24\12\2009 Tarihli Hakan Kaya’nın www.gundem16.com Köşe Yazısı


Sarıkamış; vatan için kar ve soğuğun derinliklerinde yitirilen kahramanların destanı…

Millet olarak tarihimiz süresince şanlı zaferlerimiz bulunduğu gibi acı hatıralarımızda mevcuttur.Bunların başında Sarıkamış Destanı olarak tanımladığımız felaket gelmektedir.Sarıkamış harekatında, harp tarihinde örneği görülmemiş bir emre itaat olgusu yaşanmıştır.Tam 95 yıl önce, 22 Aralık 1914 günü başlayan Sarıkamış Kuşatma Harekatı tamamlandığında koca bir ordunun neredeyse tamamı yok oldu.
Sarıkamış Harekâtı (22 Aralık 1914), Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti ve Rus Hanedanlığı arasında Sarıkamış’da gerçekleşmiş, sonucu Osmanlı Devleti tarafı için bir başarısızlık ile sonuçlanan bir askerî manevradır.
1877-1878’deki 93 Harbi Osmanlı Devleti’nin mağlubiyeti ile neticelenince Batum savaş tazminatı olarak Rusya’ya verilmiş,Sarıkamış, Kars, Ardahan ve Artvin de Berlin Antlaşması ile Rusya’ya terkedilmişti. 1914 yılında döneminin Başkomutan Vekili olan Enver Paşa, evvelce kaybedilen bu vatan topraklarını geri almak amacıyla 19 Aralık tarihinde Sarıkamış Harekatı planlarını kurmaylarına sundu.Enver Paşa, bu amaçla 14 Aralık 1914’te İstanbul’dan Köprüköy’e gelmiştir. Taarruzun bahara bırakılmasını öneren 3’üncü Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa’yı görevinden alarak 3’üncü Ordu Komutanlığını kendi üzerine almıştır.
Genelkurmay ve Tarih Kurumumuzun arşivlerinden aldığımız bilgiler ışığında bu harekâtı icra edecek 3’üncü Ordu; 9, 10 ,11’inci Kolordular ve 2’nci Süvari Tümeninden oluşuyordu. Cephedeki Rus mevcudu 100.000, 3’üncü Ordunun mevcudu ise 120.000 idi. Türk ordusu sayıca fazla olmasına rağmen Ruslar, ağır silah, topçu ve donatım bakımından kesin bir üstünlüğe sahiptiler.22 Aralık 1914 – 15 Ocak 1915 tarihleri arasında cereyan eden Sarıkamış Muharebeleri’nde Türk Ordusunun uyguladığı plan, bir kolorduyla düşmanın cepheden tespitini, iki kolorduyla kuzey kanadından kuşatılarak düşman cephesinin 30-35 km kadar gerisindeki Sarıkamış’ın ele geçirilmesiyle büyük düşman kuvvetlerinin imhasını öngörüyordu.Cephede malzeme ve iaşe çok noksandı. Mesela mevcut 6 yıllık iaşesi için 88.000 ton buğday, çavdar ve arpa ihtiyacı olmasına karşın, Ordu ambarında 1.250 ton hububat vardı. kışa girilmiş olduğu için erzakın gereği gibi taşınması, dağıtılması bir hayli güçtü. Bu güçlükte Rusların Karadeniz’deki donanma üstünlüğünün de payı vardı. Ruslar Zonguldak’ı bombalamak için 10 gemiyle denize açıldıklarında, doğuya erzak götürmekle görevli en büyük üç erzak gemisi Bahriahmer, Bezmialem ve Mithatpaşa gemilerine rast gelmiş ve onları da batırmışlardır. Bunun yanında 4.000 tonluk Derne gemisinin yine Ruslar tarafından batırılması da askerin erzaksız kalmasındaki bir diğer önemli etkendir.Bir iddiaya göre de erzağın az olması ve salgın hastalık olması Enver paşanın hemen bir harekata girişmesine sebep olmuştur.Maalesef sonucu tarihin en acı destanlarından biri olarak geçecek olan bu muharebelerde Rusların zayiatı 30.000, Türklerin zayiatı ise 60.000 kadardır. Ruslar; Türklerden 200 subay, 7000 eri esir, 20 makineli tüfekle 30 topu ganimet olarak almışlardır. Bu muharebeler sonucunda Doğu Anadolu, Rusların işgaline maruz kalmıştır.
Sarıkamış, Türk harp tarihinin en acı muharebelerine sahne olmuştur. Türk Ordusu, ağır koşullar altında yapılan bir muharebede kahramanca savaşmıştır. Türk Ordusunun kayıplarındaki asıl etkenler, çetin arazi ve şiddetli kış şartları ile teçhizat eksikliği ve ikmal yetersizliğidir. Çok ağır koşullar altında kahramanca savaşan Türk askeri, muharebenin sonuna kadar direnmiş, vatanını korumak ve başarıya ulaşmak için sonsuz gayret göstermiştir. Sarıkamış Harekâtı, Türk milletinin vatanı ve kutsal varlıkları uğruna neler yapabileceğinin bir delilidir.
Ne yazık ki çoğu konuda olduğu üzere bu acı olayda dahi sonucu bir kenara bırakıp Enver Paşa ile ilgili anlamsız polemiklere girmek hiç bir şey kazandırmayacağı çok açıktır.Fakat hangi sebeple olursa olsun kendi ordunuz muharebe edecek durumda değil ken ve mevsim şartlarına uygun donanıma sahip olmadan taarruz etmenin ne kadar yanlış bir strateji ürünü olduğunu anlayabilmek çokta zor olmamalı.Üstelik hem aşırı soğuk hem de coğrafi koşulların zorluğu ile birlikte mevcut ordumuzun silah-techizat bakımından çok eksik olup karşı tarafın bunun aksine daha donanımlı ve güçlü bir orduya sahip olduğu ortam da taarruz etmenin ne kadar anlamlı ve gerçekçi olduğu kanımca tartışmaya bile açık değildir.Kesinlikle taarruz ile savunma muharebelerini birbirine karıştırmamak lazım buradaki eleştirideki önemli ayrıntıda budur.
Tüm milletler tarihlerinde bulunan zafer ve acı hatıralarından dersler çıkarmalıdır.Bundan sonra bizlere düşen şanlı tarihimizi gelecek nesillere doğru aktarabilmek ve paylaşmaktır. Allahüekber Dağlarında Vatanı, bayrağı ve Türk milleti için, Hayatlarını göz kırpmadan feda ederek karın beyazlığında kaybolan adsız kahramanlarımızı 95.yılında saygıyla anıyoruz.

www.hakankaya.wordpress.com

Yazıya Ait Link :  http://www.gundem16.com/yazar_detay.php?kimlik=58&makale=708

31/12/2009 tarihinde gündem16.com içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: