Aylık arşivler: Ocak 2010

NECİP FAZIL KISAKÜREK – ZİNDANDAN MEHMEDE MEKTUP

Zindan iki hece Mehmetim lafta !
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de geri adam boynunda yafta…
Halimi düşünüp yanma Mehmed’ im!
Kavuşmak mı?… Belki… Daha ölmedim!

Avlu… Bir uzun yol… Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yolda tutuktur hapse düşeli…
Git ve gel… Yüz adım… Bin yıllık konak.
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak

Bir alem ki, gökler boru içinde!
Akıl almazların zoru içinde.
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, unut mu, sus mu, konuş mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı, asıldı
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, bir kaç günlük fasıldı.
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil…

Müdür bey dert dinler bu gün ‘maruzat’!
Çatık kaş… Hükümet dedikleri zat…
Beni Allah tutmuş kim ede azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz dilekçem…
Anlamaz ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil;
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekün içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindan da birer kemiyet
Urbalarla kemik, mintanlarla et.

Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat;
Zift dolu gözlerde kat kat…
Yalnız seccademin yüzünde şefkat;
Beni kimsecikler okşamaz madem;
Öp beni anlımdan, sen öp seccadem!

Çaycı, getir ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, Duman duman erisin!

Peykeler duvara mıhlı peykeler;
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler
Duvar katil duvar, yolumu biçtin!
Kanla dolu sünger… beynimi içtin!

Sükut… kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
Tek nokta seçemez Dünyadan nazar.
Yer yüzü boşaldı, habersiz miyiz?
Güneşe göç varda kalan biz miyiz?

Ses demir, su demir ve ekmek demir…
İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelirki elde kader bu emir…
Garip pencerecik, küçük, daracık;
Dünyaya kapalı, Allah’a açık.

Dua dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış…
Bir soluk, bir tütsü bir uçan buğu
İplik ki incecik, örer boşluğu.

Ana rahmi dahi şu bizim koğuş;
Karanlığındadır, yeniden doğuş…
Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş!
Sen bir devsin yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa dim dik doğrul ve sevin!

Mehmed’im sevinin başlar yüksekte!
Ölsekte sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu teker kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

BARAJ VE BARAJ ÇEŞİTLERİ

Barajlar, bir akarsu vadisini kapatan ve arkasında su biriktiren; enerji üretimi, içme için kullanılma, sulama suyu temini ve akarsuların düzenlenmesi gibi pekçok gayeye hizmet eden ekonomik faydası büyük olan tesislerdir.

Barajlar, ağırlık, kemer ve payandalı olarak betondan veya toprak ve kaya dolgudan yapılırlar. Bunların karışımı şeklinde de yapılabilir. Birkaç yüz metre yükseklikte ve kilometrelerce uzunlukta olabilir. Arkalarında biriken suyun kapladığı alan da binlerce hektara ulaşabilir.

Beton Barajlar, sağlam kaya temelinin yakın olduğu vadilerde yapılır. Sağlam kaya temellerine inilmeyen yerlerde ise, dolgu barajları tercih edilir. Teknolojinin gelişmesi ile dünyanın en yüksek barajları, dolgu tipinde inşa edilmişlerdi. Türkistan’daki Nurek Barajı, kaya dolgu tipinde ve 310 m yükseklikte olup, dünyanın en yüksek barajıdır. 207 m yüksekliğinde, beton ağırlık ve kaya dolgu tipindeki Keban Barajı, yükseklik bakımından dünyada on sekizinci sırada yer almaktadır. İsviçre’deki Grande-Dixence Barajı, ağırlık barajı tipinde olup, 285 m yüksekliktedir ve dünyanın en yüksek beton ağırlık barajıdır. Kemer tipinde dünyanın en yüksek barajı, 261 m yükseklikteki Vainot (?) Barajı İtalya’dadır. Bu barajın uğradığı bir kazada şev kayması sonucu, baraj gölü tamamen dolmuş ve 2250 kişi hayatını kaybetmiştir. Payandalı tipindeki barajlar ise, ancak 70 ile 80 m yüksekliğe kadar yapılırlar.

Dünyanın en uzun barajı, Ukrayna’daki Kiev Barajı olup, uzunluğu 50 kilometreyi geçmektedir. Baraj gölü bakımından da dünyanın en büyük hacimli barajı, Rusya’daki Bratsk Barajı olup, 169 milyar m³ su biriktirebilecek kapasitededir. Keban Barajı 30 milyar m³lük hazne hacmi ile dünya sıralamasında on dokuzuncu olmaktadır.

Kurulu güç yönünden, dünyanın en büyük santralı, Itaipu Barajıdır. 12.870 megawatt (MW) gücündeki tesis, 18 türbinden ibarettir. Her bir türbin 300 t ağırlıkta olup, türbin milinin döndürdüğü dev jeneratörün içi, oldukça büyüktür. Keban Barajının kurulu gücü 1240 megawattır ve dünyada 36. sıradadır. Itaipu Barajı, Brezilya-Paraguay sınırındaki Parana Nehri üzerinde kurulmuştur. 35 km²lik inşaat alanına sahip olup, toplam 11 milyon m³ beton kullanılmıştır. Bu kadar büyük bir barajın gölü tam 14 günde dolmuştur. Bu barajın derivasyon kanalı, 2 km uzunlukta, 150 m genişlik ve 90 m derinliktedir. Baraj için ulaşılan başarı, çevrede yapılan bazı fedakarlıklar sonucu olmuştur. Baraj havzasında yaklaşık 1500 km²lik tropikal orman ve verimli arazi ile dünyanın en güzel şelalelerinden biri olan Sete Quedas, sular altında kalmış ve 40.000’den fazla insan başka yerlere yerleştirilmiştir. Brezilya ve Paraguay’ın ortak yapımı olan Itaipu Barajının inşaatında 40.000 işçi çalışmıştır. Baraj, ana gövdesi 195 m yükseklikte olup, 14 adet kapağın açılmasıyla 52.000 m³ su tahliye edilebilmektedir. Baraj gövdesine yerleştirilen basınçlı boruların her birinin çapı 10,5 metredir. 90 devir/dakikalık 18 adet Francis tipindeki türbinler kullanılmaktadır.

Ağırlık Barajları

Tesir eden dış kuvvetlere ağırlığı ile karşı koyan barajlardır. Baraj duvarının kesiti genel olarak, dik yamuk şeklindedir. Su tarafı 0,05 ile 0,l0 eğiminde de yapılabilir. Hava tarafının eğimi 0,70 ile 0,80 civarındadır. Ağırlık barajlarının taban genişliğinin yüksekliğe oranı, yani genişlik oranı 0,70 ile 0,80 oranındadır. Ülkemizdeki 113,5 m yükseklikli Kemer ve 108 m yükseklikli Sarıyer barajları bu tiptendir.

Kemer Barajları

Yükü, tabanla birlikte kenar ayaklara iletir. Böylece kesitin tamamı çalışır. Kemer barajlar planda, daire yayı şeklindedir. Bunlarda genişliğin yüksekliğe oranı 0,10 ile 0,25 arasındadır. Kemer barajlar Baraj tepe uzunluğunun baraj yüksekliğine oranının beş veya daha küçük olduğu dar vadilerde inşa edilirler. Ayrıca vadi tabanının ve şevinin sağlam kaya zeminden olması gerekir. Bu tip barajların en kesiti küçük olacağından, kullanılacak beton hacmi azalır. Buna karşılık işçilik ve kalıp masrafları artar. Yurdumuzdaki Berke Barajı 201 ,Karakaya Barajı 187 m, Oymapınar Barajı 185 m ve Gökçekaya Barajı 158 m yükseklikte olup, kemer tipindedir.

Payandalı Barajlar

Bu tip barajlarda suyu tutan geçirimsiz bir yüzey ile bu yüzeyin dayandığı payanda destekler vardır. Payandalar arası boştur. Dolayısıyla daha az malzeme kullanılır. Buna karşılık işçilik ve kalıp masrafları fazladır. Yükseklikleri 70 ile 80 metreye kadardır. Su tarafının eğimi, 45o ile 60o olmalıdır. Memleketimizdeki 49 m yükseklikte Elmalı Barajı, bu türe örnektir.

Kaya Dolgu Barajları

En kesitleri dikyamuk şeklindedir. Su ve hava tarafı 1/2 ile 1/2,5 eğiminde ve taş ile kaplıdırlar. Kesit ortasında geçirimsizliği temin eden çekirdek kısımları vardır. Çekirdek, kil veya betondan yapılır. Bazı durumlarda su tarafı, çelik gibi bir malzeme ile de kaplanarak geçirimsizlik sağlanabilir. Ülkemizdeki Keban (207 m), Altınkaya (195 m), Atatürk (184 m), Uzköy (176 m), Kılıçkaya (140 m) gibi mevcut ve inşa edilmekte olan barajlarımız kaya dolgu tipindedir. Bunlardan Atatürk Barajı, gövde dolgusu hacmi 84,5 milyon m³ kaya ve toprak dolgusu ile dünyada beşinci sırada yer almaktadır. Sulama ve enerji maksatlı olan Atatürk Barajı, 8l7 km²lik göl alanına sahiptir ve 48,47 milyar m³ su depolanabilecektir. Bu su ile de toplam 727.700 hektarlık arazi sulanacaktır. Ayrıca, her biri 300 MW gücünde olan 8 adet Francis tipindeki türbin ile de yılda 8,9 milyar kilovat saat enerji üretecektir. Türbinlere su veren basınçlı (cebri) borular 6,60-7,25 m çapında ve toplam 496 m uzunluğunda olacaktır.

Toprak Dolgu Barajları

En kesitleri, kaya dolgu barajlar gibidir. Baraj gövdesi, sıkıştırılmış toprak tabakalarından ibarettir. Bu tip barajlarda, ortasında geçirimsizliği sağlayan kil veya betondan çekirdek vardır. Su ve hava tarafının eğimi 1/2 ile 1/2,5 arasındadır. Yurdumuzda işletmeye açılan ve inşa halinde olan projesi hazır veya projesi hazırlanmakta olan 90’ı geçkin toprak dolgu barajların yükseklikleri 15 metreden 95 metreye kadar değişmektedir. Toprak veya kaya dolgunun beraber kullanıldığı Kepez Barajının yüksekliği 195 metredir.

Nalbantoğlu – Osmangazi\BURSA

Bursa’dan bir kış manzarası…

Fotoğraf :Hakan AYDIN

ÖZBEKLER TEKKESİ

            Üsküdar Sultantepe’de 1752 yılında Buharalı Nakşibendi dervişler tarafından Ahmet Yasevi geleneğinde kurulan tekke, İstanbul’un en ünlü ve görkemli tekkeleri arasında yer alıyor. ABD’de yaşamış olan ünlü plak kralı Ahmet Ertegün’ün de defnedildiği bu tekke, zamanında Orta Asya’dan Hac yolculuğuna çıkan Müslüman Türkler’in İstanbul’da uğradığı üç tekkeden biri olarak biliniyor.

Milli Mücadelede karargâh olarak kullanılmış

Yüzlerce yıl Doğu’dan İstanbul’a gelen seyyahlara bir barınak olmuş olan Üsküdar Özbekler Tekkesi, Kurtuluş Savaşı’nda da önemli bir rol oynamıştır.
Stratejik konumu ve üstlendiği misyonuyla İstiklâl Savaşı yıllarında bir Milli Mücadele karargâhı haline gelen bu tarihî yapı, özellikle silah sevkıyatının yapılması ve gönüllülerin saklanarak Anadolu’ya kaçırılmasında İstanbul ile Anadolu arasında bir köprü vazîfesi görmüştür.
Tekkenin son mürebbisi hukukçu Ata Efendi, “Kuva-yı Milliye hareketine” destek vermiş, Karakol Cemiyeti’ne üye olarak İstanbul’dan Anadolu’ya silah ve cephane akışını sağlamış, Kurtuluş hareketine katılmak isteyen gönüllülerin Anadolu’ya kaçırılmasında merkezî bir görev üstlenmiştir.
İstiklâl Harbi sırasında, İstanbul ile Anadolu arasındaki gizli haberleşmenin merkezi ve İstanbul’dan Anadolu’ya gitmek üzere hareket edenlerin üssü olarak kullanılan Özbekler Dergâhı, millî mücadele komutanlarını ve pek çok mebusu misafir olarak ağırlamış, bunun yanında yaralıların tedavi edildiği bir yer olmuştur.
Kuva-yı Milliye hareketine mensup pek çok din adamı, müftü ve hocalar gibi Ata Efendi de milli mücadele fikrinin yayılması için canı pahasına mücadele vermiş, büyük fedâkârlık ve kahramanlıklar göstermiştir.

30\12\2009 Tarihli Hakan Kaya’nın www.gundem16.com Köşe Yazısı

Devletin Milleti mi ? Milletin Devleti mi ?

Bugünlerde Ankara da mevsim normallerinin dışında soğuk rüzgarların estiği herkesce malum.Tabi ki rüzgar Ankara dan eserse tüm yurdu etkisi altınada alır.Ülke gündeminin birinci sırasına oturan hadise Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın ikamet ettiği Ankara Çukurambarda Özel Harp dairesinde görevli yüksek rütbeli iki subayımızda evinin krokisinin bulunması ile patlak veren karma karışık bir skandal ile başladı. Hala neyin ne olduğu belli değil…
Gelinen son nokta içler acısı devletin savcısı ve polisi yine devletin kışlasında Genelkurmay ‘a bağlı Özel Harekat Komutanlığı içindeki Seferberlik Tetkik Kurulu’nda günlerce süren aramalar.Bir vatandaş olarak en çok üzüldüğümüz konu ise tüm bu kurumların Edirne’den Hakkari’ye Kars’tan Antalya’ya kadar tüm sınırlarımızda milletinin can ve mal güvenliğini sağlamak ile görevli bu işten maaş alan görevi sadece ülke güvenliği ve suçlularla mücadele olan bu kurumlarımızın ister ordu ister emniyet hiç farketmez karşı karşıya gelmesidir.Bu olay ne yazık ki bizleri dışarıdan takip eden milletin birlik beraberliğini bozmayı hedef edinmiş ülkemiz üzerinde kirli emelleri olan dış ve iç mihrakları sevindirdiği gibi milletimizi derin bir teessürle birlikte aynı zamanda güvensizlik bunalımına sokmuştur.
Değerli okuyucular aşağıdaki sorulara cevaplamayı sizlere bırakarak yazımıza devam edelim.
Soru 1 – İsmi 3 kere değişen Özel Harp dairesi 1959 yılında hangi amaçla hangi ülkenin yardımı yada direktifi ile neden kuruldu?
Soru 2 – Son zamanlarda artan bu dinleme faaliyetlerinde dinlemeyi yapan kurum yada kuruluşlar devletin savcılarından izin aldı mı?
Soru 3 – 1 Mayıs Taksim Olayları,Uğur Mumcu,Eşref Bitlis cinayetleri,eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a ve Muhsin Yazıcıoğlu’na suikast girişimi gibi milleti üzen kaos yaratan hadiselerin istihbaratı neden alınamadı, bu olaylar neden engellenemedi ve görevini kimler yapmadı?
Soru 4 – 28 Şubat sürecinde ki meşhur Aczmendi Şeyhi Müslüm Gündüz,Fadime Şahin,sahte hoca Ali Kalkancı,Emire Ersoy şimdi neredeler ve ne durumdalar bu figüranlar ile 28 Şubat darbesine kimler zemin hazırladı?
Soru 5 – Geçtiğimiz sene bütün gündemi teşkil eden devlet içindeki çetelere yönelik operasyona Milletimiz ile özdeşleşen destanlarımızdan Ergenekon adını kimler hangi maksatla neden bu adı verdi?
Soru 6 – Neden 2 yüksek rütbeli subay Başbakan Yardımcısı’nın evin gösteren kroki ile günün bir saati o mekanda nasıl yakalanır,Genelkurmay’ın açıklamasınca ordu içerisinden bilgi sızdıran bir askeri takip amaçla görevlendirlimesine rağmen o asker nasıl bi asker ki takip eden neden binbaşı rütbesinde yüksek rütbeli subaylar görevli?
Soru 7 – Ankara Çukurambar da meydana gelen hadise ordu içerisinde ordumuza sabotaj mı? yada hiç akla getirmek ve inanmak istemediğim ordumuzda varolabilecek derin yapılanmanın mesajı mı,böyle bir operasyonda emniyet mi başarılı yoksa iki yüksek rütbeli subay kendini yakalatacak ve de operasyon esnasında elindeki kağıt parçasını etkisiz hale getirilene kadar yok edemeyecek kadar başarısız ve beceriksiz mi?
Değerli okuyucular kiminiz bu soruların gerçek cevaplarını buldunuz kiminizin ise kafası çok karıştı.Ama bu yakın tarihimizde oluşan olayların üzücü ve gerçek olanı ulusal güvenlik,adaleti sağlama,suçlularla mücadele gibi konularda yaşadığımız olaylarda görevli kurumlar olan emniyet birimlerimiz ordumuz ve bağımsız yargımız akla gelmedik bir karmaşa ve kavganın eşiğindeler.Son zamanlarda yaşanılan olaylar istihbarat birimlerimizin koordinasyon eksikliği,uygulama,yönetmelik gibi konularda farklılıklardan dolayı sıkıntılar oluşmakta olduğu açıktır. MİT,Emniyet İstihbarat,Genelkurmay istihbarat,Kara,Deniz,Hava ve Jandarma Komutanlıklarına bağlı tüm istihbarat kurumlarımızın iç ve dış istihbarat olarak iki ye ayrılıp sayıları azaltılıp yetkileri artırılan iki adet müsteşarlık düzeyinde direk devlet başkanına bağlı olduğu bir yapılanmaya gidilmesi belki daha uygun bir yöntem olarak seçilebilir ve bunun anayasal,hukuksal alt yapısı hazırlanarak bu tarz bir uygulama faaliyete geçirilebilir.
Burda en büyük görev anayasamız gereği başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere Başbakanımız ve Genelkurmay Başkanımıza büyük görev düşmekte bir an evvel birlikte hareket edip millet üzerinde oluşmaya başlayan kurumlarına karşı güvensizliği kaldırmaya yönelik söylem ve hareketlerde bulunmalıdırlar.Artık devlet kurumlarımızda özgür demokrasiye ve halkın iradesine rağmen milletin değerlerini hiçe sayan hareket ve bu eylemlerin odak noktasında bulunan kişi yada kişleri deşifre etmenin ve ayıklamanın zamanı gelmiştir.Bence bu yaşanan talihsiz ve üzücü olaylara en çok sevinen ordu mensuplarımız olmalıdır.Bu ortamda belki en çok yıpranan ordumuz oldu.Kanaatimce tarihe şerefli zaferler ile geçmiş imkansızları başarmış Peygamber Ocağı ordumuz bu süreçten başarı ile çıkıp eğer var ise kendi içerisindeki yanlışlıkları düzeltip değerli komutanlarımız ile savaşta ve barışta görevini en iyi yapan ülke güvenliği için Güçlü Türkiye için güçlü bir ordu olmaya devam edecektir.
2010 yılının tüm dünyada barış ve huzur getirmesi dileğiyle…

www.hakankaya.wordpress.com

insmuhhakankaya@gmail.com

Yazıya ait Link : http://www.gundem16.com/yazar_detay.php?kimlik=58

BURJ DUBAİ – DÜNYANIN EN YÜKSEK BİNASI

160 katlı dev bina, Taipei 101 binasının rekorunu da elinden aldı. Yaklaşık 800 metre uzunluğunda ki Burj Dubai, 2004’de dünyanın en uzun binası olan Taipei 101’den 300 metre daha uzun.

57 asansör, 1044 daire ve 49 ofis katının bulunduğu Burj Dubai, otel, açık, kapalı yüzme havuzları, spor salonu ve çöl ve şehir manzaralı restoranları ile de çok konuşulacak bir yapı

SU UÇTU ŞELALESİ – Mustafakemalpaşa \ BURSA – TÜRKİYE