Aylık arşivler: Ekim 2009

NEREDE KALMIŞTIK…TOFAŞ SAS – OYAK RENAULT DERBİSİ

Türk Basketbolunun en önemli merkezlerinden biri olan Bursa’nın temsilcileri Tofaş SAS ve Oyak Renault Spor uzun bir aradan sonra Bursa derbisinde tekrar basketbolseverler ile buluşacaklar.tofas-2009-10
yeni_310_230
01 KASIM PAZAR 19:00 Bursa Atatürk Spor Salonunda karşılaşacak olan iki temsilcimize verecekleri mücadele ile örnek olmalarını diliyorum. Bursalı basketbolseverler de takımlarını yalnız bırakmamaları gerekir.Ne diyelim iyi oynayan ve mücadele eden kazansın.GERÇEK KAZANAN BURSA BASKETBOLU OLSUN…

Reklamlar

NECİP FAZIL KISAKÜREK (1904 – 1983) – ABİDE – İ ŞAHSİYETLER (6)

NECIP%~1

1904 yılında İstanbul’da doğdu. Çeşitli okullarda, bu arada Amerikan Koleji’nde okudu ve orta öğrenimini Bahriye Mektebi’nde yaptı(1922). Bu askeri okulda, din derslerini, Aksekili Ahmed Hamdi, tarih derslerini Yahya Kemal’den görmüş, ama asıl anlamda “edebiyat ve felsefeden riyaziyeye ve fiziğe kadar iç ve dış bir çok ilimde derin ve mahrem mıntıkalara kadar nüfuz edebilmiş” dediği İbrahim Aşkî’nin etkisinde kalmıştır.İbrahim Aşkî, verdiği kitaplarla onun “deri üstü deri bir plânda da olsa” tasavvufla ilk temasını sağlamıştır. Kısakürek Bahriye Mektebi’nin “namzet ve harp sınıflarını bitirdikten sonra” Darülfünun Felsefe Bölümü’ne girmiş ve oradan mezun olmuştur (1921-1924). Felsefedeki en yakın arkadaşlarından biri Hasan Ali Yücel’dir. Milli Eğitim Bakanlığı bursu ile bir yıl Paris’te gitmiştir. (1924-1925). Yurda döndükten sonra Hollanda, Osmanlı ve İş Bankalarında memurluk ve müfettişlik gibi görevlerde bulunmuş (1926-1939), Ankara’da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Devlet Konservatuvarı ile İstanbul’da Güzel Sanatlar Akademisi’nde dersler vermiştir (1939-1942). Daha gençlik yıllarında basınla ilişkiye geçen Kısakürek, bu tarihten sonra memurlukla ilişkisini kesmiş, hayatını yazarlık ve dergicilikten kazanmaya başlamıştır.Necip Fazıl Kısakürek 25 Mayıs 1983 tarihinde Erenköy’deki evinde öldü.Naşı, Eyüp sırtlarındaki kabristana defnedilmiştir.

Ödülleri

Necip Fazıl Sabır Taşı adlı oyunuyla 1947 yılında C.H.P. Piyes Yarışmacı Birincilik Ödülü’nü almıştır. Kısakürek’e doğumunun 75. yıldönümü dolayısıyla Kültür Bakanlığı’nca “Büyük Kültür Armağanı” (25 Mayıs 1980) ve Türk Edebiyatı Vakfı’nca “Türkçenin Yaşayan En Büyük Şairi” ünvanını vermiştir.

Yazı Hayatı

Necip Fazıl’ın yayınlanan ilk şiiri Örümcek Ağı adlı kitabına “Bir Mezar Taşı” başlığıyla alacağı “Kitabe” şiiridir ve 1 Temmuz 1923 tarihli Yeni Mecmua’da çıkmıştır. Necip Fazıl hatıralarında “benim de yerim bu el oldu yâhu/ Gençlik bahçesinde sel oldu yâhu” dizeleriyle başlayan bu şiir dolayısıyla Ahmet Haşim’in “Çocuk Bu Sesi nerden buldun sen?” dediğini yazmaktadır. Kısakürek bu tarihten itibaren 1939 yılına kadar Yeni Mecmua, Milli Mecmua, Anadolu, Hayat, Varlık gibi dergilerle Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan şiir ve yazılarıyla ününü genişletmiştir.Necip Fazıl 1925 yılında Paris’ten yurda döndükten sonra, aralıklı şekilde ama uzun sürelerle Ankara’da kalmış, üçüncü gelişinde, bazı bankaların da desteğini sağlayarak 14 Mart 1936 tarihinde Ağaç adlı bir dergi çıkarmıştır. Yazarları arasında Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Kutsi Tecer, Mustafa Şekip Tunç’un da bulunduğu Ağaç, yeni kapanmış olan Yakup Kadri’nin sahipliğindeki Kadro dergisinin Burhan Belge, Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir ve İsmail Husrev Tökin gibi yazarlarının savunduğu ve dönemin etellektüellerini hayli etkilemiş bulunan materyalist ve marksizan düşüncelerine karşı spiritüalist ve idealist bir çizgi izlemeyi öngörmüştür. Ankara’da altı sayı çıkan Ağaç dergisini Kısakürek daha sonra İstanbul’a nakletmiş, ancak dergi 17’nci sayıda kapanmıştır.Ve Büyük Doğu Necip Fazıl, 1943 yılında bu defa, dini ve siyasi kimliği de olan Büyük Doğu dergisini çıkarmış, 1978 yılına kadar aralıklarla haftalık, günlük ve aylık olarak çıkardığı Büyük Doğu’da iktidarlara cephe almış, yazı ve yayınları yüzünden mahkemelere düşmüş, dergi birçok kez kapatılmıştır. Özellikle İslam medeniyetini ve tarihini savunan Necip Fazıl giderek milletimizin sevdiği bir insan olmuştur. Necip Fazıl 1947 yılında Büyük Doğu’nun toplatılması üzerine ayrıca Borazan diye bir siyasi mizah dergisi de çıkarmıştır.

ESERLERİ

Şiir: Örümcek Ağı, Kaldırımlar, Ben ve Ötesi, Sonsuzluk Kervanı, Çile, Şiirlerim, Esselâm, Çile Oyun: Tohum, Bir Adam Yaratmak ,Künye, Sabır Taşı, Para, Nami Diğer Parmaksız Salih, Reis Bey, Ahşap Konak, Siyah Pelerinli Adam, Ulu Hakan Abdülhamit, Yunus Emre.

Roman: Aynadaki Yalan, Kafa Kağıdı

Hikaye: Birkaç Hikâye Birkaç Tahlil, Ruh Burkuntularından Hikâyeler, HikâyelerimHatırat: Cinnet Mustatili, Hac, O ve Ben, Bâbıâli

kaynak : www.biyografi.net

CUMHURİYETİMİZİN 86.YILI KUTLU OLSUN

 Photo-0259

MİLLET OLARAK BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİN YEGANE ANLAMI, ŞANLI GEÇMİŞİMİZLE AYDINLIK  YARINLARIMIZ ARASINDAKİ EN ÖNEMLİ KÖPRÜ OLAN CUMHURİYET BİZLERİ DAHA NİCE BİN YILLARA TAŞIYACAKTIR.BU DUYGU VE DÜŞÜNCELER ÇERÇEVESİNDE TÜM MİLLETİMİZİN CUMHURİYET BAYRAMINI KUTLARIM…

Hakan KAYA

İnşaat Mühendisi

www.gundem16.com 23/10/2009 Köşe Yazısı

İkinci üniversite Bursa Teknik Üniversitesi olmalı58_2

Bursa ilinin çok daha önceden hak ettiği ikinci üniversite hadisesi epey zamandır dilimizden düşürmediğimiz konuların başında geliyor. Konu artık Bursa sınırlarını aştı. Ankara da ilgili ve yetkili makamlarda tartışılırken yavaş yavaş karar aşamasına da geliniyor.

Son zamanlarda Gemlik ilçesinin büyük bir çaba içerisinde olduğunu takip ediyoruz. Bursa’nın ikinci üniversitesine talip olduklarını açıkça belirtiyorlar. Öyle bir aşamaya gelindi ki siyasi arenada rakip olan CHP’li Belediye başkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi İlçe Teşkilatı tek bir ses olarak hareket ediyor. Hatta bölgelerini temsilen vekillerimizden Altan KARAPAŞAOĞLU , eski belediye başkanları değerli meslektaşım Nurettin AVCI ve de Mehmet TURGUT’un desteğini de aldıkları açık olarak gözüküyor.Anlayacağınız üzere Gemlik ilçesinin tüm kentsel dinamiklerini de arkasına alan bu oluşum son yıllarda eşine rastlanmayacak bir birlikteliğe dönüştü.Öyle ki Gemlik Üniversitesi Yaptırma Yaşatma ve Koruma Derneği olarak bu çalışmalarını sistemli ve örgütlü bir şekilde bu dernek çatısı altında gerçekleştirmektedirler.Kısacası Gemlik ilçesinde ikinci üniversite için konsensüs sağlanmış.

İlçede Uludağ Üniversitemize ait Denizcilik ve Hukuk Fakültesi ile birlikte yüksekokulun bulunması, Bursa şehir merkezine yakınlığı büyükşehir sınırları içerisinde olması, Yalova yolu ve liman ikinci üniversite için en büyük şansları gibi gözüküyor.

Buraya kadar her şey iyi güzel fakat sorun Gemlik kent dinamiklerinin oluşturduğu bu konsensüs ‘’nasıl olursa olsun ikinci üniversite Gemlik’te olsun’’ izlenimi vermeye başlamaları ülkemizde ODTÜ-İTÜ-YTÜ VE KTÜ olmak üzere sayıları 4 adet olan teknik üniversitesine eklenmesi düşünülen Bursa Teknik Üniversitesi söylemine karşı olan hatta kurulacak 5.Teknik Üniversiteyi kendi illerinde bölgelerinde kurulmasını bekleyen bölgeler olduğu unutulmamalıdır.

Önceki yazılarımdan birinde Bursa’nın, sanayi ve ticaret alanında ülkemiz adına üstlendiği rolle birlikte, ithalat-ihracat, istihdam, dış göç,Ar-Ge kriterleri açısından Teknik Üniversite ihtiyacının önem kazandığını, Uludağ Üniversitesi’nin çok büyüdüğünü, bu büyümeye paralel olarak ihtiyacı karşılamadığını sizlerle paylaşmıştık.Bu ihtiyaçlar ışığında Bursa Teknik Üniversitesi oluşumunda ne kadar geç kalındığı da ortada. Bursa’nın sanayisi-ekonomisi ile Türkiye’nin en önde gelen merkezlerinden biri olması Teknik Üniversite tezini kuvvetlendiriyor.

Bundan sonra sadece Gemlik değil tüm Bursa kent dinamikleri bu konunun gerçek manada takipçisi ve aynı zamanda destekçisi olmalıdır. Bursa Teknik Üniversitesi’nin oluşmasına engel olacak hiç bir neden bulunmamakta olup aksi yönde gerçekleşecek her türlü oluşum ihtiyaca cevap olmayacaktır. Üniversitelerin kurulduğu bölgelere kazanımlarını saymaya çalışmak sadece bir köşe yazısına yeteceği kanısında değilim bunu da takdirlerinize bırakıyorum.

logo

Bursa Teknik Üniversitesi kurulması ile ilgili bölgemizin iktidar ve muhalefet olmak üzere bütün vekillerin, akademik odaların, sivil toplum örgütlerinin Gemlik’te sağlanmış olan birlikteliği örnek almalarını , bu konuda istekli olan ve çabaları takdire şayan Gemlik bölgesindeki değerli dostlarımıza destek olmalarını bekliyoruz.
Son olarak Gemlikli hemşehrilerimizin ikinci üniversite taleplerini Gemlik’te kurulmak üzere BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ olarak dile getirmelerini, şu anda ülkemizde toplam sayıları 141 adet olan Üniversitelerden 142.si olması yerine 5.Teknik Üniversiteye ev sahipliği yapmasının daha iyi olacağı düşüncesindeyim.
Gemlik ilçemize üniversite kurulmalı bu üniversitede Bursa Teknik
Üniversitesi olmalı…

Hakan KAYA
İnşaat Mühendisi

yazıya ait link : http://www.gundem16.com/yazar_detay.php?kimlik=58

www.gundem16.com

www.hakankaya.wordpress.com

insmuhhakankaya@gmail.com

24 EKİM 2009 İZMİR

Photo-0527

Hilton \ İZMİR – TÜRKİYE                          24 \ 10 \ 2009

GÜZEL İZMİR…

Photo-0526

Hafta sonu Çevre ve Orman Bakanlığının Bölgesel Bilgilendirme Toplantıları için İzmir’e gittik..Uzun bir süreden beri gidemediğimiz İzmir’de gezi ve incelemelerde bulunduk.

İzmir bıraktığımız gibi yine Güzel İzmir.Alsancak,Konak,Basmane ve Kordon da özellikle konakladığımız hotel bu bölgelerde olduğundan daha detaylı görebilme fırsatımız oldu…İzmir bıraktığımız gibi yine güzel İzmir…

TÜRKİYE DE DOMUZ GRİBİNDEN (H1NI) İLK ÖLÜM

Sağlık Bakanlığı, Ankara’da 1 kişinin “domuz gribi” hastalığı nedeniyle hayatını kaybettiğini, vakanın Türkiye’deki ilk ölüm olduğunu bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Pnömoni (zatürre) teşhisiyle Ankara’daki bir hastanemizde takip ve tedavisi sürdürülen 29 yaşındaki bir vatandaşımız, gelişen ani solunum yetmezliği sebebiyle maalesef hayatını kaybetmiştir. Alınan numunelerde pandemik A(H1N1) virüsü tespit edilmiştir. Tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan bu vaka, ülkemizde pandemik A(H1N1) sebebiyle kaybettiğimiz ilk kişidir. 24.10.2009 tarihi saat 20.00 itibarıyla ülkemizde pandemik A(H1N1) toplam vaka sayısı 958’e ulaşmıştır.
Vatandaşlarımızın korunma tedbirlerine özenle riayet etmesi, grip belirtileri olan çocukların okul ve dershaneye gönderilmemesi, hastalık belirtisi olanların evlerinde istirahat etmeleri gerekmektedir. Ancak, genel durumda kötüleşme, solunum güçlüğü, göğüs ağrısı, nefes darlığı, bilinç bulanıklığı, 5 günden fazla süren ateş, ciddi ve sürekli kusması olan vakaların beklemeden doktora müracaatları büyük önem taşımaktadır” denildi.

KAYNAK: www.haberturk.com

Hakan KAYA – 09 EKİM 2009 Tarihli www.gundem16.com Köşe Yazısı

Türkiye – Ermenistan ilişkileri ve Zürih protokolü

58_2Son zamanlarda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bölgesinde aktif rol kazanma çabaları ile başrol oyuncusu olma gayreti her vatandaş gibi bizi de memnun etmektedir… Öyle ki Davos’un meşhur moderatörü Washington Post yazarı David Ignatius, ABD yönetimini devralacak olan Barack Obama’nın, Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun “domino teorisini dikkatle incelemesini istemişti.Ignatius, 21 Aralık 2008 tarihli yazısında, “Suriye ile İsrail arasındaki arabuluculuk gibi hassas diplomatik girişimleri” yönettiğini vurguladığı o zamanların Başbakan Erdoğan’ın Başdanışmanı ve şimdiki Dışişleri Bakanımız Prof. Dr. Davutoğlu’nun, Ortadoğu’yla ilgili domino teorisi konusunda Obama yönetimine uyarılarda bulunmuştu.Bununla ilgili asırlarca bölge coğrafyasında yaşayan diğer uluslar ve küresel güçlerin ilk önce önemsemediğini fakat şu aralar dikkatlice takibe aldıklarını da söylemekte fayda görüyorum.

Ama tüm bunlar zemini kaygan ve en ufak yanlışın telafisinin mümkün olmadığı hassas meselelerdir. Bununla alakalı Devlet politikamız belirlenirken, devlet-millet-ulusal dış politika üçgeni esas alınarak en az 50 ila 100 yıllık periyotta her senesi ve hamlesi iyi incelenmiş etüt edilmiş bir süreç olarak gelişmelidir. Çünkü bu devletin köklerinden gelen sorumluluğu büyüktür hiçbir zamanda bu sorumluluktan kaçmamalıdır. Aksi takdirde tarihsel sorumluluğunu unuttuğunda yok oluş bataklıklarında çırpınmaya mahrum kalacaktır.
Başlangıçta takınılacak tavırlar çok önemli olup geçmiş hatalardan dersler çıkarılmalıdır. Kuzey Irak’ ta sözde Kürt Federe Devleti ile olan ilişkiler, Talabani-Barzani-A.B.D. üçgeni, Suriye – İran ilişkileri ile birlikte son günlerin gündemini teşkil eden Ermenistan ile diyalog süreci…
Devletimizin bölgede bu girişimlere kalkışması gayet doğaldır. Zaten bu hareketler bulunduğu jeostratejik konumu gereği kaçınılmazdır.
logo
Şimdi gündemde Ermenistan ile ilişkiler ve bunun sonucunda İsviçre Zürih Protokolü var. Diyalog ve sınır kapılarının açılması derken İsviçre de anlaşma imzalanmasına kadar gelindi. Değerli okurlar bu anlaşmadır. Altını çizerek söylüyorum anlaşma öyle diyaloga miyaloga benzemez .Devlet sözüdür ve her dönem geçerliliği vardır. Acaba çok mu hızlı hareket ediyoruz onu zaman gösterecek.Bizim şu an için gördüğümüz Ermenistan’ın gerek içte gerek dışta Ermeni Diaspora’sının lobisinin tepkisinden çekinerek kendi ülke politikalarından taviz vermediği en azından temkinli hareket ettiğidir.Devletimiz içinse bu anlaşma dan önce tüm yurttaşlarımızda fikir ve gönül birlikteliğini sağlayamadığıdır.Aynı durum yukarıda bahsettiğim gibi Ermenistan içinde geçerli. Ne yazık ki konsensüs her iki ülkede ki vatandaşlarda da sağlanamadı.

Konu Türkiye tarafından incelendiğinde biraz karışık belki alacağımız yok ama ödenecek borcumuzda yok o tehcir ve sözde soykırım iddialarını kabul etmemiz ile kendi kendimize ihanet edip intihar etmiş oluruz. Türkiye Cumhuriyeti, Ermenistan ile 2 Aralık 1920’de sınırını çizmiştir. Fakat Ermeniler, kendi anayasalarının on üçüncü maddesiyle yayılmacı politikalarını devlet politikası olduğunu açıkça göstermektedirler. Ermeni anayasasının söz konusu maddesinde Ermeni Cumhuriyeti armasında “Ararat” dedikleri Ağrı dağına sahip çıktıkları görülmektedir. Ağrı dağını Ermeniler’in ve Ermeni yandaşlarının Ermenistan sınırı içinde görmek istediklerini sağır sultan bile anlar.

Gelelim yıllardan beri kanayan yaramız olan terörün kaynağı PKK örgütünün içindeki Ermeni Lobisi ve desteği. Bu destek şu an itibari ile de devam etmektedir. Gerçi bu konuyu iyi analiz edenler bölgenin karışması için PKK – Ermeni ittifakının arkasında hangi güç olduğunu bulabilirler ama yine de bu Ermenistan için hafifletici sebep olamaz.
Birde Azerbaycan ile durumu var… Kişiler geçici kurumlar kalıcıdır. İktidarlar gelir gider ama Türkiye-Azerbaycan arsındaki bağ hiçbir zaman kopmaz neden kopmaz çünkü iki devlette hem aynı dine mensup olup hem de aynı millettir.Kısaca iki devlet tek millettir.Azerbaycan’ın Karabağ Davası bizim davamızdır.Hocalı Katliamı bizim Anadolu’da herhangi bir köye,kasabaya yapılan düşman katliamından farkı yoktur.Azerbaycan’ın acısı bizim acımız sevinci bizim sevincimizdir.

logo
Ermenistan ile tabi ki diyalog sürecine girilir. Bu diyalog sonucu mutabakatta sağlanır. Fakat yukarıda belirttiğim nedenlerden Ermenistan’dan alacağı olan Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Diyalog olur sonunda antlaşmada olur ancak antlaşma metninde Ararat (Ağrı Dağı) ve Doğu Anadolu toprakları ile ilgili yaptığı yanlışlardan,sözde soykırım iddialarından ,Karabağ işgalinden,PKK ya verdiği destekten vazgeçtiğini açık bir şekilde ifade edip hatalarını tekrarlamayacağı ile ilgili taahhütte bulunduğunda hem diyaloga girilir,hem sınırlar açılır hem de anlaşma imzalanabilir.Peki siz değerli okurlar, Ermenistan Devletinin Diaspora’dan vazgeçip tarihsel yanlışlarından geri dönebileceği ile ilgili ihtimal var mı ?
Bence YOK…

Hakan KAYA
İnşaat Mühendisi

Yazıya ait link :
http://www.gundem16.com/yazar_detay.php?kimlik=58

www.gundem16.com

www.hakankaya.wordpress.com

İNŞAAT MÜHENDİSLERİNİN BURSA EĞİTİM PROGRAMI TAMAMLANDI

Resim 025
BURSA VE BÖLGESİNDE 120 ADET İNŞAAT MÜHENDİSİNİN DEPREM BÖLGELERİNDE YAPILACAK YAPILAR HAKKINDAKİ YÖNETMELİK EĞİTİM PROGRAMI HOLİDAY INN HOTELDE 8-9-10 EKİM TARİHLERİ ARASINDA BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI EV SAHİPLİĞİNDE GERÇEKLEŞTİLDİ.

PROGRAMDA;
DEPREM BÖLGELERİNDE YAPILACAK YAPILAR HAKKINDAKİ YÖNETMELİK
DEPREM MÜHENDİSLİĞİNDE TEMEL KAVRAMLAR
DEPREME DAYANIKLI BETONARME – ÇELİK – YIĞMA BİNA TASARIMI
DEPREM ETKİSİNDE MEVCUT BİNALARIN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GÜÇLENDİRİLMESİ
YIĞMA BİNALRIN ÇEŞİTLERİ-GÜÇLENDİRİLMESİ
BİNALARIN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GÜÇLENDİRİLMESİ İLE ÖRNEKLER
Photo-0519
İnş.Y.Müh.A.ERENLER – İnş.Müh.Hakan KAYA – Prof.Dr.Zekai CELEP

KONULARINDA ; PROF.DR.ZEKAİ CELEP,PROF.DR.ERDAL İRTEM,DOÇ.DR.KEMAL BEYEN.YRD.DOÇ.KAAN TÜRKER,DR.CÜNEYT TÜZÜN DEN OLUŞAN KONULARINDA UZMAN AKADEMİK KADRONUN VERDİĞİ DERSLERİN SONUCUNDA BAŞARI SINAVI İLE EĞİTİM PROGRAMI SONA ERDİ.

www.gundem16.com – KÖŞE YAZISI – 02 EKİM 2009

58_2BURSA VE KENT LOBİCİLİĞİ ÜZERİNE…

Lobi faaliyetleri elde etmek istediğiniz mesele ile ilgili kişi ve kuruluşları etkileyerek sonuca ulaşmanıza zemin hazırlayan hareketlerdir. Ülkemizde son zamanlarda lobiciliğin karşımıza çıktığı farklı bir alanı daha var. O da şehirlerin nüfuz oluşturarak yatırım alma ve kendisini ön plana çıkarma çalışmaları yani kent lobiciliği… Kent lobiciliği kavramını kendi şehir ve bölgeleri ile ilgili karar süreçlerini yönlendirme faaliyetleri olarak tanımlamamızda sakınca yoktur.

Şehir lobiciliği konusunda Bursa’nın ne kadar zayıf olduğu tüm çevrelerce bilinir. Bursa kentinin lobi faaliyetlerinde kuvvetli olduğunu iddia edenlere geçmiş süreçlere ve arşivlere bakmasını tavsiye ederim. Olaya dışarıdan tarafsız bakan dostların görüşleri önemlidir çünkü taraf değillerdir. Karşılaştığım sorulara bazen cevap vermekte dahi güçlük çekiyorum. Bu zorluk herkesin Bursa ve bölgesinin sahip olduğu sosyal-kültürel ve tarihi zenginliğin farkında olmalarından ileri geliyor. Bursa ile ilgili kaçan fırsat ve yatırımların çok basit nedenlerden şehre ulaşmadan diğer kentlerde bu yatırımların hayat bulması kadar doğal bir şey yoktur. Siz taşın altına elinizi koymaz birlik olamazsanız bu kentin önderi ve söz sahibi de değilsiniz demektir. Ne yazık ki ortada Bursa’nın proje ve yatırımları için lobi faaliyeti yaptığını zannedenlerin başarıları ortadadır. Kimse kusura bakmasın bu misyonu kazanabilmek için önce bölgesini bilecek daha sonrada kentlilik bilincine sahip olmaları gerekir. Burada kentin asıl sahiplerine olan bireylere de çok önemli görevler düşmekte.

logo

Ne yazık ki yıllar önce kurulması gereken ikinci devlet üniversitesi hala öğretime başlamış değil hala yer tartışmaları ve de ilçeler arası çekişmeler devam etmekte. Üniversitenin açılmadığı her geçen gün kentin zararınadır. İkinci üniversitenin özellikle teknik üniversite olması ile birlikte en gelişmiş sanayiye sahip Bursa’nın ar-ge-istihdam – proje geliştirme konularına aynı zamanda ekonomiye vereceği katkıyı kimse inkar edemez. Üniversite öğrencileri ve çevrelerinde gelişen üniversite ticaret – ekonomisi oluşmaktadır. Buna en iyi örnek olarak Eskişehir’i gösterebiliriz.Havaalanı rezaleti ise kaç yıldan beri gözler önünde. Bu şehrin ayıbı olarak Yenişehir de haftada kalkan 3-4 sayılı sefer haricinde bomboş beklemekte. Bu konunun kente kaybettirdiklerine gelince Turizm başta olmak üzere sanayi, ulaşım gibi konular. Kimse talep azlığı gibi konuyu bahane edemez Bursa gibi Balkan-Doğu Anadolu–Güney Doğu Anadolu-Karadeniz kökenli ve birçok dış memleketlerde gurbetçisi olan kente kimse talep az olduğunu öne süremez. Gaziantep-Trabzon-Urfa Havaalanları ile Yenişehir Havaalanını iç ve dış hat seferlerini karşılaştırırlarsa bu arada ki farkı çok iyi görebilirler. Zaten Çevre yolundan gittiğiniz de havaalanı tabelasını dahi göremezsiniz.

Kentlerin tanıtımında marka değerleri önemlidir. Uluslararası alanda spor en önemli tanıtım araçlarından biridir. Maalesef spor ve kent anlamında en önemli markamız Bursaspor’un nasıl alt kümeye düşürüldüğüne şahit olduk. Stadyum meselesi de geç kalınmadan bir an inşaatına başlanılmalıdır.

Kent lobiciliğinin başarısı için kurumsallaşması gerekmektedir. Kurumsallaşmanın en önemli bölümünü birey oluşturmaktadır. Özellikle kişilerin bölgelerine sahip çıktığı şehirlerde bu kültürün daha hızlı geliştiği görülmektedir. Şehrin yerel yöneticileri, siyasetçileri, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, iş dünyası, medyası, üniversitesi ve bürokrasi de bu faaliyetlerin önemini kavramalı ve içinde yer almalıdır. Şehir lobiciliği o bölgeye ait ve ikamet eden toplulukların en önemli ortak paydalarından birisidir. Bursa da kaybettiğimiz fabrika,ve benzeri yatırımları,kazanımları kent lobiciliği anlamında kayıptan daha çok kazanıma dönüştürmek için yukarıda belirttiğim birliktelik sağlanmalıdır.

Hakan KAYA – İnşaat Mühendisi

yazıya ait link :

http://www.gundem16.com/yazar_detay.php?kimlik=58&makale=605

www.gundem16.com –   www.hakankaya.wordpress.com