesine seçildi. Ekim 1985’te de Moskova Parti Teşkilatı Şefi oldu. Kısa zamanda kamuoyunun güvenini kazandı. Aynı zamanda Politbüro’ya da girdi. Yegor Ligaçev ile anlaşmazlığa düştü. 1987’de Gorbaçov tarafından görevden uzaklaştırıldı. Şubat 1988’de partiyle ilgili bütün yetkileri elinden alındı. İnşaat bakan yardımcılığına tayin edildi.

Daha sonra Moskova’da halkın isteklerini dile getiren bir siyasetçi olarak sivrildi. Mart 1989’da Moskova’da % 89,6 oranında oy alarak SSCB Halk Temsilcileri Kongresine seçildi. Siyasi ve ekonomik sahada çoğulculuğu savundu. Mayıs 1990’da Gorbaçov’un isteğine aykırı olarak Rusya Federasyonu Komünist Partisi başkanlığına getirildi. Haziran 1991’de Rusya Federasyonu başkanlığına seçildi. 19 Ağustos 1991 de SSCB başkanı Gorbaçov’a karşı sertlik yanlıları tarafından düzenlenen darbeyi şiddetle protesto etti. Darbecilere karşı halkı direnişe çağırdı. Moskova’da Beyaz Saray denen Rusya parlamento binasına ulaşmayı başardı. Darbecileri suçlu ve hain ilan ederek, ordu ve KGB içinde darbeye karşı çıkanların da yardımıyla Beyaz Saray’ı direnişin merkezine dönüştürdü. Siyasi ustalığını göstererek Gorbaçov’un devlet başkanı olarak yeniden göreve dönmesini sağladı.

Darbenin başarısızlığa uğratılmasında ve Gorbaçov’un yeniden göreve dönmesinde en önemli rolü oynadı. Darbecilere karşı gösterdiği kararlı tutumuyla büyük bir prestij kazandı. Gorbaçov’un bazı başarısızlıkları Yeltsin’i daha güçlü hale getirdi. Gorbaçov’un göreve dönmesinden sonra Liderin kendisi olduğunu ortaya koydu. Anayasaya aykırı kararnameler çıkardı ve Gorbaçov’dan bağımsız uygulamalara girişti. Komünist partiyi yasakladı ve bütün parti mallarına el koydu.

Siyasi reformların yanısıra, ekonomik konularda da reformlara giden Yeltsin, 2 Ocak 1992’de yürürlüğe girecek olan yüksek oranlı fiyat artışları hususunda halktan ve parlamentodan destek istedi. Rusya parlamentosundan olağanüstü yetkiler aldı.

8 Aralık 1991’de Yeltsin ile Ukrayna ve Beyaz Rusya cumhuriyetlerinin devlet başkanları Bağımsız Devletler Topluluğu’nun (BDT) kuruluşunu ilan ettiler. 21 Aralıkta geri kalan 12 Cumhuriyetin 11’i de BDT’ye katıldı. Yeltsin Gorbaçov’la birlikte BDT’nin yıl sonunda Sovyetler Birliğinin yerini alacağını açıkladı. Ancak Gorbaçov 25 Aralık 1991’de devlet başkanlığı vazifesinden istifa etti. Çok çabuk davranan Yeltsin, Gorbaçov’un Kremlin’deki ofisine taşındı. Ordunun komutasını eline aldı. Birleşmiş Milletlere Sovyetler Birliğinin Güvenlik Konseyindeki yerini Rusya Federasyonunun alacağını bildirdi. Nükleer füzelerle ilgili fırlatma şifrelerine el koydu. İdarede ABD’yi örnek alan Yeltsin başkanlık vazifesini de kendinde topladı. 1993 yılında Parlamentoyu asker kullanarak dağıttı. Seçimler yapıldı. Böylece Yeltsin konumunu daha da güçlendirdi.

Mahmud Ahmedinejad
ahmedinejad
İran İslam Cumhuriyeti’nin altıncı Cumhurbaşkanıdır.Kuzey İran’da, Tahran vilayetine doğudan komşu olan Semnan vilayetinin şehirlerinden Germsar kenti yakınındaki Aradan köyünde bir nalbantın oğlu olarak dünyaya gelmiştir.
1976 yılında ülke genelinde yapılan üniversite giriş sınavında 132’nci olarak İran Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin inşaat mühendisliği bölümüne girmiştir. Tahran Belediye Başkanlığından önce İran Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapmaktaydı. Tahsilini de bu üniversitede yapmıştır. Profesör unvanı bulunmaktadır.
ahmedinejad(1)
Cumhurbaşkanlığı seçilmeden önceki dönemde, (3 Mayıs 2003 ile 28 Haziran 2005 arasında) Tahran belediye başkanlığı yapmıştır. Mesleği İnşaat mühendisliğidir. 24 Haziran 2005 İran cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda seçilmiş, 3 Ağustos 2005’de ardarda 8 yıllık cumhurbaşkanlığı süresini doldurduğu için makamından çekilen Muhammed Hatemi ‘nin yerine Cumhurbaşkanlığına başlamıştır.

Siyasi güç zeminini İran inşaat sektörünün lobi kuruluşu olan İslami İran İnşaatçılar İttifakı’ndan (Abadgaran) aldığı kabul edilmektedir. Abadgaran, İran cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda iki aday arasında (Ahmedinecad ve Muhammed Bager Galibaf) bölünmüş, ikinci turda Ahmedinecad’ın arkasında toplanmıştır. Böylece, 1000 kadar adayın İran Anayasa Muhafızları Konseyi tarafından elenmesinden sonra ilk tura katılabilen 7 aday arasında en fazla oyu almış bulunan (Ahmedinecad ilk turda % 19.48 oranında oy almıştı) eski (Hatemi’den önceki) cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani ‘ye karşı ikinci turda teke tek yarışarak oyların % 61.69’unu elde etmiştir. Muhalifleri seçime hile karıştığı ithamlarını dile getirmişlerdir. İkinci tura İranlı seçmenlerin % 59’u katılmıştır.

Hakkındaki genel yargı İslamcı ve popülist görüşleri savunan bir dini muhafazakar olduğu yönündedir. Sade yaşantı tarzının, iyi eğitim mazisi ile dürüst politikaları kaynaştırdığı imajının ve popülist görüşlerinin İran toplumunun fakir tabakaları nezdinde popülerlik kazanmasına yol açtığı belirtilmektedir. ‘Yapılabilir ve yapabilirizsloganı etrafında oluşturulmuş Cumhurbaşkanlığı programının belirsizlikler içerdiği görüşleri ortaya atılmıştır. Hedeflerinden biri İran’ın petrol gelirlerinin fakir halka yansıtılmasıdır.

GÖLYAZI ( APOLYONT ) – NİLÜFER / BURSA

1521_87
Gölyazı, Nilüfer, Bursa-İzmir karayolunda Uluabat gölü (Apollont gölü) kıyısında küçük bir yarımada da kurulmuştur. Tarihi Roma dönemine kadar gider. Roma döneminden kalanları evlerin temel taşlarında görmek mümkündür. Tarihi ve coğrafi orijinal özellikler taşır. Apollon Krallığı’nın merkezi olarak bilinir. Köyün başlıca geçim kaynağı günümüzde balıkçılık ve zeytincilik’tir.
Gölyazı Köyü, Ulubat gölünün kıyısında, Nilüfer ilçesine bağlı bir köydür.
_Golyazi__by_cellists
Ulubat Gölü’nün kuzeyinde 2 yarımada, içinde 7 ada vardır; köy, gölün ortasındaki adaya köprü ile bağlanmıştır.

Kurtuluş Savaşı’na kadar Rumlar’ın yaşadığı köyde günümüzde Selanik’ten mübadele yolu ile gelmiş Türkler yaşamaktadır. Halk, tarım ve balıkçılık ile uğraşır.

Köye girişte sol yanda kalan tepenin arkasında antik bir kent vardır. Bölge, tamamen SİT alanıdır.
g2
Köy meydanında cami, kahve ve bir anıt çınar (ağlayan çınar) yer alır. Meydanda sazan ve turna balıkları mezat yoluyla satılır. Göl kenarında küçük balık lokantaları bulunur. Gölyazı Köy Ekmeği fırınından nefis ekmek kokuları bütün adaya yayılır

Gölde balıkçı tekneleriyle ada turu yapmak mümkündür.

Adanın çevresinde sular çekilince kökleri meydana çıkan söğüt ağaçları, sur yıkıntıları vardır.

Adadan muhteşem bir günbatımı manzarası izlemek mümkündür. Bunun için Zambak tepesi en uygun mekan olarak tavsiye edilir.
bf404caac6592e0646d7b9797e638cec
Antikçağ’da Ulubat Gölü, Apolyont Gölü olarak anılmaktaydı; Işık tanrısı Apolyon, göldeki adalar ve göl kıyısındaki ovada kurulu antik kentin koruyucusu idi. Kentte Apolyon’a adanmış bir tapınak bulunurdu. Bu antik kentin izleri Gölyazı’da halen görülür.

Doğal güzellikleri sayesinde M.Ö. 1. yy’da gelişen antik- kent, Hristiyanlık döneminde önem kazanmış, hatta bir ara bir psikopozluk merkezi olmuştu. 14. yy başındaki Osmanlı akınları nedeniyle Bursa ve Mudanya’dan kaçan halk bu kentte toplanmıştı.

Osmanlı döneminde sadece ada üzerine yerleşildi. Halk, ipekböcekçiliği, balıkçılık ve tarımla geçinmeye devam etti.

Göl, organik madde bakımından zengin olduğu için 21 tür balık ve kerevit yetişmektedir. Ancak fabrika atıkları,beldenin lağım ve konutlardaki deterjanlı suların göle dökülmesi nedeniyle ciddi bir kirlilik ve balık sayısında azalma vardır.
_DSC0256_fhdr
Ulubat Gölü, göçmen kuşlar için doğal bir kuş cennetidir. Yavrulama döneminde Manyas Gölü’nde konaklayan kuşlar, balıkların bolluğu nedeniyle beslenmek için Gölyazı’na gelir. Özellikle ilkbaharda kuş ve kurbağa sesleri tüm Gölyazı’nı kaplar.

Bu doğal kuş cennetinin yanısıra Ulubat Gölü özel kuş cenneti var. Gölyazı tabelasını İzmir’e doğru 5 km. geçtikten sonra sola dönülünce 1 km sonra özel kuş cennetine varılıyor. Burada bir doğasever tavuskulu, sülün, ördek, taklacı güvercin yetiştiriyor. Girişte kuşlar için bir yem parası ödeniyor. Bu çiftlikte zaman zaman kuşbilimciler araştırma yapıyor. Tavuskuşları evinde besleme imkanları olanlara, döktükleri tüyler ise Parisli modacılara satılıyor.

Gölyazı Köyü’nün girişindeki 12. yy’dan kalma kilisenin ilerde kültür merkezi olarak kullanılması için çalışmalar vardır.
3c65c12989864bfef55d8caf9b87f84a
Gölyazı’ya ulaşım: Bursa’dan İzmir istikametine giderken Ulubat Gölünü gördükten 5 km. kadar sonra Gölyazı tabelası görülür. Bu tabelayı gördükten sonra sola dönerek zeytin ağaçlarıyla çevrili güzel bir yoldan 5 km. gidildiğinde Gölyazı köyü’nün girişine ulaşılır. İzmir tarafından Bursa istikametine gidenlerin ise gölü gördükten 25-30km. sonra tabelaları takip ederek sağa girmeleri gerekir

BU ÜLKE VE MİLLET HAK ETTİĞİ KONUMDA NEDEN DEĞİL ?

Resim 003Ülkemiz insanları örf ve geleneklerine bağlılığı açısından dünya milletlerinden çoğundan üstün ve özelliklldir.
Hatta insanlarımızın bu özelliği sözde gelişmiş medeniyetleri kıskandıracak kadar ileri düzeydedir.
Zaten Türk Milletinin aile-gelenek ve örf yapısını bozmak ülkemiz ile gizli hesaplar peşinde koşan şerh güçlerin planlarında her zaman en ön sırada yer almıştır.
Dünyada ve bölgemizde aktif genç nüfus ve iş gücü olarak en önemli süper güç olmaya hem aday hem de köklerinde bu gücü barındıran bir milletiz.Fakat hak edilen bu olguyu elde edemediğimizde aşikardır.
Bu güce sahip olmamızın Nedenleri nelerdir ?
– Az üreten Çok tüketen toplum omamız
– Toplumda Tasarrufun değil İsrafın hakim olunması
– Milletin köklerindeki örf ve aile yapısının bozulmaya başlaması
– Gelir adaletsizliği,vergi-asgari ücret konularında yanlış politikalar.
– Dini yapının çeşitli reformist ve dış güçlerinde etkisi ile bozulmaya çalışılması gençlerin Farz ve sünnetten uzaklaşan yaşam tarzı.
– Özelleşen ve zengine daha çok hizmet ve başarı sağlayan Milli Eğitim-Özel Okul Sistemi.
– İcra ettiği mesleği ve mezun olduğu bölümü beğenmeden,farkında olmadan tercih edip gerçekleştirmeye çalışmak.Meslek ve Bölüm tercihinde yetenek-istek yerine yanlış uygulama ve ÖSS – KPSS sistemi
– Zamanı verimli kullanamamak
– Uzun Yıllara dayansa bile gerçek bir Devlet ve Millet Politikalarımızın bulunmaması
– Devlet bünyesinde yerel-genel tüm kurumların stratejik plan ve bütçe yatırımların yanlış yapılması
– Devlet ve Milletimizin Avrupa Birliği dayatması ile değil gerçek manada başarıya götürecek Norm ve Kalite Politikalarının geliştirilmemesi
– Devlet ve Ülke İçerisinde GEREK SİYASET GEREK BÜROKRASİ-ASKERİ GEREKSE DE İŞ-MEDYA DÜNYASINDA İKTİDAR ve GÜÇ HEDEFLEYEN TÜZEL VE ÖZEL KİŞİ VE/VEYA KURUMLARIN DIŞ GÜÇLER VE KÖKÜ DIŞARIDA KURULUŞLAR İLE İŞBİRLİKÇİ OLUP ZAMANLA EMİR ALAN KONUMUNA DÜŞMELERİ…

ve bunlara benzer bir sürü sebep sayabiliriz.Fakat en azından yukarıda belirttiğim hususlarda ülke ve millet olarak yapılanmaya gitmemiz mutlaka olumlu sonuçlar doğuracak olup aksi takdirde yok oluş bataklıklarında istenmeyen sonu beklemek zorunda kalacağız….

Hakan KAYA
İnşaat Mühendisi

http://www.hakankaya.wordpress.com
e-posta : insmuhhakankaya@gmail.com

BETONARME YAPILARDA KOLON – KİRİŞ BİRLEŞİM BÖLGELERİ VE ETRİYE SIKLAŞTIRMASININ ÖNEMİ

BETONARME YAPILARDA KOLON – KİRİŞ BİRLEŞİM BÖLGELERİ VE ETRİYE SIKLAŞTIRMASININ ÖNEMİ
image124

Kolon-kiriş birleşim yerlerinde Binaların kolon uçlarından kırıldığı düşünülürse, bu bölgelerde etriyenin (sargı donatısı) ne derece önemli olduğunu görebiliriz.99C_c7
Kolon düşey açılımı incelendiğinde, kolon-kiriş birleşim bölgesinde max 10 cm arayla ( normal ölçü 5 cm arayla) etriye olduğu, ancak bunun uygulamada demirçinin işgüzarlığı nedeniyle çoğu zaman yapılmadığı unutulmamalıdır.
47B_c9
Kontrol mühendislerine düşen görev, kontrol sırasında bunların yapılmasını sağlamaktır. İmalat sırasında kirişler yapılırken bitişik olarak etriyeler yerleştirilir, kiriş askıdan indirildiğinde de etriyelerin aralıkları ayarlanıp bağ teli ile sabitlenerek imalat standartında yapılmış olur. Böylece etriye, kendisine en çok ihtiyaç duyulan kritik bölgede yer almasıyla dayanımı artırmış, kolon-kiriş bağlantı noktasının deprem etkisiyle kırılmasını önlemiş olur.

12 EYLÜL DARBESİ….BİZİM ÇOCUKLAR NEYİ BAŞARDI KİME HİZMET ETTİ

29 YIL GEÇTİ UNUTAMADIK

hussoloji_eylul12212 Eylül 1980’de Türkiye bambaşka bir sabaha uyandı. Sokaklarda tank paletlerinin sesleri yankılanıyordu. Herkes 10 yıl öncesinden kalma bir alışkanlıkla radyoyu açtı. Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Kenan Evren, askerin yönetime el koyduğunu, sıkıyönetim ilan edildiğini, ikinci bir emre kadar sokağa çıkmanın yasak olduğunu söylüyordu. Bir gün sonra nasıl olduysa bıçakla kesilir gibi bitmesine rağmen, darbeden önce gazete manşetleri çıkan çatışmalarda ölen insanların haberleriyle doluydu. Aradan geçen 29 yılda Kenan Evren’in idamlar için “Netekim pişman değilim” cümlesi kimileri için tarihin tozlu sayfalarında kaldı…

BİZİM ÇOCUKLAR OUR BOYS NEYİ BAŞARDI YA DA NEYİ BİTİRDİ…KİME HİZMET ETTİLER…BU ÜLKENİN YİĞİT EVLATLARINI MİLLETİ İÇİN EN VERİMLİ ZAMANLARINDA KİMLER SAĞ-SOL DİYE KAMPLAŞTIRDI…
01a

İlk kez Mehmet A Birand’ın 12 Eylül Saat:04.00 (1984) adlı kitabında ortaya atılan, 12 Eylül Darbesi sırasında dönemin ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Türkiye Masası Sorumlusu Paul Henze’in askeri müdahaleyi haber alırken haberi ulaştıran diplomatın yours boys have done it – seninkiler yaptı/bizim çocuklar işi bitirdi – anlamındaki konuşması, 12 Eylül Darbesi içinde ABD’nin rolü konusunda tartışmalara neden olmuştur.Henze’den sonra Ankara’daki çocuklar başardı şeklindeki mesaj Başkan Jimmy Carter ‘a iletilmiştir. Paul Henze 2003 yılında bir türk gazetesine verdiği demeçte Bizim çocuklar işi başardı sözlerinin Mehmet A Birand’ın uydurması olduğunu belirtmiş.Ancak kısa bir süre sonra Birand 1997’de Henze ile yaptığı görüşmenin sesli ve görüntülü kayıtlarını yayınlayarak Henze’i yalanlamıştır.

12 Eylül’ün sonuçları

650.000 kişi göz altına alındı

1 milyon 683 bin kişi fişlendi.

Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.

7 bin kişi için idam cezası istendi.

517 kişiye idam cezası verildi.

Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1’i Asala militanı).

İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’e gönderildi.

71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.

98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı.

388 bin kişiye pasaport verilmedi.

30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.

14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.

30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.

300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.

171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.

937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.

23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.

3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.

400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.

Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

31 gazeteci cezaevine girdi.

300 gazeteci saldırıya uğradı.

3 gazeteci silahla öldürüldü.

Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.

13 büyük gazete için 303 dava açıldı.

39 ton gazete ve dergi imha edildi.

Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.

144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.

14 kişi açlık grevinde öldü.

16 kişi kaçarken vuruldu.

95 kişi çatışmada öldü.

73 kişiye doğal ölüm raporu verildi.

43 kişinin intihar ettiği bildirildi.

Darbe ardından, siyasi cinayetlerin çok kısa sürede sona ermesi, güvenlik güçlerinin şiddet eylemlerini darbe öncesinde neden önlemediği / önleyemediği sorularını da beraberinde getirdi. Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin darbeden haberdar olduğu ve darbe gecesi Başkan Jimmy Carter’a ” bizim çocuklar işi bitirdi” anlamında bir mesajın, bir toplantının ortasında iletildiğinin anlaşılması, 12 Eylül’de ABD’nin rolü konusunu da tartışmalara açtı.

Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu’nda başlatılan ayrılıkçı silahlı hareket, 12 Eylül yönetiminin getirdiği Kürtçe konuşma yasağı ile güçlendirildi ve gerekçelendirildi. Diyarbakır Cezaevi başta olmak üzere bölge cezaevlerindeki kötü muamele, 1983 seçimlerinden sonra yoğunlaşacak Kürdistan İşçi Partisi ( PKK) adına terör eylemlerini gerçekleştirenlerin gerekçelerinden biri oldu. Bu cezaevlerinde tutulan PKK militanlarının önemli bölümü, daha sonra, PKK yöneticileri arasında yer aldı.

12 Eylül 1980 ardından partiler lağvedildi, parti liderleri önce askeri üslerde gözetim altında tutuldu, ardından yargılandı. Bu durum, siyasi partilerin sürekliliği konusunda tarihsel sorunlar yaşayan Türkiye’de siyasi temsilin demokratikleşmesi önünde yeni bir engel oluşturdu, siyasi gelenekler geçici de olsa alt-üst edildi.

6 Kasım 1983 genel seçimine, kapatılan eski siyasi partilerin hiçbiri katılamadı; 1982 yılında hazırlattığı Anayasa’yı onaylayarak cuntayı destekleyen seçmen, cuntanın işaret ettiği emekli Orgeneral Turgut Sunalp liderliğindeki Milliyetçi Demokrasi Partisi yerine Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi’ni Türkiye’yi yönetmek üzere seçti. Daha sonra, siyasi yasakların kalkması ile eski liderler ve eski kadrolar, yeni partiler ile seçimlere katıldı.

Hakan KAYA – İnşaat Mühendisi

Resim 003
Şiddetli yağmur sonucu oluşan sel felaketinde hayatını kaybeden bütün kardeşlerimize, vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet geride kalanların ailelerine, yakınlarına sevdiklerine başsağlığı diliyorum.
Bütün milletimizin başı sağolsun

http://www.hakankaya.wordpress.com

TOKİ`den Erken Ödeme İndirim Fırsatı

7f771d391128c58946878d58769158edTOKİ`den ev alanlara indirim kampanyası

Toplu Konut İdaresi (TOKİ), 2008 yılı sonuna kadar satışı gerçekleştirilen konut ve işyerleri için borcunu kapatmak isteyenlere indirim imkanı sunuyor. 23 Eylül-23 Ekim 2009 tarihleri arasında borcun tümünü ödeyenlere yüzde 20, 3 ay vadede kapatacaklara ise yüzde 17 indirim uygulanacak

TOKİ, vadesi 12 aydan az kalanlar hariç 2008`den önce satışı gerçekleştirilen konut ve işyerlerinin borç bakiyelerinin kapatılmasını sağlamak amacıyla indirim kampanyası düzenledi.
Kampanya kapsamında, konut ve iş yeri sahipleri borç kapatma tarihi itibariyle hesaplanacak borç bakiyelerini, 23 Eylül-23 Ekim 2009 tarihleri arasında satış işlemlerini gerçekleştiren Bankaya başvurmak suretiyle peşin veya 3 ay vadeli kapatabilecek.
Borç bakiyesinin peşin kapatılması durumunda yüzde 20, 3 ay vadeli eşit taksitli olarak kapatılması durumunda ise yüzde 17 indirim yapılacak.
Söz konusu tarihten sonraki borç kapatmalarda, indirim oranları uygulanmayacak.
Kampanyadan faydalanmak isteyenler, ilgili bankalardan konut kredisi kullanabilecek.
Kampanyadan yaklaşık 131 bin 620 adet konut alıcısı yararlanabileceği belirtildi.
TOKİ, 27 Nisan-27 Mayıs 2009 tarihleri arasında da bir indirim kampanyası düzenlemişti. Yüzde 16 ile yüzde 21 oranları arasında indirim uygulanan kampanyadan 4 bin 108 kişi faydalanmış, kurum 150 milyon 414,2 bin liralık alacağı erken tahsil etme imkanına kavuşmuştu.

ULU CAMİİ BURSA – HEYKEL ATATÜRK CADDESİ

ULU%20~1TÜRK TARİHİNİN EN BÜYÜK CAMİİ

Ulucamii kapalı namaz kılma alanı bakımından Türk Tarihinde yapılan en büyük camidir. Hemen aklınıza Süleymaniye, Sultan Ahmet gelebilir. Fakat o camilerin büyüklüğü duvarlarla çevrili avlu alanlarıyla birliktedir. Ayrıca o camiler tek ve çok yüksek bir kubbe ile örtülü olduğundan çok geniş bir bir alanı varmış izlenimi verir. Bursa Ulucamii ise çok kubbeli ve alçak tavanlıdır. İçinde bulunan çok sayıdaki sütun yüzünden de daha ufakmış gibi hissetmemize neden olabilse de TÜRK TARİHİNİN EN BÜYÜK CAMİSİDİR.

ulu cami2

BURSA ULU CAMİİ MİNBERİNDEKİ SIRLAR
602 yıllık bir minber…. Tarihi minber üzerinde güneş ve galaksi sistemleri var. İddiaya göre, gezegenlerin büyüklük oranları ve yörüngeleri gerçek oranlarla örtüşüyor….

ulucamiiminber

1402 tarihinde (Hicri 804) inşa edilen Bursa’nın tarihi sembollerinden Ulu Caminin minberinin Doğu yakasında (mihraba bakan yüz) Güneş sistemi, Batı yakasında ise Galaksi Sistemi yer alırken evrenin kül olarak tasvir edildiği ileri sürüldü. 602 yıllık tarihi minberdeki şekillerin bu tespiti doğruladığı iddia ediliyor. Minberin her iki yüzünde de şaşırtıcı şekilde birer evren krokisi var. Bu sadece bir tesadüf mü, yoksa bu minberin banisi gerçekten bir astronomi hayranı mıydı?

bursa-ulu-camii