Kategori arşivi: II.ABDÜLHAMİT

İttihat ve Terakki Mensubu Rıza Tevfik’in Sultan Abdülhamid Hana yazdığı şiir

nerdesin şevketlim, sultan hamid han ?.
feryâdım varır mı bârigâhına?
ölüm uykusundan bir lâhza uyan,
şu nankör Milletin bak günâhına.

târihler ismini andığı zaman,
sana hak verecek, ey koca sultan;
bizdik utanmadan iftira atan,
asrın en siyâsî padişâhına.

pâdişah hem zâlim, hem deli dedik,
ihtilâle kıyam etmeli dedik;
şeytan ne dediyse, biz ‘beli’ dedik;
çalıştık fitnenin intibahına.

dîvâne sen değil, meğer bizmişiz,
bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz.
sade deli değil, edepsizmişiz.
tükürdük atalar kıblegâhına.

sonra cinsi bozuk, ahlâkı fena,
bir sürü türedi, girdi meydana.
nerden çıktı bunca veled-i zinâ?
yuh olsun bunların ham ervâhına!

bunlar halkı didik didik ettiler,
katliama kadar sürüp gittiler.
saçak öpmeyenler, secde ettiler.
……………… pis külahına.

haddi yok, açlıkla derde girenin,
sehpâ-yı kazâya boyun verenin.
lânetle anılan cebâbirenin
bu, rahmet okuttu en küstâhına.

çok kişiye şimdi vatan mezardır,
herkesin belâdan nasîbi vardır,
selâmetle eren pek bahtiyardır,
harab büldânın şen sabahına.

milliyet dâvâsı fıska büründü,
ridâ-yı diyânet yerde süründü,
türk’ün ruhu zorla âsi göründü,
hem peygamberine, hem allâh’ına.

lâkin sen sultânım gavs-ı ekbersin
ahiretten bile himmet eylersin,
çok çekti şu millet murada ersin
şefâat kıl şâhım mededhâhına.

O GİTTİ, OSMANLI BİTTİ

O GİTTİ, OSMANLI BİTTİ

Sultan Abdülhamid Han devrinde Osmanlı, dünyanın dört büyük gücünden biriydi. Sınırlarımız hala Afrika’nın ortalarından Avrupa içlerine kadar uzanıyordu. Osmanlı, 7 milyon kilometrekareden fazla olan toprağıyla Abdülhamid Han zamanında her şeye rağmen dimdik ayaktaydı. Çeşitli entrika ve iftiralarla onu tahtından indirip ülke idaresini eline alan İttihatçılar, Osmanlı Devleti’ni hızlı bir parçalanma sürecine soktular. Önce Trablusgarb’ı İtalyanlar işgal etti, sonra Balkan Harbi bozgunu oldu. Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan ve Karadağ aralarında anlaşıp Osmanlı’ya saldırdılar ve çok kısa bir süre sonra da 1. Dünya savaşı ile Osmanlı tarihe karıştı.

ULU HAKAN NELER YAPMADI Kİ!

İşte Cennetmekan Abdülahmit Han’ın yaptığı hayırlı hizmetlerden bazıları:

1. Hindistan, Cava, Afganistan, Çin, Malezya, Endonezya, Açe, Zengibar, Orta Asya ve Japonya’ya elçiler ve din adamları gönderdi.

2. Dünyanın ilk dişçilik okulunu kurdu.

3. Paris’te İslam Külliyesi kurdu.

4. Çinlilere karşı Doğu Türkistan’a gönderdiği askeri yardım ile Orta Asya Müslümanlarını örgütledi.

5. Kudüs-Yafa, Ankara-İstanbul ve Hicaz demiryollarını yaptırdı.

6. Cami yaptırdığı her köye bir de okul açtı.

7. Modern matbaa makinelerini Türkiye’ye getirtti, ücretsiz kitap dağıttırdı, 6 bin kitabın çevrilmesini sağladı.

8. Beyazıt kütüphanesini kurup 10 bini el yazması olmak üzere tam 30 bin kitap bağışladı.

9. İlk defa elektriği ve gazı getirdi.

10. Ziraat Bankası’nı kurdu.

11. Dünyanın ilk torpido atan denizaltısını tamamen kendi parası ile yaptırdı.

12. Israrla yerli kumaş giydi, Hereke bez fabrikası ve Feshane’yi kurdu.

13. Mezuniyet törenlerinde öğrencilere hediye kitap gönderdi. Yoksul halkına kendi cebinden ödeyerek kömür dağıttı.

14. Yalova Termal kaplıcalarını kurdurdu.

15. Terkos’un sularını İstanbul’a taşıttı.

16. İlk modern eczanemizi açtırdı.

17. İlk otomobili getirdi ve 5 bin km karayolunu yaptırdı.

18. Dünyanın ilk metrolarından birini Karaköy-Taksim arasına yaptırdı, atlı ve elektrikli tramvaylar kurdu.

19. Arkeoloji müzeciliğini başlattı.

20. İlk kuduz hastanesini (İstanbul Darü’l-Kelb Tedavihanesi) açtırdı.

21. Teselya savaşı sürerken saraylı hanımlara askerler için çamaşır diktirdi, yaralı askerler için bizzat kendi eli ile koltuk değneği yaptı.

22. Midilli adasını eşi Fatma Pesend Hanım’ın şahsi mülkünden ısrarla verdiği para ile Fransızlardan geri aldı.

23. Yıldız Çini fabrikasını, Beykoz ve Kağıthane kağıt fabrikalarını kurdu.

24. Pekin’de Üniversite kurdurdu.

25. Toplu sünnet merasimleri yaptırıp her bir çocuğa çeyrek altın gönderdi ve bu yüzden yaz aylarında toplu sünnetlerin yaygınlaşmasını sağladı.

26. Kendi el emeği ile kazandığı ve biriktirdiği parasından bir kısmını her sene borç yüzünden hapse düşenleri kurtarmaya tahsis etti.

27. Her yıl 30 bin saksı satın alıp çiçek ektirdi.

28. İzmir limanına izinsiz giremeye kalkan ABD savaş gemisini top ateşine tutturdu.

29. Kendi elleri ile yaptığı marangozluk eşyalarını özellikle gazilere hediye ederdi.

30. Kendisine yapılan bombalı suikasti düzenlemesine rağmen Ermeni katili affedip Avrupa’da hafiyelik yapmaya gönderdi.

31. Daha sonra Çanakkale Savaşı’nda kurtarıcımız olacak topları yaptırdı.

32. Sadece Anadolu’da 14 bin ilkokul açtı.

33. Telefonu Avrupa ile birlikte ülkemize getirtti.

34. Peygamberimize, dinimize veya Osmanlı’ya hakaret içeren oyunları Fransa, İngiltere, Roma ve ABD’den kaldırttı

2.ABDÜLHAMİT HAN ; ABİDE-İ ŞAHSİYETLER ( 8 )

Saltanatı: 1876-1908
Babası: Abdülmecid Han – Annesi: Tir-i Müjgan Sultan
Doğumu: 21 Eylül 1842 Vefatı: 10 Şubat 1918

      Çok iyi bir tahsil görerek din ilimlerini ve Fransızcayı mükemmel bir şekilde öğrendi. Amcası Abdülaziz Han onu Mısır ve Avrupa seyahatlerinde yanında götürdü. Abdülaziz Han’ı tahttan indirip şehit ettiren, böylece Osmanlı Devleti’nde idareyi ele geçirin batı kuklası bazı paşalar, V. Murat’ın şuurunun bozulması üzerine, devlet işlerine karışmaması ve yalnız millet meclisinin çıkaracağı kanunlara göre hareket etmesi şartıyla, Abdülhamid Han’ı sultan ilan ettiler.

      Tahta çıktığında Osmanlı Devleti tam bir bunalımın eşiğindeydi. Karadağ ve Sırbistan’da savaş aleyhimize dönmüş, Bosna-Hersek ve Girit’te ayaklanmalar çıkmış, mali kriz son haddine varmıştı. Bu arada sadrazam Mithat Paşa ve arkadaşlarının isteği üzerine 23 Aralık 1876’da Birinci Meşrutiyet ilan edildi. Ancak gayrimüslimlerin dahi yer aldığı Meclis-i Mebusan’ın ilk işi Rusya’ya harp ilanı oldu. 93 harbi diye tarihe geçen bu savaş, Osmanlı Devleti için tam bir felaket getirdi. Ruslar İstanbul önlerine kadar geldi. Bir milyondan fazla Türk, Bulgaristan’dan İstanbul’a hicret etti. Mütareke isteyen Sultan Abdülhamid, ilk iş olarak devleti parçalanma ve yok olma yoluna doğru götüren Meclis-i Mebusan’ı kapattı (13 Şubat 1878) ve devlet idaresini eline aldı. Ayastefanos antlaşması ile Osmanlı Devleti Makedonya, Batı Trakya, Kırklareli, Kars, Ardahan ve Batum’u kaybediyordu. Ancak İngiltere ile anlaşan Abdülhamid Han, Kıbrıs’ın idaresini onlara bırakmak şartıyla, yeniden topladığı Berlin Konferansı’nda kaybedilen toprakların bir kısmına sahip oldu.

       Abdülhamid Han büyük meseleler karşısında bunalan Osmanlı Devleti’ni bundan sonra dahiyane bir siyaset, adalet ve fevkalade bir kudretle yönetti. Düyun-u Umumiye idaresini kurarak iki yüz elli iki milyon tutan devlet borçlarını yüz altı milyona indirdi. Memlekette büyük bir imar faaliyeti ile eğitim ve öğretim seferberliği başlattı. Çoğu şahsî parasından olmak üzere cami, mescit, mektep, medrese, hastane, çeşme, köprü vs. gibi toplam 1552 eser yaptırdı. Ülkenin dört bir yanını demiryolu ile döşedi. Yunanlıların Girit’te isyan çıkarıp, Türkler arasında toplu katliamlar yaptırmaya başlamaları üzerine, Yunanistan’a harp ilan etti. Alman kurmaylarının altı ayda geçilemez dedikleri Termopil geçidini 24 saatte aşan Osmanlı ordusu, Atina önüne vardı. Yunanistan’ın tamamen Osmanlı eline geçeceğini anlayan Avrupalı devletler, sulha zorladılar ve bunda muvaffak oldular.

       Yahudilerin Filistin’de bir cumhuriyet kurma teşebbüslerinin karşısına çıktı. Onların Osmanlı borçlarını bütünüyle silelim tekliflerini reddetti. Bu toprakların kanla alındığını, asla terk edilemeyeceğini sert bir dille bildirdi. Filistin topraklarının yahudilere satılmaması için gerekli tedbirleri aldı. Doğu Anadolu’da Ermeni hareketlerine karşılık Hamidiye alaylarını kurdu ve bölgede asayişi temin ile Osmanlı hakimiyetini pekiştirdi.

Sultan Abdülhamid Han’ı tahttan indirmeden Osmanlı Devleti’ni parçalamanın ve İslam’ı yok etmenin mümkün olmadığını gören bütün iç ve dış düşmanlar bu Türk hakanına karşı cephe aldılar. Bir taraftan Sultan’ı gözden düşürmek üzere her türlü iftira ve kötüleme kampanyaları yaparlarken, diğer taraftan suikastlar tertip ettiler. Ermeni asıllı Fransız yazar Albert Vandal’ın “Le Sultan Rouge=Kızıl Sultan” şeklinde ortaya attığı iftiraları aynen alan bazı gafiller, ansiklopedilere bunları yazarak genç nesilleri aldattılar.

Bu arada Padişah’ın devlet idaresinde nüfuzunu kırmak isteyen batılılar, İttihat ve Terakki mensuplarını kışkırtarak 23 Temmuz 1908’de İkinci Meşrutiyeti ilan ettirdiler. Böylece otuz yıl durmuş olan facialar tekrar başladı. 31 Mart Vakası sebebiyle İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından tahttan indirilen Abdülhamid Han, Selanik’e gönderildi (27 Nisan 1909). 10 Şubat 1918’de Beylerbeyi Sarayı’nda vefat eden Abdülhamid Han’ın naşı Çemberlitaş’ta dedesi Sultan II. Mahmut’un türbesindedir

ULU HAKAN ABDÜLHAMİT HAN’IN VEFATININ 92.YILDÖNÜMÜ

                        TÜM İSLAM ALEMİNİN TÜRKİSTAN’DAN GAZZE’YE ,BOSNA’DAN ÇEÇENYA’YA,PATANİ’DEN SUDAN’A KADAR ÇAĞIN GETİRDİĞİ TÜM SIKINTILAR İLE KÜRESEL GÜÇLERİN VEDE SÖZDE DÜNYAYI YÖNETEN GİZLİ GÜÇLERİN EMELLERİ SONUCUNDA GÖRMÜŞ OLDUKLARI VAHŞET VE ZULÜMLERE TANIK OLDUĞUMUZ BU GÜNLERDE  BÜYÜK OSMANLI PADİŞAHI  SULTAN II. ABDÜLHAMİT HAN’I, VEFATININ 92. YILDÖNÜMÜNDE RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUZ.

                                                                          Hakan KAYA

                 www.hakankaya.wordpress.com

Masonlar’dan Hain Kutlama

 resim84801_2Türkiye, İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’i ağırlarken, Osmanlı’da ilk defa İngiliz Büyükelçiliği’nde örgütlenen Masonlar da II. Abdulhamit Han’ın tahttan indirilişini İngiltere’nin başkenti Londra’da kutlayacak.

Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası, “Türk Masonları’nın zaferi” diye niteledikleri II. Abdulhamit’in tahttan indirilmesiyle sonuçlanan II. Meşrutiyet’in ilanının 100. yılı olan 2008 yılını “Hürriyet, Eşitlik ve Kardeşlik” yılı ilan etmelerinden sonra etkinliklerini şimdi de Avrupa Mason Buluşması’na (EME 2008) taşımaya hazırlanıyor. Bu amaçla, bu yıl Ekim ayında İngiltere ve Belçika’da yapılacak Mason buluşmasında Türkiye Masonları etkinliklerde Abdulhamit’in tahttan indirilmesinde rol oynayan Mason ataları için bir anma töreni düzenlenecek ve II. Meşrutiyet’in nasıl ilan ettirildiği, ardından Abdulhamit’in nasıl tahttan indirilerek 1909’da da Türk Masonluğu’nun yasal zemine kavuştuğu anlatılacak.

EME 2008’E, ABDULHAMİT DÜŞMANLIĞI DAMGASINI VURACAKresim19692_2
Avrupa Mason Buluşması adlı kuruluş, değişik fraksiyonlara (ritinlere) ayrılmış Avrupa Masonları’nın bir araya geldikleri çok özel bir platform durumunda. Platform komitesinde İskoç, İngiliz, Fransız ritinden üst düzey Masonlar bulunuyor. Platformun bu yılki gündemine II. Abdulhamit’in devrilmesi ve II. Meşrutiyet’in ilanının 100. Yılı çerçevesinde yapılacak etkinliklerin damgasını vurması bekleniyor. Organizasyonla ilgili program ve katılım formları Büyük Loca tarafından bütün Masonlara gönderilirken, “Türk Masonluğu’nun ayağa kalkışının 100. yılı anısına uluslararası etkinlikler düzenleneceği” belirtildi. “Avrupa Mason Buluşması Organizasyon Komitesi”nde yer alan Türk Masonları’nın girişimiyle alınan karar gereği, II. Abdulhamit dönemi, II. Meşrutiyet’in oluşum süreci, Masonların bu süreçteki oynadıkları rol ve Osmanlı’da masonik faaliyetler gibi çok kapsamlı çalışmalar yapılacak. Bunun için Türk Masonları’nın yoğun bir lobi çalışması içinde olduğu belirtiliyor. Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası, bütün bağlı kuruluşlarına II. Meşrutiyet’in 100. yıl kutlamalarının 2008 boyunca çeşitli etkinliklerle kutlanması talimatı vermesinden sonra, ülke çapında çeşitli localar tarafından kutlama programları düzenlenmeye başlandı. Bu doğrultuda “Meşrutiyet defileleri”, kitap tanıtımları, konferanslar ve benzer etkinlikler düzenlendi.

“DARBE GELENEĞİNİN BAŞLATICISIYIZ” İTİRAFI

Hür ve Kabul Edilmiş Büyük Mason Locası, 1909’da II. Abdulhamit’in askeri darbe ile devrilmesiyle sonuçlanan II. Meşrutiyet’in 100. yılı olan 2008 yılını, “Hürriyet Eşitlik Kardeşlik” yılı ilan etmişti. Bu durum, Masonların Türkiye’deki büyük siyasi çalkantılar sırasında oynadıkları rolün bizzat Masonlar tarafından itiraf edilmesi olarak değerlendirilmişti. Loca, Türkiye’de askeri darbe geleneğinin ilk örnekleri olarak görülen I. ve II. Meşrutiyet’in başlı başına Mason kalkışmalar olduğunu ilan etmişti.

MASONLAR, İNGİLİZ ELÇİLİĞİ’NDE ÖRGÜTLENDİ
Selçuk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Arabacı, II. Abdulhamit’e karşı darbe yapan İttihat Terakki’nin masonik bir örgütlenme olduğuna dikkat çekerek, “İttihatçıların kökenleri Jöntürkler’dir ki; bunların ilk örgütlenmeye başladığı yer İngiliz sefaretidir. Talat Paşa ve Ahmet Rıza gibi önde gelen isimler Mason’du. Abdulhamit’e karşı gerçekleştirilen darbe İttihatçı-Mason-İngiliz işbirliğinin ürünüdür. Rıza Tevfik, hatıratında anlattıklarına göre darbeden sonra İngiliz sefaretinde teşekkür ziyaretinde bulunulmasını önerir” dedi. Arabacı, Abdulhamit’in Balkanlarda isyan başlatan ordu içindeki ittihatçı oluşumun darbe hazırlığında olduğunu fark ettiğini ve buna karşı 1876 Anayasası’nı yeniden yürürlüğe koyduğunu kaydederek, “Ancak darbecilerin asıl hedefleri bu değildi. İttihatçılar iktidarı ele geçirmek, İngilizler de tehdit İslam birliği politikasıyla sömürgelerini sürekli tehdit eden Halife Abdulhamit Han’dan kurtulmak istiyorlardı. Bu amaçla tarihe 31 Mart Vakıası diye bilinen oyun sahnelenerek darbe gerçekleştirildi ve Abdulhamit Han başka yer kalmamış gibi Selanik’e götürülerek bir Yahudi’nin evine hapsedildi. Böylece Filistin’e karşı Osmanlı’nın tüm borçlarını ödeme teklifi yapan Siyonist Lider Theodor Hertzel’e ‘Vatan parayla satılmaz’ cevabının adeta intikamı alınıyordu” diye konuştu.

MASONLAR, BUNLARI KUTLUYOR
Doç. Arabacı, Abdulhamit’in nasıl bir Siyonist-Emperyalist darbenin kurbanı olduğunun 1917’de Theodor Hertzel ile İngiliz Dışişleri Bakanı Althur Balfour tarafından Filistin’de Siyonist İsrail devletinin kurulacağının deklare edilmesiyle ortaya çıktığını dile getirerek, “Abdulhamit Han’ın haliyle, ittihatçıların elinde devlet hızla dağılma sürecine girdi. Masonlar, elbette bunu kutlar. Bunların kutladıkları, Osmanlı’nın yıkılışı, bugün 60. yılını kutlayan Siyonist İsrail hançerinin saplanışı, Anadolu’nun çöküşü ve Osmanlı’nın çocuklarının borç batağında Batı’ya el açar duruma düşürülüşüdür” dedi.

Kaynak

(Ertuğrul Cesur – Vakit) 

 www.habervaktim.com