Blog Arşivleri

SREBRENİTSA 11/07/1995;AVRUPA’NIN ORTASINDA SOYKIRIMIN ADRES VE TARİHİ

Srebrenitsa katliamı

Hollandalı BM Barış Gücü askerlerinin
bulunmasına rağmen 1995 yılı Temmuzunda Srebrenitsa’da büyük
bir insanlık ayıbı yaşandı. Bosna’nın doğusunda bulunan ve
nispeten daha izole bir bölgede bulunan Srebrenitsa’nın savaş
öncesinde %75’i Müslüman Boşnak olmak üzere 24 bin civarı
nüfusu bulunmaktaydı. BM’nin “Korunaklı Bölge” olarak
ilan ettiği altı bölgeden (Saraybosna, Bihaç, Gorajde, Zepa,
Srebrinitsa, Tuzla) biri olan Srebrenitsa’nın bu özelliğinden
dolayı komşu bölgelerden de bölgeye mülteci akını yaşanmış
ve katliam öncesinde 45 bine yakın bir nüfus Srebrenitsa’da
toplanmıştı.

ABD’nin katliamdan bir ay öncesinde istihbarat bilgisi olarak
haberdar olduğu, Ratko Mladiç’e bağlı 10 binden fazla
çetniğin (aşırı Sırp milliyetçileri) bölgeye doğru hareket
ettiklerinin bilinmesi ve katliamın bir hafta kadar devam etmesine
rağmen Batılı ülkeler tarafından herhangi bir müdahalenin
yapılmamış olması hala cevap bekleyen sorulardan.

İkinci Dünya Savaşı’ndan Sonraki en büyük katliam

BM’nin en üst mercileri tarafından “BM sizi
koruyacaktır denilen”
ve bu şekilde her türlü silahtan
arındırılan Srebrenitsa kurbanları, İkinci Dünya Savaşı’ndan
bu yana Avrupa’da insanlığa karşı işlenen en büyük suç
olarak nitelendirilen katliamda katledildiler. Toplu mezarlar ise
katliamdan çok sonra ortaya çıkarılmaya başlandı.

1995 yılında binlerce insan katledildi. Genç kızlara ve
kadınlara tecavüz edildi. Sırplar, alıkoydukları genç erkekleri
kurşuna dizdiler.

Bölgede her geçen gün yeni toplu mezarlar açığa çıkıyor.
Bu güne kadar 370’in üzerinde toplu mezar (5 veya daha fazla
kişinin gömüldüğü mezarlar) bulundu. 28 bin kayıp insandan 25
bininin Bosnalı Müslüman olduğu söyleniyor.

KAYNAK :http://srebrenitsa.ihh.org.tr

Kanlı Baskına İsrail ordusundan UYDURMA RAPOR

İsrail, Gazze’ye yardım konvoyuna düzenlenen saldırı ile ilgili raporunu açıkladı. Uluslararası sularda yardım konvoyuna saldıran İsrail ordusu, yeni raporla yine kanlı saldırısını aklamaya çalıştı.
İsrail ordusu soruşturma komisyonu, Gazze’ye giden yardım filosuna düzenlenen ve 9 Türk’ün ölümüne yol açan saldırıyla ilgili raporunu açıkladı. 100 sahifelik raporda İsrail kendisini aklamaya çalışılırken, Mavi Marmara gemisini de sanki kuşatma altındaki zavallı Filistin halkına yardım götüren bir gemi değil de, donanımlı bir savaş gemisi gibi gösterilmeksi uzmanları şaşırttı.

İsrail ordusunun hazırladığı raporda, İsrail’in istihbarat eksikliği ve bir dizi operasyonel hatasının olduğu ve bunun kötü sonuçlara neden olduğu belirtildi. Deniz Kuvvetleri komutanları, baskın sırasında karşılanabilecek direniş ihtimalini yeterince dikkate almamakla suçlandı.

İsrail Genelkurmay Başkanı Gabi Aşkenazi’ye teslim edilen 100 sayfalık raporda, saldırıda “operasyonel hatalar” olduğu belirtiliyor.

HATA YOK, BAŞARISIZLIK VAR

İsrail askerleri hakkında bireysel değerlendirmelerde bulunmayan rapor, operasyonun planlanmasında ve uygulamasında ihmal olmadığını savundu ve “planda hata yok, sadece başarısızlık var” değerlendirmesini yaptı.

ŞİDDETE HAZIRLANANLARI GÖRÜNCE PLANI GÖZDEN GEÇİRMELİYDİ

Deniz Kuvvetleri’ni, B planı olmadığı için eleştiren rapor, “İsrail ordusu hava ve denizden şiddetlw direnmeye hazırlanan aktivistleri gördüğü zaman, komandoları güverteye indirme kararını bir daha gözden geçirmeliydi.”

İLK ATEŞİ GEMİDEKİLER AÇTI

Komisyonun Başkanı Giora Eiland tarafından Gabi Aşkenazi’ye takdim edilen rapor, gemiye inen komandolara ilk kez aktivistlerin ateş ettiğini de iddia etti. Raporda, “Muhtemelen önceden hazırlanan silahlarla aktivistler ateş etti. İsrailli bir askerin dizinden çıkarılan kurşunun çapı, donanmanın kullandığı kurşunların çapından farklıydı” ifadesi yer aldı.

UZMANLAR: RAPORLA GÜNDEM SAPTIRILIYOR

Mavi Marmara gemisine saldırının uluslararası kamuoyunda İsrail’i çok zor duruma düşürdüğünü belirten uzmanlar, İsrail’in kendini aklamak için uydurma raporlara başvurduğunu belirtti.

Uluslararası sularda gemiye saldırmanın başlıbaşına bir suç olduğunu belirten uzmanlar, gemideki batılı insanların dahi İsrail’in bir uyarıda bulunmadan saldırdığını ve bunun uluslararası ceza gerektiren bir suç olduğunu söyledi.

Video görüntülerinin Mavi Marmara gemisindeki yardım gönüllülerin silah taşımadığını çok açık bir şekilde gösterdiğini belirten uzmanlar, İsrail’in ilk kurşunu onlar sıktı yalanına başvurmasını kınadıklarını açıkladı.

SU ve ATIK SU YÖNETİMİ SEMPOZYUMU

Su ve Atık Su Yönetimi konulu sempozyum 246\2010 tarihinde Bursa’da TAIEX,T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ve Bursa İl Çevre ve Orman Müdürlüğü koordinasyonu ile BURSA-BİLECİK-YALOVA İllerinden konu ile ilgili yaklaşık 100 adet katılımcı ile gerçekleşmiştir.

Bu seminerde su ve atıksu yönetimi konusunda Avrupa Birliği Mevzuat ve Uygulamaları  ile Türkiye’deki mevzuat ve uygulamları sunulmuş olup, seminer  konunun uzmanları aşağıda yer alan ile başlıklar çerçevesinde gerçekleştirilmiştir;

Rene Reisner, Uzman, Su Dairesi Başkanlığı, Çevre Bakanlığı, Estonya

Su Çerçeve Direktifi (2000/60/EC) ve Uygulamaları ve Entegre Havza Yönetimi: Su Çerçeve Direktifi Kapsamında Yeraltı ve Yerüstü Sularının İzlenmesi

Zerrin Leblebici, Çevre ve Orman Uzmanı, Su Kaynakları Şubesi Müdürlüğü, Çevre ve Orman Bakanlığı, Türkiye

AB Sürecinde Türkiye’de Su ve Atıksu Yönetimi

Dr. Stephan von Keitz, Daire Başkanı, Hessian Çevre Bakanlığı, Almanya

Yüzeysel Sularda İyi Ekolojik ve Kimyasal Statü nasıl Elde Edilir? Su   Çerçeve Direktifi ve Öncelikli Maddeler – Tehlikeli Maddeler Direktifi Arasındaki İlişki

Dilek Yılmazer, Baş Mühendis, Jeoteknik Hizmetler ve YAS Şube Müdürlüğü, DSİ. 1. Bölge Müdürlüğü, Türkiye

Yeraltısularının İzlenmesine İlişkin Çalışmalar ve Verilerin Değerlendirilmesi

Carlos Bernácer, Çevre Denetçisi, Çevre, Su, Kent ve İskan Bölgesel Bakanlığı, Valencia, İspanya

Atıksu Yönetimi Konusunda Yetkili Otoritenin Sorumlulukları

Hilal Yıldız Akbulut, Çevre Yüksek Mühendisi, Çevre Yönetimi Şube Müdürlüğü, Bursa İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, Bursa

Atıksu Yönetimi ve Bursa İlinde Uygulamalar

N. Kamil Salihoglu, Öğretim Görevlisi, Çevre Mühendisliği Bölümü, Uludağ Üniversitesi, Türkiye

Arıtma Çamurlarının Bertarafı

Birleşmiş Milletler İsrail ve ABD’nin oyuncağı mı?

Kendi talebiyle imzalanan Takas Anlaşması’nı kaale almayan ve İsrail’in nükleer gücünü sürekli görmezden gelen ABD’nin BM Güvenlik Konseyi’ni de istediği gibi kullandığı iyice netleşti.

Kullanılmış mendil parçası

İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, ülkesine BM Güvenlik Konseyi’nde oylanan yeni yaptırımlar konusunda konuştu. Yeni yaptırımları değerlendiren Mahmud Ahmedinejad, ülkesinin bu yaptırımları tanımadığını ve hiçbir yaptırımı da tanımayacaklarını kaydetti.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin adım adım ilerleyerek Tahran anlaşmasının zeminini oluşturduğunu belirterek, “17 Mayısta Tahran anlaşması sağlandı. Bu anlaşmanın zeminini hazırlayan şey de Sayın Obama ile son olarak Nisan ayında yapılan görüşme ve Sayın Obama tarafından bize yazılan mektuptur” dedi.

Davutoğlu, Türkiye’ye gönderilen mektubun Brezilya’ya gönderilen mektupla aynı olduğunu ve burada kendilerinden talep edilen ana unsurların Tahran anlaşmasıyla sağlandığını ifade etti. Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Kanal 24’te katıldığı bir programda, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevapladı. Türkiye’nin nükleer silahlar konusunda ilkesel olarak bir tutum içinde bulunduğunu ve çok uzun zamandır bunu her zeminde vurguladığını bildiren Davutoğlu, Türkiye’nin nükleer silahlara karşı olduğunu ve nükleer silahlardan arındırılmış bir bölge istediğini söyledi. Türkiye’nin, barışçıl nükleer enerjinin herkesin hakkı olduğuna inandığını ifade eden Davutoğlu, nükleer tekel oluşmasının doğru olmadığını ve bu durumun bazı ülkelere ekonomik rekabette fayda sağladığını kaydetti.

Türkiye’nin her iki konuda da çıkacak ihtilaflarda çözüm yolu olarak diplomasiyi benimsediğini vurgulayan Davutoğlu, askeri yönteme kesinlikle karşı olduklarının altını çizdi. “Biz bölgemizde nükleer silah istemiyoruz” diyen Davutoğlu, İran’ın nükleer programıyla ilgili bu süreçte şeffaf davranması ve UAEK ile işbirliği içinde hareket etmesi gerektiğini kaydederek, geçen yıl yürütülen müzakerelerin koptuğunu, ancak daha sonra müzakerelerin Türkiye’nin girişimleri sonucunda tekrar başladığını hatırlattı. “Türkiye’nin bu sürece müdahil olması da yeni değildir” ifadesini kullanan Dışişleri Bakanı, Türkiye’nin, İran’a ilk yaptırımın uygulanmaya başladığı 2006 yılından bu yana sürecin içinde bulunduğuna dikkati çekti. Davutoğlu, “Biz BM Güvenlik Konseyi’ndeki herhangi bir üye değiliz. Biz İran’a komşu olan yegane BMGK üyesi ülkeyiz” dedi. İran’a uygulanacak yaptırımların Türkiye’ye maliyetinin olacağını ifade eden Dışişleri Bakanı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yaptırımlar, bugünkü geçen haliyle yumuşatılmış bir hali ve bunda Türkiye’nin çabalarının, Tahran anlaşmasının etkisi olmuştur. Hazırlanan taslakta, gayrı resmi olarak paylaşılan taslakta, özellikle enerji ticaret, ulaştırma, sigortacılık, bankacılık gibi alanlarda ciddi müeyyideler geliyordu. İsrail’in istediği yaptırımlar, İran’ı felç kılacak yaptırımlardı.” Diplomasiyle ciddi bir mesafe aldıklarını belirten Davutoğlu, Türkiye’nin dünyada yalnızlaşması gibi bir durumun söz konusu olmadığını söyledi. Türkiye’nin BMGK’nın yaptırım kararlarına uyup uymayacağı sorusunu cevaplayan Davutoğlu, şu ana kadar İran’a yönelik 6 yaptırım kararı çıktığını hatırlatarak, Türkiye’nin de bu konuda geçmişteki uygulamalarını sürdüreceğini bildirdi.

Kaynak : http://www.milligazete.com.tr – 10/06/2010

TOKİ`den Erken Ödeme İndirim Fırsatı

7f771d391128c58946878d58769158edTOKİ`den ev alanlara indirim kampanyası

Toplu Konut İdaresi (TOKİ), 2008 yılı sonuna kadar satışı gerçekleştirilen konut ve işyerleri için borcunu kapatmak isteyenlere indirim imkanı sunuyor. 23 Eylül-23 Ekim 2009 tarihleri arasında borcun tümünü ödeyenlere yüzde 20, 3 ay vadede kapatacaklara ise yüzde 17 indirim uygulanacak

TOKİ, vadesi 12 aydan az kalanlar hariç 2008`den önce satışı gerçekleştirilen konut ve işyerlerinin borç bakiyelerinin kapatılmasını sağlamak amacıyla indirim kampanyası düzenledi.
Kampanya kapsamında, konut ve iş yeri sahipleri borç kapatma tarihi itibariyle hesaplanacak borç bakiyelerini, 23 Eylül-23 Ekim 2009 tarihleri arasında satış işlemlerini gerçekleştiren Bankaya başvurmak suretiyle peşin veya 3 ay vadeli kapatabilecek.
Borç bakiyesinin peşin kapatılması durumunda yüzde 20, 3 ay vadeli eşit taksitli olarak kapatılması durumunda ise yüzde 17 indirim yapılacak.
Söz konusu tarihten sonraki borç kapatmalarda, indirim oranları uygulanmayacak.
Kampanyadan faydalanmak isteyenler, ilgili bankalardan konut kredisi kullanabilecek.
Kampanyadan yaklaşık 131 bin 620 adet konut alıcısı yararlanabileceği belirtildi.
TOKİ, 27 Nisan-27 Mayıs 2009 tarihleri arasında da bir indirim kampanyası düzenlemişti. Yüzde 16 ile yüzde 21 oranları arasında indirim uygulanan kampanyadan 4 bin 108 kişi faydalanmış, kurum 150 milyon 414,2 bin liralık alacağı erken tahsil etme imkanına kavuşmuştu.

Putin’den ABD’ye şok sözler

Russia EU GasRusya Başbakanı Vladimir Putin gazetecilere yaptığı açıklamada ABD’nin uluslararası meseleler karşısında tek taraflı yaklaşımına değinerek bugün kimse kendini dünyanın jandarması olarak göremez dedi.
Putin, soğuk savaş döneminin bitmesiyle birlikte ABD yöneticilerinin uluslararası kanunları hiçe sayarak diledikleri gibi davranacakları zehabına kapıldıklarını ileri sürerek “bu gün artık herkesin de bildiği gibi günümüz şartlarında dünyada hiç kimse dünya imparatorluğu çığırtkanlığında bulunmamalıdır” dedi.

ABD’nin Kafkas politikalarını da eleştiren Putin, Amerikalılar politikalarında sadece kendi çıkarlarını düşünüyorlar, diğer ulusların menfaatlerine ise hiçbir değer vermiyorlar. ama günümüzde uluslararası ilişkiler alanında herkes tarafından kabul edilmiş kurallar ve kurumlar bulunmaktadır ve herkesin buna riayet etmesi gerekmektedir açıklamasında bulundu.

Uluslararası meseleler karşısında batının ve NATO’nun pasif kaldığını da iddia eden Putin Batılı ülkelerin ABD’nin baskısı altında olduğunu ileri sürdü. NATO’nun ve ABD’nin liderliğinde hareket eden ülkelerin heterojen bir yapıda olduklarını ileri süren Rusya başbakanı Vladimir Putin, bu ülkelerin çoğunun ABD’nin görüşlerine uymayan düşüncelerini dile getirmekten sakındıklarını açık yüreklilikle söyleyebilirim dedi.

Açıklamalarının sonunda Putin bu gün artık ülkelerin küresel düzeyde işbirliğine ve anlaşmaya daha bir önem verdiklerini dile getirerek bu işbirliği temayülünün giderek artacağını ifade etti.

Mescidi Aksa’ya Siyonist Tacizi!

mescid-i-aksa-ya-siyonist-tacizi-medium-0Siyonistler Aksa’nın karşısında yapımı devam eden sinagogun üzerine Aksa’yı yıkıp kurmayı planladıkları Hz. Süleyman heykelinin maketini yerleştirdiler.Bazı Siyonist cemaatler, haham ve sinagog öğrencilerinin de yardımıyla Mescidi Aksa’nın karşısında yapımı devam eden sinagogun üzerine daha önce Mescidi Aksa’nın yerinde var olduğunu iddia ettikleri hayali Süleyman heykelinin büyük bir maketini yerleştirdiler.

Filistin Enformasyon Merkezi’nin bildirdiğine göre Aksa Müessesesi dün (06 Ağustos Perşembe) yaptığı açıklamada, Siyonist cemaatlerin yapımı devam eden sinagogun üzerine yerleştirdikleri maketin Mescidi Aksa ile Burak duvarından sadece birkaç metre uzaklıkta olduğunu belirtti.

Siyonist cemaatler birkaç ay önce de Mescidi Aksa’nın karşısına dev bir şamdan dikmişti.

Aksa Müessesesi yaptığı açıklamanın devamında, Siyonist cemaatlerin buraya hayali heykeli dikerek, bölgeye gelen ziyaretçilerin daha önce var olduğu iddia edilen mabede ilişkin dikkatlerini çekmek, bilinçlenmelerini sağlamak ve Mescidi Aksa’nın altında üçüncü heykelin yapılmasına zemin hazırlamak istediklerini ifade etti.

Açıklamanın devamında son zamanlarda Siyonist cemaatlerin değişik isimler altında Kudüs’te ve özellikle de Mescidi Aksa’da tahrik dolu birçok gösteri ve yürüyüş yaptıklarına da dikkat çekildi.

Aksa Müessesesi, birkaç ay önce de Siyonist dini cemaatlerin şu anda maketin yerleştirildiği yere heykele ait büyük bir şamdanı yerleştirdiklerini duyurmuştu.

Kudüs ve çevresindeki bölgelerde yaşayan Filistinlilerden Mescidi Aksa’yı korumak için harekete geçmelerini isteyen Aksa Müessesesi, Mescidi Aksa’da tutulacak nöbetlerin onu en iyi koruma yollarından biri olduğunu ifade etti.
Kudüs’te Filistinliler evlerinden atıldı evleri gaspedildi
Filistin el-Yevm Haber Ajansının bildirdiğine göre, BM Yardım kuruluşu UNRWA, Kudüs’ten çıkarılan Filistinli mültecilerle ilgilenmeye devam edeceğini açıkladı. Geçen hafta Filistinli mülteci esirlerden bazıları sınır dışı edilmişti.

UNRWA, İsrail işgal güçlerinin geçen hafta Kudüs’ün kuzeyinde 53 Filisitinli mülteciyi sınır dışı ettiklerini ve siyonist yerleşimcilerin Filisitnliler’in evlerini gasp ettiklerini açıkladı.

UNRWA sözcüsü Chris Guinness Perşembe akşamı geçen hafta 50 seneden fazla Kudüs’te yaşayan Filistinli ailelerin evlerinden çıkarıldığını ve bu olayın özellikle çocuklarda şok etkisi yaptığını belirtti.

Guinness, İsrail polislerinin Pazar günü mülkiyetleri Filistinlilere ait olan evleri yılın ortasında boşalttıklarını da ekledi.

Basın sözcüsü İsrail’in bunlara devam etmesi durumunda sınır dışı edilen ailelere yardımlarının devam edeceğine işaret etti.

KAYNAK : http://www.milligazete.com.tr 07-08-2009

SREBRENITZA KATLİAMI 14. YILINDA ANILIYOR

srebrenitza139d2c441387e771by[1]Bosna Hersek’teki Srebreniza’da, 11 Temmuz 1995’teki katliamın 14. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma törenine binlerce kişi katılıyor.
Avrupa’da 2. Dünya Savaşı’ndan sonra en büyük trajedi olarak nitelenen katliamın kurbanlarını anmak için düzenlenen törene katılmak isteyen binlerce kişi, otobüslerle bu sabahtan itibaren kente akın etti.

Anma töreninin organizatörlerine göre, Saraybosna’dan törene katılmak isteyenlere 160 otobüs tahsis edildi. Organizatörler, çok sayıda kişinin de kendi araçlarıyla Srebrenitza’ya geldiğini söylediler.

Avrupa Parlamentosunun geçen ocak ayında aldığı karara göre, Srebreniça katliamı için, bu yıl ilk kez AB ülkelerinde de törenler düzenlenecek.

Srebrenitza’daki tören, kentin girişindeki Potocari anıt mezarlığında düzenleniyor. Törende, kimlikleri teşhis edilen ve katliam sırasında 14-75 yaşları arasında olan 534 kişinin kalıntıları toprağa verilecek.

Anıt mezarlığın açıldığı 2003’ten bu yana Potocari’ye bölgedeki 70 mezardan çıkarılan yaklaşık 3 bin 200 kişinin kalıntıları defnedildi.

11 Temmuz 1995’te Srebrenitza’yı koruyan Hollandalı BM askerlerinin Bosnalı Sırpların kasabayı ele geçirmesine göz yummasının ardından bir hafta süren katliamda, kasabada aralarında yetişkin erkek ve erkek çocukların da bulunduğu 8 bin kadar Müslüman Boşnak öldürülmüştü.

Katliamın sorumlularından biri olan Radovan Karaciç uzun yıllar bulunamamış, 13 yıl firari yaşayan eski Sırp lideri Temmuz 2008’de yakalanmıştı. Katliamın diğer sorumlusu Ratko Mladiç ise hala kaçak.

Uluslararası Adalet Divanı, 2007’de katliamı soykırım olarak nitelendirmişti

Hakan KAYA yazılarıyla BURSA GÜNDEM Gazetesinde

Resim 00310 Haziran 2009 Çarşamba dan itibaren Hakan KAYA yazıları ile birlikte Bursa nın ciddi ve önemli gazetelerinden BURSA GÜNDEM Gazetesi aracılığı ile okurlarıyla buluşacaktır kamuoyuna duyurulur